Yarına umutla bakıyor

Piyanist David Helfgott, kendini romantiklere daha yakın buluyor. Müzik yeteneğini hayır işleri için değerlendiren dahi sanatçı, dünyanın geleceğinden umutlu: "Yarın, bugünden daha iyi olacak"

Oscar ödüllü aktör Geoffrey Rush'un bu ödüle değer görülen performansıyla canlandırdığı 1996 tarihli Shine filmine ilham veren Avustralya doğumlu şizofren hastası dahi piyanist ve besteci David Helfgott, SABAH'ın ana medya sponsorluğu ve Bilim İlaç'ın katkılarıyla 12 Eylül'de ilk kez Aya İrini Müzesi'nde izleyiciyle buluşacak.
Albümleri milyonlarca dinleyiciye ulaşan yetenekli sanatçı, SABAH'ın sorularını yanıtladı:
- Yaratıcılığın tarifi size göre nedir? - Müziğin kendi halinde akmasına ve yayılmasına izin vermek ve çok fazla karışmadan kendi haline bırakmak.
- Çalarken neyi düşünüyorsunuz?
- Ben, ilham geldiği zaman sadece kozmosun ne kadar muhteşem bir şey olduğunu düşünüyorum.
- Özel bir piyanonuz var mı? - 25 yıl kadar önce bana bir Yamaha C7 piyano hediye edilmişti. O piyanoyu çok seviyorum ve tercih ediyorum.
- Daha çok ne tür eserleri seversiniz? - En romantik olanları. Chopin gibi.
Liszt ve Rachmaninov'u da çok seviyorum.
Bir de, Miklos Rozsa'nın film müziklerini...
- Peki hangi tarz müzik size daha yakın? - Gençken hızlı parçaları daha fazla severdim.
Ama şimdi daha yavaş ve sakin kısımları çalmaktan hoşlanıyorum.
- Özel yetenekli ve şizofren bireyleri olan ailelere söylemek istediğiniz bir mesajınız var mı? - Onları çok sevsinler sadece; her zaman da sevmeye devam etsinler.
- Rachmaninov'dan bu yana hâlâ çalmayı düşlediğiniz bir 'imkânsız beste' daha var mı? - Aslında yok, tüm zorlukları Rachmaninov'un 3 numaralı piyano konçertosu ile kaldırdım. Ve tabii Liszt'in B-Minor sonatı ile de. Bu büyük ustalara olağanüstü sanat eserleri için teşekkür ediyorum.
- Hiç fakir insanlar yararına ya da konser biletlerinizi alamayanlar için çaldınız mı? - Aslında her zaman hayır işleri için para almadan çalıyorum. Bunun yanında okullara ve huzur evlerine gidip oralarda da ücret almadan çalıyorum.
Bu benim hayatımın önemli bir parçasını oluşturuyor.
Ayrıca, pek çok iyi amaç uğruna yardım kuruluşlarına da yardım ediyorum.
- Sizi Shine filminde canlandıran Oscar'lı oyuncu Geoffrey Rush'u nasıl tarif ederdiniz? - Bu filmin en güzel tarafı akıl hastalığı olan pek çok insanı neler yapabilecekleri konusunda yüreklendirmiş olmasıydı. Geoffrey benim için de çok ilham vericiydi. Bu filmle her zaman gurur duyacağız, o çok iyi bir adam ve çok iyi bir oyuncu.
- Günümüz bestecilerinin parçalarını ya da caz müziğinden hangi isimleri beğeniyorsunuz? - Kalbim her zaman romantiklerden yana. Oscar Petersen'ın bazı caz parçalarını seviyorum.
- Sosyal eşitsizlikler, bitmeyen savaşlarla dolu ve küresel ısınma tehdidindeki dünyamızın geleceği hakkında ümitli misiniz? - Ben geleceğe büyük bir umutla bakıyorum ve her şeyin daha olumlu gelişeceğine inanıyorum. Bence yarın, bugünden çok daha iyi olacak.
- Bize biraz destek verdiğiniz The Buttery girişiminden bahseder misiniz? - The Buttery, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı olan insanlara yardımı amaçlayan bir tedavi grubu.
Ve biz de bunun başında olmaktan çok memnunuz.
Birçok insanın kurtulmasına, sevdiğimiz arkadaşlarımızın hayatlarına faydalı bir şekilde devam etmelerine ve bu bağımlılığı yenecek gücü kendilerinde bulmalarına yol açtı.
- İstanbul konseri programınızda neler var? - Rachmaninov'dan Prelüdler, Mendelssohn'dan Rondo Capriccioso, Chopin'den Valsler ile Lizst'in B minor sonatı...

ÖYKÜ YARIŞMASINDA JÜRİ ÜYELİĞİ YAPACAK
DAVİD Helfgott, konser vermek üzere Türkiye'ye geldiği sırada Bilim İlaç'ın bu yıl ikincisini düzenleyeceği Gerçekler Maskelenmesin adlı projeye de destek verecek. Sanatçı, projede bu yıl ikincisi düzenlenecek olan Ateşin Düştüğü Yerden Sesler, Yüzler, Öyküler yarışmasında jüri üyeliği yapacak: Helfgott, bu proje ile kendisi gibi şizofreni hastalığı bulunan yetenekli diğer isimlere ilham vermek istediğini söylüyor.

FAZIL SAY'I DİNLEDİM, PEKİNEL'LERİ BİLİRİM
- Türkiye ve İstanbul hakkında bilginiz ne? - Evet, İstanbul, 1000 yıl boyunca Doğu Roma İmparatorluğu'nun başkenti idi ve ismi Konstantinapolis'ti. Ayrıca Osmanlı Türkleri hakkında da biraz bilgiye sahibim. - Fazıl Say'ı takip ediyor musunuz? - Onunla henüz tanışmadım ama radyoda çalarken dinledim. Yıllar önce Amerika'ya gelen ve orada öğrenim gören iki Türk kız kardeşi de (Güher ve Süher Pekinel) hatırlıyorum.

BİZE ULAŞIN