Fuhuş rezaletinden yayla cennetine

Soğukoluk, bir zamanlar beyaz kadın ticareti, seks köleliği, uyuşturucu, dayak ve işkencenin merkeziydi. Şimdi ise milletvekili, bürokrat, holding patronu ve sanatçıların malikâne diktikleri bir dinlence bölgesi...

Jandarmaaa!.. Baskın var dikkaaaat!" diye bağırdı Erkete Cemil... Uyarı önce tüm çalışanları sonra da kucakta, masada, podyumda yarı çıplak müşteri eğleyen, müşteri bekleyen konsomatris ve kevaşe kadınları harekete geçirdi. Hepsi telaşlı ama paniksiz bir acelecilikle pozisyon değiştirip gizli dehlizlere açılan gizli kapının önünde toplanıp birer birer süzüldüler içeri.

BODRUM KATTA GİZLİ ODALAR

Artık yukarıda erkek erkeğe kalmış müşteriler, masaların başında kendi halinde 'eğlenenler' kalmıştı baskına uğrayacak. Aramalar yine sonuç getirmemiş, jandarma suç unsuru bulamayıp dönmüştü. Yine bodrum katlardaki gizli odalarda seks oyunları ve karşı çıkan, baş kaldıran 'kızların' falakaya çekildiği, işkenceden geçirildiği alışılmış yaşam sürecekti. Bu anlattıklarım eskilere ait. Yeni kuşak bilmez elbette. Ama yaşı 30-35'i geçenler için Soğukoluk sözü geçince bir rezillik merkezi gelir akıllara. O günlerin jargonuyla "Beyaz Kadın Ticareti"nin, yani seks köleliği, fuhuş batağı ve kepazeliklerin odaklaştığı bir merkezdi orası. Şimdi ise 'elit' ailelerin kümelendiği, villalar, malikaneler diktiği harikulade bir dinlence yaylası. Dünden bugüne Soğukoluk serencamını kısaca anlatayım da bahsettiğim yeni kuşaklar daha iyi anlasın meramımızı.

KATIRLARLA MALZEME
Çok yıllar öncesidir. Jozef Ayvazyan adlı bir Ermeni yurttaşımız Antakya Belen ilçesi yakınlarında bir yaylayı pek beğenerek oraya koca bir otel diker. Avanos Dağları'nın kucağındaki bu yaylanın yolları o kadar bozuktur ki araç giremediği için katırlarla taşınır inşaat malzemeleri. Sonra oraya Müzeyyen Senar dâhil pek çok ünlü şarkıcı, türkücü, sahne insanı gelir, sanat icra eder. Birkaç zengin yatırımcı hemen yanı başına yine büyük, görkemli, lüks oteller yaparak faaliyete geçirir. Hatay'ın en zengin en seçkin kişilerinin eğlenmeye geldiği bu bölgenin rantı bazı gayrı meşru tiplerin de iştahını kabartır.

ADETA FUHUŞ ÜSSÜ

Bir süre sonra pıtrak gibi çoğalan niteliksiz, derme çatma gazinolar, otel müsveddeleri kondurulur oralara. O köhne binaların altlarına mahzenler, labirent dehlizler, fuhuş odaları da zulalanır. Artık seks köleliğine adım attırılan genç kızların ilk durağı, sönen ocakların ilk çırağı, ucu ölümlere, intiharlara yol açan yaşam ziyanlıklarının kapı paspası olmuştur Soğukoluk. Bir arpa boyu yukarıdaki mütevazı köyde yaşayanlar uzun yıllar çaresiz ve sessizce izler bu rezil tabloyu. Artık sadece Türkiye'de değil dünyada tanınan bir fuhuş üssü olmuştur orası. Bu sefahat yılları 12 Eylül fırtınasıyla son bulur. Askeri yönetim emreder ve tüm zulaları patlar Soğukoluk'un. Uğur Dündar kotarıp habercilikte efsane olduğu görüntüleri ekrana getirince olaylar tüm çıplaklığıyla kamuoyuna yansır. Ardından da çirkin tırtılın güzel kelebeğe dönüşeceği kozalar örülmeye başlar.

ŞİMDİKİ ZAMANLAR
ŞİMDİ Papa Jean Paul'ün özel olarak Vatikan bütçesinden pay gönderip onarttığı kilisesi, tertemiz şirin camisi, pırıl pırıl yavruların ders gördüğü okulları, varlıklı ve hatırlı ailelerin yazlık evler konuşlandırdığı, tugayın, kaymakamlığın, hayırlı vatandaşların el ele vererek Mehmetçik Çeşmeleri yaptırdığı harika bir yer haline gelmiş orası. Eski oteller bombardıman sonrası bir savaş kenti kalıntıları gibi. Metruk, kavruk ve günah yüküyle utangaç halde duruyor. Yerlerine gelecek sanat kültür mekânlarını, galerileri bekliyor mahçup mahçup. Hele teleferik de kurulursa daha bir gidişi gelişi kolay hale gelecek, büyüyecek büyüyecek...

ÜNLÜ İSİMLERİN GÖZDESİ
Eskinin Soğukoluk'u yeni Güzelyayla'da oturanlar şöyle:
ESKİ - YENİ MİLLETVEKİLLERİ: Mehmet Ali Bilici, S.Turan Çirkin, Kemal Duduoğlu, Turan İrfanoğlu, Hakkı Aykut.
İŞADAMLARI: Recep Atakaş, Recep Ekinci, Samet-Adnan Aybaba (eski futbolcu-gazeteci), Fuat Tosyalı, Halil Şahin, İlyas Keleş, Bülent Bozdağ, Mehmet Koç, Saim Kınalı.

BİZE ULAŞIN