'DNA testi' 25 yıl süren hasretin mührü olacak

1984'ten beri 3 yaşında kaybettiği kızını arayan Fatma Kalay, yıllardır annesini arayan Yasemin Gök'le bir araya geldi. SABAH'ın haberi üzerine buluşan iki kadın fotoğraflardan sonra benzerlikleri ile de yakınlaştılar. Birbirlerine anne ve kızım dediler ancak kesin sonuç DNA testiyle ortaya çıkacak

İstanbul'da film gibi bir kavuşma öyküsü... Kızını kaybeden bir anne ile evlatlık olduğunu sonradan öğrenen bir genç kadın 25 yıl sonra, 'anne-kız' oldukları inancıyla birbirlerine sıkı sıkı sarıldı. Gözyaşlarıyla perçinlenen buluşmada, ikili birbirlerine 'anne' ve 'kızım' diye hitap etti. Benzerine ancak filmlerde rastlanabilecek hikâye 1984'te Harem Otogarı'nda başladı. Fatma Kalay, eşinden ayrılıp geldiği İstanbul'da açlıktan bayılınca kızını kaybetti. Aradı, aradı.. Ancak bulamayarak Antalya'ya döndü, yıllarca bu hasretle yaşadı. İstanbul'da yaşayan Yasemin Gök, 2006 yılında, annesinden evlatlık olduğunu öğrendi. Aynı yıl içinde Fatma Kalay'ın SABAH'ta yayınlanan 'kızımı arıyorum' başlıklı haberini gördü. Fotoğraf çok 'tanıdık' geldi. Üç yıl boyunca bekledi, annesi bildiği kadını kaybedince içini kemiren şüphenin peşine düştü. SABAH iki kadını ayrıldıklarını düşündükleri noktada, İstanbul'da buluşturdu. Birbirlerine gönülden bağlandılar, gözyaşları içindeki buluşmada birbirlerine 'anne' ve 'kızım' diye hitap ettiler, ikili arasındaki gerçek bağı ise DNA testi ortaya koyacak.

HER KAPIYI ÇALDI AMA...

Antalya'da yaşayan Fatma Kalay, 1980 yılında 14 yaşındaydı. Daha kendisi çocuktu ama kucağına kızı Emel'i çoktan almıştı bile. Eşi cezaevindeydi, yakınlarının yardımıyla güç bela hem kendini hem çocuğunu büyütmeye çalışıyordu ama dayanamadı. 1984 yılında kızını daha iyi şartlarda büyütebilmek için İstanbul'a geldi. Harem Otogarı'na indiğinde cebinde yalnızca bir telefon edebilecek kadar para vardı. Yanlarına geldiği akrabalarını aradı, 'otogardayım gelin beni alın' dedi. Bekledi, bekledi... Tam 3 gün bekledi, ancak ne gelen oldu ne giden. Banklarda yattı, hayırsever birkaç kişinin verdiği üç-beş kuruşla kızının karnını doyurdu. 3 gün sonra daha fazla dayanamadı, akrabalarını beklediği otogarda bayıldı... Kendine geldiğinde yalnızdı, kızı, Emel'i yoktu. Sordu, aradı, ama bulamadı, çaresiz Antalya'ya geri döndü. Sonrasında bir kez daha geldi İstanbul'a, kızını aramaya. Yıllarca çalmadık kapı bırakmadı acılı anne. 2006 yılında Kalay'ın 22 yıllık hasreti, SABAH Gazetesi'nde 'kızımı arıyorum' manşetiyle haber oldu.

ÜVEY ANNESİ İTİRAF ETTİ
Aynı yıl İstanbul'da yaşayan Yasemin Gök isimli genç bir kadın bambaşka bir şokla sarsıldı. 2006 yılında kimliğine göre 22 yaşında görünen Gök, hasta yatağındaki annesinden 'hayatının sırrı'nı öğrendi: Yıllar önce evlatlık alınmıştı. Kanser teşhisi konulan annesi, "Seni 1984 yılında ismini hatırlamadığım bir komşum getirdi. 'Annesi bıraktı geri gelmedi' diyerek bana verdi. Bizim de çocuğumuz olmuyordu. Doğumunu bilmiyorduk, bu nedenle seni o yıl doğmuş gibi, kendi adımıza nüfusa kaydettirdik. Ben ölüyorum, öz anneni ara ve bul kızım" dedi. Bu sarsıcı olaydan kısa süre sonra Yasemin Gök, ikinci bir şok daha yaşadı. SABAH'ta Fatma Kalay'ın '22 yıldır kızımı arıyorum' haberini gördü. Haberdeki kayıp Emel'in fotoğrafı tıpkı kendisiydi, kendisindeki çocukluk fotoğrafının neredeyse aynısıydı. 2002'de evlenen ve iki çocuk sahibi olan Yasemin Gök artık annesini bulmaya karar vermişti. Yola da, 3 yıldır sakladığı SABAH'ın o haber kupüründen başladı. Yasemin Gök'ün eşi Kemal Gök, 3 yıl önce haberi yapan SABAH muhabirine ulaşarak eşinin haberde adı geçen Emel olabileceğini, hikâye ve fotoğraftan böyle bir sonuç çıkardıklarını söyledi. Yasemin'in çocukluk fotoğrafları Antalya'da yaşayan Fatma Kalay'a ulaştırıldı. Kalay fotoğrafı ilk gördüğünde, heyecan ve sevinçten gözyaşları içinde 'kızım' diye feryat etti. Yasemin'in 'kızı olabileceğini' söyleyince de apar topar yola koyuldu. Bir saatlik uçak yolculuğu, Kalay'a sanki bir ömür gibi geldi, Kalay o anları, "Kalbim sanki yerinden çıkacak gibiydi. Yol bir an önce bitsin diye, yol boyunca dua ederek geldim" diye anlattı. Kısa bir otomobil yolculuğunun ardından, ikili yan yana geldi. O an gözyaşları sel oldu... Birbirlerine sarıldılar; ağladılar, ağladılar. 25 yıldır biriken umut, hasret, özlem gözyaşına dönüştü, iki kadının gözlerinden boşaldı.

ANNEM HASRETLE ÖLDÜ

Fatma Kalay, 'kızım, kızım' diyerek bağrına bastı genç kadını. O da zaman zaman 'anne' diyerek karşılık verdi. Pek fazla konuşamadılar ama anne-kız olduklarını kalplerinde hissettiklerini söylediler. Fatma Kalay, "Canımın bir parçası buradaydı. 25 yıl boyunca ona kavuşacağım umudu ile yaşadım ve aramaya devam ettim. Rüyamda onu bir deniz kenarında görüyordum. Ben onun yaşadığına, sağ olduğuna inanıyordum. Annem kayıp kızım Emel'in acısı ile öldü. Ölürken bana 'Emel'in acısı senin, senin acın da benim yüreğimi yakıp bitirdi kızım' diyerek öldü. DNA sonuçlarında eğer kızım çıkarsa, onu annemin mezarına götürüp 'Emel'i buldum sana getirdim anneciğim' diyerek gözyaşı döktü.

BİZE ULAŞIN