Geleceğin tiyatrosu insansız bile olabilir

İstanbul'a gelen Portekizli genç oyun yazarı José Maria Vieira Mendes 'Geleceğin tiyatrosunda insana bile gerek olmayabilir' diye konuşuyor

Ve Diğer Şeyler Topluluğu'nun İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti (AKB) Ajansı Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetmenliği desteği ile düzenlendiği Yeni Metin Yeni Tiyatro projesi, Avrupa'nın ödüllü yeni nesil oyun yazarlarından José Maria Vieira Mendes'i ağırladı. GalataPerform ile Pera Müzesi'nde okuma tiyatrosu ve oyun yazarlığı atölye çalışmalarına katılan Mendes, SABAH'ın sorularını yanıtladı:
YÖNETMENSİZ YAPIMLAR: "Bazen bir gösteriye bir metinden değil de bir fikirden, bir kelimeden, bir başlıktan ya da bir kavramdan yola çıkarak başlıyoruz. Metin daha sonra kendiliğinden gelişiyor ya da bir metin bile olmayabiliyor ortada. Bir yönetmenimiz yok, herhangi bir yönetmenle de birlikte çalışmıyoruz. Oyuncular temsilin yaratıcıları, her şeyden onlar sorumlular."
İNSANSIZ SAHNEYE DOĞRU: "Çok saygı duyduğum Alman bir sanatçı olan Jonathan Messe geleceğin tiyatrosunda insanlara yer olmayacağını söylüyor ve kendisinin de gerçekleşmesine yardım edeceği devrimden sonra, bunun mümkün olacağına inanıyor. Bu tiyatroda seyirciye yer yok, ne sahne üstünde ne de seyirci koltuğunda. Bu fikir hoşuma gidiyor, tabii şu an sadece fikir bazında konuşuyorum. Öte yandan benim ve Teatro Praga'nın gelecekteki tiyatrosu ile ilgili pek çok fikrim var. Biz tiyatroyu hızlandırmak, ona ivme kazandırmak istiyoruz. Aynı zamanda onu gittikçe büyütüyoruz da daha büyük ve daha iddialı prodüksiyonlarla. Ve aynı zamanda yıkımı da amaçlıyoruz. Buna, kişinin kendi kendini tahrip etmesi ya da bir tür intihar da dahil."
APTALLIĞA İLGİM VAR: "Oyun yazma süreçlerimde belirli bir yöntemim yok. Nasıl yazdığım, o sıralar üzerinde çalıştığım yazım tarzına bağlı daha çok. Tamamen tek başıma bir oyun kaleme alabilirim ya da bir grupla birlikte yazabilirim ve herkes metnin bir parçasını yazabilir. Şu aralar yazarken pek çok klişe kullanıyorum. Aptallıkla ilgileniyorum. Bu yüzden bol bol kötü filmler seyrediyor ve kötü kitaplar okuyorum. Sanırım 'sanat' beni iyice hasta etmeye başladı. Ama neticede yine ona geri döneceğim. Bunu da biliyorum."
KLASİKLERİ TERCİH EDERİM: "Klasik oynamaya olan düşkünlük benim için bir sorun teşkil etmiyor. Kötü bir çağdaş oyun okumaktansa iyi bir klasik okumayı tercih ederim. Bence sorun, metinleri nasıl ele aldığımızla ilgili."
SEYİRCİ DE DÜŞÜNEBİLİR: "Okuduğum bir makale vardı, iki sanat dalı arasındaki farka vurgu yaparak, tiyatronun edebiyatla aynı şey olmadığından bahsediyordu. Ve bu durum bir temsilde genelde şu şekilde inşa ediliyor: Bir metin yazılıyor, sonra yönetmen o metnin anlamını dışa vurmaya çalışıyor. Temsil aslında dağıtım ve satıştan ibaret. Seyirci de bunu seyretmek için para veriyor, düşünmek için değil. Böylece herşey seyirci için özetlenip paketlenmiş oluyor ve seyircinin kendi başına bir okuma yapmasına gerek kalmıyor. Açıkçası şahsen bir seyirci olarak, bana bu şekilde davranmayan bir temsili tercih ederim."
BİZE ULAŞIN