'Bir öykü bende yıllarca yaşıyor'

MERİÇ öyküyü "İnsanın bir ruh halinin, herhangi bir olay karşısındaki durumunun, kısmetine düşen zaman içinde, bir gülüşün, bir davranışın makaslanıverişidir"şeklinde tanımlamıştı. Anılarını yazdığı Çavla'nın İçinde Sessizce adlı kitabında "Ben bir öykücüyüm. Öykülerimi çok seviyorum. Hem seviyorum, hem beğeniyorum. Bu kendini beğeniş, benim özelliklerimden biri. Kendiyle barışık, kendini çok seven biriyim çünkü. Kusurlarımı bile... Yazma işine gelince, çabuk yazan, yazabilen biri değilim. Bir öykü bende yıllarca yaşıyor. Bu bir yapı meselesidir." demişti. Meriç yaşadıklarını yazma konusunda da şu satırları kaleme almıştı: "Ama ben bir ölürsem! Yaşamak ve ölmek üzerine uzun yazılar yazabilirim. Yıllardır düşünüp durmuşum. Ama ereğim o değil. Ölürsem, ben ölünce, ölüverince ne olacak bunlar. Bu, yıllardır yaşadığım, yaptığım, yoktan var ettiğim ev içi güzellikleri, bu bahçe, bu kokular, doğanın topraktan fışkıran rengi, bereketi, kokusu, ne olacak? Bu sadece yaz evinden bir küçük ayrıntı. Ya altmış yılı bitirip yetmişe yaklaşan ömrüm, yaşamışlığım, çevremde oluşturduğum dostluklar, arkadaşlıklar, sevgiler, acılar, anılar... Ta, 1930'dan kalma bir bakır maşrapa. Onca yıl benimle yaşadı. Küçük bir çocukken de onu seviyordum... Hâlâ seviyorum. O ne olacak? Sahip olduğum öbür eşyalar ve onlara değin bir dolu anı, sevgi parçacıkları üşüşüyor belleğime. Hüzün çökeliyor. Düşünmemeye çalışıyorum," yazmıştı.
BİZE ULAŞIN