"Kene kovucu spreyler zararlı"

Ankara Üniversitesi (AÜ) Veteriner Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Karaer, kenelerden korunmak için kullanılan spreylerin etkisiz ve zararlı olduğunu savundu.

Karaer, son günlerde kenenin daha çok can almaya başladığını, bu yılın ilk 7 ayında 45 kişinin hayatını kaybettiğini anımsattı.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 1 Ocak-20 Temmuz 2009 tarihleri arasında Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı tanısı konan 969 vaka tespit edildiğini belirten Karaer, bu yılki rakamların geçen seneden pek farklı olmadığını, bu durumun hastalıkla mücadelede bugüne kadar yapılanların sorgulanması gerekliliğini ortaya koyduğunu ifade etti.

Karaer, bu sene ölümlerin görüldüğü riskli bölgelerde hayvanlarda kullanılmak üzere kimyasal dağıtımından vazgeçildiğini, bunun yerine insanlara kene kovucuya batırılmış elbiseler dağıtıldığını ya da kene kovucu spreyler verildiğini belirterek, şunları kaydetti:

''Ancak sonuç ortada, değişen pek bir şey yok. Bir de bölgede binlerce insanın yoğun olarak uyguladığı bu kovucuların etken maddelerinin, yağmurla sulara karışmalarının sudaki canlılar için her zaman hayati önem taşıdığı ve balıklar için çok şiddetli öldürücü olduğu unutulmamalı. Ayrıca yine insanların konsantre haldeki bu kovucuları elbiselerden derileri vasıtasıyla ya da solunum yoluyla almaları her zaman mümkün. Bu durum ileride belki de insanlarda bir çok deri ve solunum rahatsızlığı oluşmasını da birlikte getirecek. Bunlara bir de kenelerin çok kısa sürede direnç kazanma yetenekleri olduğu ilave edildiğinde, çözüm noktasında çözümsüzlüğe nasıl gelindiği, nasıl hastalığın ve kenelerin her yıl katlanarak arttığı görülmekte.''

''MÜCADELE, KENENİN SAKLANDIĞI YERDE YAPILMALI''

Karaer, keneyle mücadele noktasında bugüne kadar bilimsel esaslara dayalı verilere göre stratejiler geliştirilmediğini de savunarak, kene ile mücadelenin hayvan veya insan üzerinde olmadığı zamanlarda yapılması gerekliliğinin atlandığını öne sürdü.

Kenenin hayvan veya insan üzerinde beslendiği, kan emdiği sürenin 10-15 gün olduğunu, geri kalan 350-355 gün toprakta, taş altında, duvar yarıklarında saklandığını anlatan Karaer, mücadelenin kenenin saklandığı yerde yapılması gerektiğini söyledi.

Karaer, bu dönemde yapılacak mücadelede kimyasalsız imha yöntemlerinin de kolaylıkla uygulanacağını belirterek, ''Ama kene veya kenelerin bu dönemi geçirdiği yer, maalesef bugüne kadar araştırılmamıştır. Onun için öncelikle devlet tarafından 'Türkiye'de hangi bölgede hangi kene türleri var, bunlar ne zaman hangi hayvanlardan kan emiyor, bahar aylarında, kış aylarında nerede saklanıyorlar?' Sorularını içeren ulusal bir proje gündeme gelmelidir'' diye konuştu.

''VATANDAŞLAR BİLİNÇLENDİRİLMELİ''

Bu kapsamda vatandaşların bilinçlendirilmesinin önemine de değinen Karaer, ''Keneyle mücadelede, insanlar, her şeyden önce 'kene insana değil, insan keneye gider' gerçeğini kavramalılar'' dedi. Karaer, insanların doğadaki her alanın kendilerinin olmadığını kabul etmeleri gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

''İnsanlar, kendi yaşam alanlarını belirlemeli, kendisi tarafından kontrol altına alınmış, yabani veya başıboş hayvanların giremeyeceği, evcil hayvanların da kontrollü olarak girebileceği yaşam alanları oluşturmalıdır. Bunu toprak altında 25-50 santimetre derinlikte temel üzerine çeşitli ama muntazam çitler, sıvalı duvarlarla yapabilirler. Bu şekilde ev alanları, tarla, bahçe, bağ, hatta mera ve piknik alanları çevirebilir. Herhalde bugüne kadar kimyasallara harcanan paralarla Çin Seddi de, Türkiye'nin dört tarafı da duvarla, çitle çevrilebilirdi. Bu şekilde çevrili alanlarla, çevrili olmayan alanlardaki kene yoğunluğunun farklı olacağını, çevrili alanlarda hiçe yakın kene olacağını iddia ederim.''

Vücut kontrolünün de ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Karaer, kene bulunduğunda yine hiç vakit geçirmeden, en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurulmasını istedi.
BİZE ULAŞIN