16. Altın Koza Film Festivali başladı

Bu yıl 16.'sı yapılan Altın Koza Film Festivali, başladı.

16. Altın Koza Uluslararası Film Festivali'ne katılan sanatçılar, özel uçakla Adana'ya geldi.

Altın Koza etkinlikleri kapsamında davet edilen ve aralarında Yusuf Sezgin, Selda Alkor, Suzan Avcı, Yılmaz Köksal, Selma Güneri, Sevim Akbaş, Mustafa Alabora ve Şerif Sezer gibi oyuncuların da bulunduğu 100'ü aşkın sanatçı, senaryo yazarı ve yönetmen uçakla Adana'ya geldi.

Adana Havalimanı'nda Altın Koza ve belediye yetkilileri tarafından karşılanan sanatçılara vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.

Sanatçılardan Yusuf Sezgin, Altın Koza Uluslararası Film Festivali'nin kendisi için çok önemli olduğunu söyledi. Bu yıl mesleğinde 46. yılı doldurduğunu ifade eden ve festivalde Filiz Akın ile ''Yaşam Boyu Onur Ödülü'' alacağını belirten Sezgin, ''Çok mutluyum. Sinema benim bir yaşam parçam. Bu anlamlı ödülü layık gördükleri için çok teşekkür ediyorum. Daha önce olduğu gibi gelecek yıllardaki etkinliklere de katılacağım'' dedi. Sinema Sanatçısı Selda Alkor da Altın Koza'nın Türkiye'nin en önemli festivallerinden biri olduğunu kaydetti.

Altın Koza'yı her zaman desteklediğini dile getiren Alkor, ''Altın Koza için verilen her görevi seve seve üstlenirim. Dilerim bir gün aradaki açığı kapatır. Çünkü başladığı günden bu yana Altın Koza zaman zaman aralar verdi ve bu arayı kapatır diye düşünüyorum'' diye konuştu. Sanatçı Yılmaz Köksal ise şunları söyledi:

''Altın Koza bizim jenerasyon için çok büyük anlam taşıyor. 1969 yılında ilk kez düzenlenen festivale de katılmıştım. Ne mutlu ki bize 40 yıl aradan sonra yine buradayız. Muhteşem bir etkinlik olan Altın Koza, Adana'nın sosyal ve kültürel yapısına renk katıyor. Aynı zamanda Yeşilçam için ayrıcalığı olan bir etkinlik. Buraya gelmek bizim için büyük mutluluk. Umarım daha nice Altın Koza etkinlikleri yapılır.''

Bu arada, festivalin resmi açılışı, akşam Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu'nda düzenlenecek etkinlikle yapılacak.

ÖZGÜ NAMAL: BİR ÜLKE EĞER HEM SENARYO HEM OYUNCULUK ANLAMINDA KENDİ TOPRAKLARINDAN BESLENMİYORSA, ÇOK ZAVALLI VE YANLIŞ BİR ÜLKEDİR


Adana Büyükşehir Belediyesince bu yıl 16. düzenlenen Altın Koza Film Festivali'nde Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması'nın jüri üyeliğini yapan Özgü Namal, Anadolu topraklarının senaryo için iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Namal, konakladığı otelde gazetecilere festivalle ilgili yaptığı açıklamada, jüride yer almayı güzel ve eğlenceli bulduğunu, ancak karar verici pozisyonda olmanın oyunculuktan daha zor olduğunu belirtti.
Adana'da bulunmaktan ayrı mutluluk duyduğunu ifade eden Namal, kentin bir dönem sinema için ayrı bir yeri olduğunu ifade etti.

Anadolu kentlerinin çok kıymetli ve güzel hikayeleri bulunduğunu vurgulayan Namal, şöyle konuştu:
''Bu kültürlerin çok kıymetli olduğunu ve bizi beslediğini düşünüyorum. Bir ülke eğer hem senaryo hem oyunculuk anlamında kendi topraklarından beslenmiyorsa, çok zavallı ve yanlış bir ülkedir. Ülkemiz bu konuda çok zengin. Mesela Amerika'da bu kültür zenginliği yok. Sinemanın geleceğe için çok malzememiz var.

Keşke daha fazla değerlendirilse bu toprakların hikayeleri. Ben senaryo sorununun olduğunu görüyorum. Neden buradan hikayeler çıkmasın, hikaye mi yok, sağınıza bakın hikaye, solunuza bakın mekan, değerlendirmek gerek. Sinema biraz daha entelektüel bir alanda durduğu için bu topraktaki bir olgunun veya hikayenin farkına varmak, burada yaşamaktan geçiyor.''

Özgü Namal, son günlerde gazetelere yansıyan şiddet olaylarında çocukların büyük yer aldığı ve sinemanın olumsuzlukları giderme yönünde nasıl katkı sağlayacağı yönündeki soruları da yanıtladı.
Sinemanın herkes için çok değerli olduğunu vurgulayan Namal, şöyle dedi:

''Bir çocuk için ise değeri tartışılmaz. Çünkü hayal satıyor ve pazarlıyoruz. Çok büyülü ve sihirli bir şey. Altın Koza'da son 3 yıldır çocuk teması kullanılıyor, ama keşke 40 yıldır işlenseydi. Sinemanın çocuklar üzerindeki etkisi tartışılmaz. Bir kitap, bir cümle, bir film, bir çocuğun hayatını değiştirebilir. Keşke bütün dünya sinema çekse film izlese.''

Özgü Namal, bir süre sonra oyunculuğun dışında kamera arkasındaki ekipte de yer almayı istediğini belirterek, ''Kamera arkasına geçmeyi düşünüyorum, ama henüz haddim değil, daha öğrenmem gereken şeyler var. Umarım Anadolu'nun hikayelerini işlemek kısmet olur'' diye konuştu. Adına özel ödül verilen Yılmaz Güney'in sinemaya katkısı ve kendisine etkisiyle ilgili soruları cevaplayan Namal, şunları söyledi:

''Yılmaz Güney, çok entelektüel bir kişiydi. Yurt dışında bize getirdiği başarılar, Türkiye'nin tanınmasında büyük önem taşıyor. Bizler onun mirasçılarıyız. Bugün yaşamıyor ama fikirleri ve ideolojisi yaşıyor. Biz mirasçı olarak onlardan aldığımız bayrağı devam ettirmeye çalışıyoruz. Ben genç bir sinemacı olarak politik filmler demeyeyim ama içeriği daha derin, cümleleri daha anlamlı ve bizi etkileyen işler yapmayı daha çok seviyorum. Öyle çok para kazanmak için gişe filmi yapmaktansa birazcık daha derdi olan filmlerin içinde yer almayı seviyorum. Beynelmilel ve Mutluluk bunlara örnek filmlerdi. Onların bıraktığı bayrağı eğer bugün devam ettirebiliyorsak ne mutlu bize.''

JÜRİ ÜYESİ OYUNCU MELTEM CUMBUL: ELİMİZDEN GELDİĞİNCE EN ADİL BİÇİMDE DEĞERLENDİRMEYE ÇALIŞACAĞIZ

Jüri üyelerinden oyuncu Meltem Cumbul ise festivalde 12 filmin yarıştığını, bir hafta süresince seçim yapmakta zorlanacaklarını belirterek, ''Elimizden geldiğince en adil biçimde değerlendirmeye çalışacağız'' dedi.

Türkiye'nin her köşesinin bereketli olduğunu ifade eden Cumbul, yeni sinema hikayeleri için kültürün çok elverişli olduğunu, ancak anlatmasını ve hikaye oluşturmasını iyi çözümlemek gerektiğini vurguladı. Küçük yaştan itibaren sanata yönelmenin gelecek için önem taşıdığını ifade eden Meltem Cumbul, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Ne kadar küçük yaştan itibaren yönelirsen, kendine o kadar şiddetin ve öfkenin yerini doldurabilecek alanlar oluşturabilirsin. Bu anlamda, Altın Koza son 3 yıldır çok önemli bir şey yapıyor. Çocuk çağlarımızda psikolojimiz, yetişme tarzımız, bulunduğumuz ortam ve ailemiz bizi geleceğe hazırlıyor. Festivalde çocuklara özel önem verilmesi de bu çocukların gelişimine önemli katkı sağlıyor.''

Sinema, televizyon ve tiyatro yapımlarını birbirinden ayırt etmediğini bildiren Cumbul, şunları söyledi:

''Benim için oyunculuğun olduğu her alan dikkatle değerlendirilmesi gereken bir noktadır. Beğendiğim hikayelerde oynuyorum. Ben televizyonu dizi yapmayı aşağı bir seviyede görmüyorum. Çünkü oyuncu olarak aynı seviyede hizmet veriyorum, şartlar ne kadar zor olsa da. Bunun içinde her şeyi çabuk beğenen bir yapım yok, tedbirli davranıyorum, zor beğenen bir yapıya sahibim.''

Cumbul, yazarlık anlamında kendini geliştirmeye çalıştığını, rol aldığı ''Aşk Yakar'' adlı dizinin yazı ekibinde de görev aldığını bildirdi.

DÜNYACA ÜNLÜ TÜRK YÖNETMEN CEYLAN: SON 1-2 YILDA SİNEMADA HEM GİŞE HEM KALİTE ANLAMINDA CİDDİ BİR GELİŞME OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM


Dünyaca ünlü Türk yönetmen Nuri Bilge Ceylan, Türk sinemasının son 2 yılda büyük yükseliş gösterdiğini, kalite anlamında ciddi bir gelişme sağlandığını vurguladı.

16. Altın Koza Film Festivali Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması'nın jüri başkanlığını yapan Nuri Bilge Ceylan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Cannes Film Festivali'nde de jüride yer aldığını, profesyonel bir organizasyon olmasına rağmen sıcak bir ilişki ortamının yaratılamadığını belirtti.

Altın Koza'nın daha sevimli ve sıcak bir festival olduğunu ifade eden Ceylan, Türk sinemasının geçmişini ve geldiği noktayı değerlendirdi. Türk sinemasının son dönemlerde gişe başarısı ve kalite açısından önemli bir yere sahip olmaya başladığını vurgulayan Ceylan, şunları kaydetti:

''Ancak, bunu yeniden bir yükseliş gibi kıyaslamamak gerek. 60-70'li yıllarda televizyon yoktu. O dönemde halkın sinemaya gitmekten başka seçeneği bulunmuyordu. Bu nedenle 60-70'li yılları sinemada yükseliş gibi görmemek lazım. O yıllarda iyi filmlerden çok, kötü, ısmarlama, sipariş filmler yapılıyordu. Sadece nabza şerbet veren filmler yapıldı. Sadece bir yılda 200 film çıkartıldı. Son dönemdeki hareketlenme ise başlı başına bir yükseliş. Son 1-2 yılda tüm rekabete, televizyona rağmen, gençlerin sinemada aktif olarak yer almasıyla hem gişe hem kalite anlamında ciddi bir gelişme olduğunu düşünüyorum.''

Ceylan, Türk sinemasının sadece Avrupa ve ABD sinemasıyla kıyaslanamayacağını veya benzetilemeyeceğini savundu. Türk sinemasının tek düze bir bakışla film yapmadığını ifade eden Ceylan, şöyle devam etti:

''Türkiye bence Güney Kore gibi her dalda film üreten bir ülke, sadece tek tip film üretiyor diyemeyiz, çeşitlilik var. Böyle olması bir bakıma sinema sanayisi açısından sağlıklı denilebilir. Sanatsal anlamda derinleşmeyi hedefleyen bir sinemanın çok seyircisi olmaz. Bunun yanında seyirciye yönelik sinema daha farklı olmalı. Ben çeşitliliği sektörün sağlığı açısından önemli buluyorum. Sanatsal, konvansiyonel sinemanın dışındaki sinema içinde bir alan açılmış oluyor. O yüzden gidişatı iyi görüyorum.''

Ceylan, Adana'nın değerleri arasından gösterdiği ve Altın Koza'da adına özel ödül verilen Yılmaz Güney'in ''çok önemli bir sinema insanı'' olduğunu vurguladı.

Bunun sadece Türkiye'de değil, dünyada da etkili bir düşünce olduğunu dile getiren Ceylan, ''Yabancı bir dergide, ünlü yönetmen Alejandro Gonzales Inarritu'nun Yılmaz Güney'in 'Yol' filmini izledikten sonra sinemaya başladığını yazıyordu. Bir film bir insanın hayatını değiştirebilir. Bir tek laf, söz bile, öyle bir yere dokunur ki yeni bir başlangıç yapabilir. Ben de çok küçük şeylerden sinemaya başlamışımdır. Güney de bu anlamda sadece politik açıdan değil, sinemasal açıdan da çok önemli bir yönetmen'' dedi.

JÜRİ BAŞKANLIĞI VE ELEŞTİRİLER

Ceylan, jüri başkanlığının zorluğunu henüz yaşamadığını, jüride konuştukça fikirlerin geliştiğini, bunun da kendisini olumlu etkilediğini belirtti. Jüriye gelecek eleştirileri baştan kabullendiklerini ifade eden Ceylan, şunları söyledi:

'Bu işin doğası böyle. Biz de yarışmacı oluyoruz, bizim de başımıza benzer şeyler geliyor. Nasıl biz doğal karşılıyorsak, herkesin öyle karşılaması gerekir. Kendi ülkende jüri olmanın en büyük zorluğu burada. Küçük bir camia, tanıdığımız, sevdiğimiz arkadaşlarımızın filmlerini değerlendiriyoruz. Ama oyunun kuralı böyle, yapacak başka bir şey yok. Arkadaşlığı, dostluğu kenara bırakıp, profesyonel düşünmek zorundayız. 9 kişi var. Jüri belirli bir ortalama alıyor. Biraz düşman kazanmak zorunda kalıyor insanlar.''

ADANA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI DURAK: ALTIN KOZA İLE ADANALI YENİDEN SANATA DOYAR HALE GELİYOR

Adana Büyükşehir Belediyesi'nce bu yıl 16.'ncısı gerçekleştirilen Altın Koza Film Festivali kapsamında jüri onuruna yemek düzenlendi.

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, Hiltonsa Oteli'nde düzenlenen yemekte, Altın Koza Film Festivali'nin pamuk kozasıyla özdeşleştiğini vurguladı. Durak, geçmiş dönemde Adana'nın sinema açısından zengin bir yapıya sahip olduğuna değinerek, şunları kaydetti:

''Geçmiş dönemde Yeşilçam'ın ünlü filmlerinin galası Adana'da gerçekleştirilirdi. O günlerden bugünlere çok şey değişti. Adana ekonomisi, Türkiye'de sanayi ve ticaret gelişince geride kaldı. Bir dönemler kentte 200 yazlık sinema vardı. Beyaz altın pamuğun vatanı, tarım merkezi olma özelliğini yitiren Adana, sinemayı da kaybetmeye başlamıştı. Şimdi Altın Koza ile Adanalı yeniden sanata doyar hale geliyor. Nuri Bilge Ceylan gibi sinema dünyasının en önemli isimleri Adana'da yer alıyor. Amacımız festivali her yıl hem ulusal hem de uluslararası daha önemli yerlere taşımak.''

Başkan Durak'ın da eşi Yıldız Durak ile katıldığı geceye, festivalin ulusal uzun metrajlı film yarışmasının jüri başkanı yönetmen Nuri Bilge Ceylan ve seçici kurulda yer alan oyuncu Bulut Aras, yazar ve senarist Fürüzan, müzisyen Mazlum Çimen, oyuncu Meltem Cumbul, yönetmen Özcan Alper, oyuncu Özgü Namal, görüntü yönetmeni Uğur İçbak, sinema yazarı ve akademisyen Zeynep Tül Akbal Süalp ve halk jürisi üyeleri katıldı.
BİZE ULAŞIN