Ya bütün evlatlar hainlik yaparsa!

Yılın öne çıkan İngiliz filmi Kan Gölü, anne baba duyarlılığından medet umarak güvenlik sağlanamayacağında ısrarcı

Banliyöler, sakinlerini ya şehir merkezinde yaşamanın maddi yükünden kurtarmak ya da tehlike arz eden 'kalabalık'tan ayırmak için var. Birincisine, bizde genellikle varoş deniyor. İkinci seçeneğe ise, gazetelerdeki tam sayfa ilanlarda, 'Bilmemnekent' gibi isimlerle rastlıyoruz. İstanbul gibi Boğaz'ıyla meşhur bir şehre 'sadece 15 dk!' uzaklıktayken, yapay bir 'boğaz'a sahip olmakla övünenleri bile var. Kapısında güvenlik kulübesi olan sitelerde yaşamak, insanlara güvende olmaktan da çok, ayrıcalıklı hissettiriyor. İngiliz yapımı Kan Gölü / Eden Lake'de Steve'in (Açlık'ın Bobby Sands'i Michael Fassbender), kız arkadaşı Jenny'ye (Kelly Reilly) evlenme teklif etmek için seçtiği yer, yakında bu türden bir sitenin inşaatıyla halka açık bir park olmaktan çıkacak bir göl kenarı. Tam çevirisiyle 'Cennet Gölü'nün sınırını belirleyen yerde, arsanın bayındırlık sonrası halinin resmini gösteren ve 'güvenli konutlar'dan bahseden bir tabela var. Jenny'nin "Neden korkuyorlar?" sorusuna, Steve'in espri mahiyetindeki cevabı şu: "Herkesten!" Kan Gölü, bu korkunun yabana atılmayacak haklılığı, diğer taraftan da sınıf ayrımının keskinleşmesiyle, aynı korkuyu salanlara nasıl öfke bahaneleri verildiği hakkında. Hikâye ise, genç çiftin, 'Cennet Gölü' civarının halihazırdaki sakinleri olan işçi sınıfı yeniyetmeleri tarafından terörize edilmesi üzerine. Gençlerin elebaşı ve' çocukla çocuk olan' Steve arasındaki 'güneş gözlüğümü çaldın' muhabbeti, mevcut gerilimin özeti: "O benim gözlüğüm" / "Hayır benim" / "Ray Ban Aviator... Senin mi yani?" / "Sahte!" Kan Gölü, meseleyi sadece kimin gerçek, kimin sahte Ray Ban takabildiğiyle açıklıyor değil. 'Saldım çayıra mevlam kayıra' tekniğiyle çocuk yetiştiren ebeveynler de, filmin konusu. Kan Gölü yine de, anne-baba duyarlılığından medet umarak 'güvenlik' falan sağlanamayacağında ısrarcı.

PARA VE BELA

Geçen Pazar Hürriyet'e verdiği röportajda Alman bir şehir planlama uzmanı, İstanbul'un Londra'yla birlikte Avrupa'nın iki önemli merkezinden biri olduğunu müjdelerken, kendi şehri Berlin'in, ticaret merkezi olmayı başaramadığı için 'Avrupa başkenti' olma fırsatını kaçırdığından yakınıyordu. Diğer hemşerilerinin aynı fikirde olduğunu sanmıyorum. Kentin nüfusunun büyük kısmı orta sınıf; şehir merkezinde ev tutmak, dükkan açmak vs. 'nispeten' kolay. Tam da bu sebeple, Berlin en güvenli büyük şehirlerden biri. Açıkçası nerede para, orada bela.
BİZE ULAŞIN