Türkiye'nin enerjisi Kanuni'nin devri gibi

Prof. Halil İnalcık'a göre, bugünkü nesil "yeni Türkiye'nin yapıcısı" olacak... Kabuğundan çıkıp dünyaya yayılan Türkiye'nin bu enerjisi ve atılımı ise, Kanuni devrindekini hatırlatıyor

*Geçmişten bugüne yolculuğumuzu en iyi bilenlerden birisiniz... Günümüz Türkiye'sini nasıl görüyorsunuz?
Birinci Dünya Harbi'nden sonra Türk milleti dünya yüzünde yaşamak ve varlığını korumak için yeni bir siyasi nizamı benimsemiştir. Bu nizam halkın mutlak hakimiyetine dayanan Türkiye Cumhuriyeti'dir. Onbir yıl türlü cephelerde kanını dökmüş Türk yurdu Türkiye, 1920'lerde 14- 15 milyonluk fakir, sanayi ve ekonomisi olmayan; halkı yüzde 80 tarımla uğraşan, ihracatı fındık tütünden ibaret geri bir memleketti. Bugün Türkiye 70 milyonluk nüfusu ve ileri ekonomisi ile dünya milletleri arasında yer almaktadır.

30-40 YILLIK BİR ATILIM
Türkiye'nin bu hızlı kalkınması, üçüncü dördüncü nesilde gerçekleşmiş bulunuyor. Ben yüzyıla yakın yaşamımda, Hilafet'i görmüş, Osmanlı devrinde doğmuş, Cumhuriyet devrinde Ata'yı görmüş, inkılâpları yaşamış yaşlı bir tarihçiyim. Yeni nesil, büyük Türkiye'nin yapıcıları olabilecek, bilimde, ekonomide, sosyal gelişimde ileriye bakan bir nesildir. Bundan 30-40 yıl önce Türkiye sanayi mallarını üretip satabilecek bir ülke değildi. Demirel dönemi için birkaç şey söylemek isterim... Süleyman Demirel hükümeti zamanında hatırlıyorum, Türkiye'nin Japonya'daki elçiliği hazinede dolar kıtlığı dolayısıyla maaşlarını alamaz konuma gelmişti. Bir tarım memleketi olarak Türkiye suya, barajlara muhtaçtı. Demirel bir mühendis, uzak görüşlü bir siyaset adamı olarak Türkiye'nin her tarafında barajlar ve göletler kurmuştur.

VAKIF ÜNİVERSİTELERİ
Özal devrine gelecek olursak... Türk ekonomisini zincirlerden kurtaran, 10 bin kanun ve nizamnameyi birkaç bine indiren büyük devrimin mümessilidir. Eski devirlerde Ankara ve İstanbul'da birkaç üniversite vardı. Avrupa ve ABD'ye ihtisas için gönderdiğimiz öğrencilerden bir çoğu, maaşların azlığı dolayısıyla Türkiye'ye geri gelemiyorlar, vatanın imarına katkıda bulunmuyorlardı. Türkiye, büyük kalkınma devrimini, özel vakıf üniversitelerinin yolunu açarak başardı. O tarihlerde YÖK'ün başkanı olan İhsan Doğramacı, bir ara İstanbul Boğaziçi Üniversitesi'nde rektörleri topladı, beni ve Karpat'ı da toplantıya çağırdı. Kendisine hükümet büyük malî imkan sağlamış... Bu parayla büyük bir hamle yapmak ve Batı'da tahsil görmüş mühendis, teknisyen, akademisyen bir genç nesil yetiştirerek, Türkiye'nin kalkınmasını üniversiteden başlatmak istiyordu. Doğramacı bana ve Karpat'a ABD'ye gidecek öğrencilere kılavuzluk yapmamız teklifinde bulundu. Ben de 'Türkiye'de düşündüğünüz uzman kitlesine yaraşır bir hayat seviyesi temin etmezseniz, gönderdiğiniz öğrencilerin çoğu orada kalır', dedim. Kendisi vakıf üniversiteleri projesini Meclis'e kabul ettirdi, kanunu çıkardı. Az zamanda Türkiye'de 50'yi aşkın üniversite kuruldu. Tarım sektöründe yüzde 60-70 olan halk şehirlere gelmiş, çocuklarını okutma imkanını bulmuştur, imkanları sınırlı olan bu halk şehirleşmiş, uzman aydın bir sınıf yaratmıştır. Bu büyük devrimin farkında değiliz.

TÜRKLER HER YERDE
Bugün Türkiye milyonlarca vatandaşını Avrupa'ya gönderiyorsa, dünyanın her tarafında öncü girişimci durumuna gelmişse, Türkiye kendi kabuğu içinde geri fakir bir ülke konumundan dünyaya yayılan bir hale gelmişse, bu devrim büyük köylü kitlesinin milli kalkınmaya katılmasıyla mümkün olmuştur. Ben gençliğimde bir İsveçli'nin kutup bölgesine gittiğini, bir İngiliz'in Himalayalar'ın tepesine çıktığını izlerken, bugünün Türkleri Avrupa'da, Rusya'da, Libya'da fabrikalar kuruyor. Tarihimizde böyle enerjik bir yayılmayı sadece Kanuni devrinde görüyoruz. Kanuni zamanında Endonezya'daki Müslüman kardeşlere, Portekizlilerle savaşabilmeleri için topçu ve kale yapıcı uzmanlar gönderdik. Akdeniz'de, Cezayir'de, Tunus'ta beylerbeylikler kurduk; o ülkelere Avrupalıların gelip yerleşmelerini önledik. Bugün oradaki halk kendi milli devletlerine sahiplerse, bu Türk denizcileri sayesindedir.



BİZE ULAŞIN