Kuş meraklısının "ilginç" koleksiyonu

Kırklareli'nin Pınarhisar ilçesinde bir kuşçu, avcıların vurup getirdiği hayvanları mumyalayarak koleksiyon oluşturdu.

Çeşitli işlerin tamirciliğini yaparak yaşamını sürdüren emekli işçi 81 yaşındaki kuş meraklısı Niyazi Savcı, 22 yaşından beri hobi olarak tahnitçilik sanatı ile ilgilendiğini bildirdi.

Evinde hayvan koleksiyonculuğu yapan Savcı, Trakya bölgesinde kendisinden başka tahnitçilik sanatına ilgi gösterilmediğini söyledi. Savcı, ''50 yıldır nesli tükenen veya tükenmekte olan hayvanları mumyalayarak, hayvan sevgisini aşılamaya ve canlı tutmaya çalışıyorum'' dedi. Pehlivanköy'de ''Kuşçu Niyazi'' olarak tanınan Savcı, şunları söyledi:

''Kırklareli ve çevresinde halen yaşayan ve daha önce yaşamış olan yaklaşık 110 kuş ve yaban hayvanını tahnit ederek, ücretsiz olarak Kırklareli Müzesi'ne bağışladım. Bunlar Kırklareli Müzesi'nde 'tabiat hayatı' salonundaki 3 galeride sergileniyor. Her hafta müzeye giderek, bunların bakımlarını ücretsiz olarak yapıyorum.

Bunların haricinde evimde keklik, bıldırcın, çekirge, kurbağa, yılan, sülün, kertenkele, leylek, tavşan, kurt, tilki, güvercin, kumru, balık çeşitlerinden oluşan koleksiyonum mevcut. Kırklareli'ne müstakil bir tabiat müzesi kurulmalı. Bunu dolduracak kapasitemiz mevcut. Böyle bir oluşum, hem vatandaş hem de öğrenciler için çok faydalı olur. İnsanımızın çoğu hayvanları, kuşları sevdiğini söylüyor ama buradan bir kuş gösterseniz adını bile söyleyemez. İnsanımız, hayvanların cinslerini unuttu.''

ZİRAİ MÜCADELE HAYVAN NESLİNİ TÜKETTİ

Zirai mücadele sırasında, yüksek doz kullanımı nedeniyle bir çok hayvanın neslinin tükendiğini ileri süren Savcı, şöyle devam etti:

''Yaban hayatının avcıların avlanmasıyla yok olması imkansız. Avcılık, insan neslinin tarihi kadar eskidir. Asıl tehlike, zirai mücadelenin yaptığı tahribat. Çünkü, zirai mücadelenin yaptığı tahribatla hayvan üretim mekanizması yok oluyor. Onun için, 30-40 yıldan beri yapılan zirai mücadele yaban hayatını çok olumsuz etkilemiştir.

Bana getirilen pek çok hayvanın zirai mücadeleden zehirlendiğini gördüm. Derelerde kurbağa sesi yok oldu. Kaplumbağaya rastlayamıyorsunuz. Gökyüzünde leylek, turna, dağda tahtalı göremez olduk. Artık, martı, sığırcık, kırlangıç, bıldırcın, üveyik, yeşilbaş ördek, ağaçkakan, sincap, sansar kalmadı denilecek duruma geldik.

Hiç olmazsa bundan sonrasını koruyalım. Marifet, bu hayvanları mumyalanmış şekilde değil, doğada, ağaçlar ve taşlar üzerinde korunmasıdır. Bunun için zirai mücadelede kullanılan doz, yaban hayatına zarar vermeyecek biçimde yeniden gözden geçirilmelidir.''
BİZE ULAŞIN