Az tütsü, az sosyalizm, bol kapitalizm

Asya’nın egzotik ülkesi Vietnam Batılı turistlerin yeni gözdesi. Sekiz yıl süren ABD işgalinin arkada bıraktığı izleri silmeye çalışan Vietnam sıcak kanlı insanları, muhteşem doğası ve lezzetli deniz ürünleri ve tropikal tatlarıyla sizi bekliyor.

Cumartesi 19.12.2009
Son Güncelleme: Cumartesi 19.12.2009
ABONE OL
Taylant'ın başkenti Bankok'tan havalanan Tai Havayollarına ait uçağımız bir buçuk saatlik keyifli bir uçuştan sonra Ho Chi Minh havaalanına iniyor. Havaalanı küçük ama oldukça temiz. Bizim gibi Vietnam'ı keşfetmeye gelmiş turistlerin dışında kimsenin sesi soluğu çıkmıyor. İnsanlar biraz ürkek ama mütebessimler. Herkes işini yapıyor. Yumuşak sosyalizmin etkisi olsa gerek. Pasaport kontrolü sırasında "Gezmeye mi geldiniz, kaç gün kalacaksınız?" gibi usulden bir iki sorudan sonra dışarı çıkıyoruz.

FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ...

Bunaltıcı sıcak hemen hissettiriyor kendini.Nem adamı bezdiriyor. Benim gibi sıcakla aranız yoksa gezerken çantanızdan havluyu eksik etmeyin derim. Öylesine sıcak yani.
Kendimizi klimalı bir taksinin serinliğine emanet edip Ho Chi Minh'e doğru yola koyuluyoruz. Taksicinin pazarlık yapmadan taksimetreyi açması bizi şaşırtıyor tabiî ki. Taylant'ta yaptığımız sıkı pazarlıklardan sonra Ho Chi Minh'te kazıklanmadan yolculuk yapacak olmamız az şey mi?
Havaalanı kente fazla uzak değil. Önceden rezervasyon yaptırdığımız otelimiz kentin en işlek caddesinde. Biraz dinlendikten kısa bir kent turu için kendimizi caddelere atıyoruz.
Gecenin ilk ışıklarıyla birlikte kent hareketlenmeye başlıyor. Gündüz sakin sakin akan trafik akşam olunca inanılmaz bir hale geliyor. Binlerce motosiklet bir anda trafiğe çıkıyor. Kaldırımlarda yürüyen insana rastlamak zor. Herkes motosiklet üzerinde. Bir motosiklette dört kişi birden yolculuk yapıyor. Kentin en işlek caddelerinde binlerce belki de on binlerce motosiklet görmek önce şaşırtıyor sonra bıktırıcı hale geliyor. Motosiklet hayatın vazgeçilmez bir parçası olmuş. Kent saatler boyunca süren bir motosiklet yarışına ev sahipliği yapıyor sanki.

MOTOSİKLET HAYATIN PARÇASI
Taksiyle gezerken kırmızı ışıkta durunca yanınızda birden yüzlerce motosiklet beliriyor. Göz göze geldiğimiz motosiklet sürücülerinin çoğu maskeli. Taksi şoförüne neden maske taktıklarını sorunca , "Binlerce motosiklet var. Hava kirliliğine karşı önlem alıyorlar" diyor. Akşam işinden çıkan Vietnamlılar evlerine bu küçük motorlarla dönüyorlar. Hayatın vazgeçilmez parçası haline gelmiş motorlar. Hani işemeye bile motorla gidiyorlar desek abartmış olmayız!
Ho Chi Minh, seksen üç milyon nüfuslu Vietnam'ın en büyük kenti. Başkent Hanoi'den bile büyük. İstanbul gibi. Ticaretin, turizmin başkenti. Kalabalık bir şehir. Fransız kolonisiyken Saygon olarak bilinen kent. Adını eski liderleri Ho Chi Minh'den alıyor. Sekiz yıl süren ABD işgalinde de önemli rol oynamış Ho Chi Minh.
Vietnam tek parti iktidarı ve sosyalizmle yönetilen çok az sayıdaki ülkeden biri. Ama tek parti kendini fazla hissettirmiyor. Taylant'ta kutsal adam sayılan Kral'ın posterleri ülkenin her tarafında asılıyken Vietnam'da Ho Chi Minh'in resimleri fazla göze batmıyor. Vietnamlılar lidere saygı işini abartmamışlar tadında bırakmışlar.

HERKESİN AĞIZ TADINA UYGUN LEZZETLER
Ho Che Minh şantiye gibi. Kentin merkezini çevreleyen bölgelerde büyük otel zincirlerinin binaları ve uluslararası şirketlerin inşaatları yükseliyor. Batılı turistlerin ilgisini giderek daha da çekmeye başlayan Vietnam birkaç yıl sonra turizmde Taylant'ı sollayacak gibi görünüyor. Vietnam denilince herkesin aklına savaştan geriye kalan yoksul ve acılarını saramamış insanların ülkesi geliyor. Ho Chi Minh'i görünce madalyonun öteki yüzünü de görüyor insan.
Bankok'un renkli gecelerini aratmayacak manzaralar Ho Chi Minh'de de. yaşanıyor. Ho Chi Minh geceleri de yaşayan hareketli bir kent. Kent sabahın ilk ışıklarına kadar ayakta. Sokaklar açık büfe gibi. Ne ararsan var. Kaldırımda yürürken motosikletiyle yanınıza yanaşan birinden "Güzel kızlarla keyifli bir gece geçirmek ya da esrar ister misiniz?" gibi tekliflerle karşılaşabiliyorsunuz! Allah'tan çok kibarlar. "Hayır" deyince ısrar etmiyorlar.
Sokaklarda herkesin ağız tadına uygun bir şeyler var. Eğlence yerleri tıklım tıklım. Saatlerce süren sağanak yağmur bile kentin hızını kesmiyor. Islak yaşamayı seviyorlar. Yağmur altında yürümek, dans etmek ya da yemek yemek, bir şeyler içmek turistlere de cazip geliyor, keyiflerine keyif katıyor.

VİETNAM'DA BUFALO BAR
Amerikalılara Saygon'u dar eden Vietnamlılar, çekilen onca acıdan sora geçmişe sünger çekmişler. Turizmin cazibesini keşfetmişler. Ho Chi Minh caddelerinde gezen turistlerin arasında Amerikalılar ağırlıkta. Kentin en işlek caddesindeki Bufalo Bar bile Vietnam'ın nereden nereye geldiğini net bir biçimde ortaya koyuyor. Kovboy şapkalı garsonların çalıştığı Bufalo Bar'ın önü kafaları güzel Amerikalıların kahkahalarıyla çınlıyor.
Gezimizin ikinci gününde Ho Chi Minh'e 150 kilometre mesafedeki tünellere gidiyoruz. Ormanın içerisinde insanın içini ürperten bir ortam. Tünellerin bulunduğu bölge Vietnam direnişinin sembolü haline gelmiş. Kısa boylu Vietnamlıların Amerikalılara karşı büyük direniş gösterdikleri bu tünellere bizim geniş bedenlerimiz zor sığıyor. İki büklüm yüz metrelik bir tünelde yaptığımız yürüyüş bile savaşın zor yüzünü görmemize yetiyor. Binlerce insana mezar olan mekanlar şimdi turizmin emrinde! Tünellerden çıktıktan sonra yağmur altında soluklanmak için oturduğumuz kafede Pepsi Cola'yla içimizi serinletiyoruz!
Biraz da Ho Chi Minh'den faydalı bilgiler (!) ve notlar aktaralım. Öncelikle güvenli bir kent. İnsanlar sıcakkanlı. Fotoğraflarının çekilmesine itiraz etmiyorlar. Oldukça da fotojenikler. Turistleri kazıklamak gibi kötü alışkanlıkları henüz edinmemişler.

SOSYALİZM BUDİZMİ BUDAMIŞ
Hanoi'yi görmedik ama Ho Chi Minh'de tapınak yok denecek kadar az. Taylant ve Kamboçya'daki mistik hava burada fazla kendini hissettirmiyor. Saygon dışındaki bölgelerde turistlerin ilgisini çeken birkaç tapınak var ama öyle Bankok'taki gibi her köşe başında "Alayım mumu gidip yakayım" diyeceğin Buda heykelleri yok. Anlaşılan sosyalizm Vietnam'daki Budizm izlerini biraz örselemiş. Kentin göbeğindeki gösterişsiz tapınak dışında göze çarpan dini bir figür yok Ho Chi Minh'de. Kentin merkezinde gezerken gördüğümüz küçük bir tapınağa giriyoruz sessizce. Bizim Telli Baba'yı aratmayacak manzaralar karşılıyor bizi. Dua edenler, elinde getirdiği hediyeyi Buda'ya bağışlayanlar.. Tapınağa giren herkes tütsü yakıyor. Keskin bir tütsü kokusunun arasında dua eden insanları izlerken Buda heykellerinin önündeki pirinç çuvalları ve yiyecekler dikkatimi çekiyor. Tapınağı ziyarete gelenlerin bağışladıkları pirinçlermiş bunlar. Girerken elimize tutuşturulan tütsülerin parasını da tapınaktan çıkarken ödemek zorunda kalıyoruz.

Mekong Deltası
Toprağı az, nüfusu fazla ülkenin can damarı Mekong Deltası'na 250 kilometrelik uzun bir yolculuktan sonra varıyoruz. Yer gök pirinç tarlası. Kol kol uzanan nehirlerde irili ufaklı gemiler pirinç nakliyatı yapıyor. Çalışmayı seviyorlar. İnsanlar kıpır kıpır. İşi olmayanların yaptığı tek şey ise hamaklarda uyumak. Vietnamlı için motosiklet ve hamak hayatın vazgeçilmez iki parçası. Motosikletle yolculuk yapıp hamaklarda dinleniyorlar.

Nerede kalınır?
Ho Chi Mi'de her keseye uygun otel bulmak mümkün. Kentin merkezinde temiz eli ayağı düzgün oteller mevcut. 50 dolar ile 250 dolara arasında fiyatlara temiz ve lüks bir otelde konaklamak mümkün. Dünyanın önde gelen otelleri. Küçük kentlerdeki oteller de temiz ve Ho Chi Mi ye göre çok daha ucuz.

Nerede yenir?
Bu sorunun cevabını vermek oldukça zor! Çünkü Vietnam'da yemek yemek için adres sormaya gerek yok. Sokakta her damağa uygun tatlar bulmak mümkün. Birbirinden lezzetli deniz mahsulleri sokaklardaki açık lokantalarda pişirilip müşterilere servis ediliyor. Tropikal meyvelerden oluşan lezzetli kokteylleri içmek sıcaktan bunalanlara birebir. Sokaklardaki lezzet beni kesmez, hijyen takıntım var diyorsanız birbirinden güzel restorantlar sizi bekliyor.

Nasıl gidilir?
Vietnam'a gitmek için öncelikle Türk Hava Yolları'yla Taylant'ın başkenti Bankok'a uçmak gerekiyor. Bankok'a THY'nin her gün seferi bulunuyor. Uçuşlar gece yapılıyor. Sekiz saat kırkbeş dakika süren uzun bir yolculuktan sonra Bankok'a ulaşılıyor. Bankok'tan Vietnam'ın Ho Chi Mİ kentine Tai Havayolları ile uçmak mümkün. Uçuş bir buçuk saat sürüyor. Bu arada, Singapur Havayolları ile İstanbul-Hanoi oradan da Ho Chi Minh'e uçmak mümkün.

Türkiye'nin yardım eli Vietnam'a uzandı

Vietnam'da etnik ve dini yapı oldukça zengin. Budizmin hakim olduğu Vietnam'da 80 bin Müslüman yaşıyor. Müslüman nüfusun en yoğun olyduğu bölge Ghau Giang kenti. Başkente ve Ho Chi Minh'e oldukça uzak. Ho Chi minh'in merkezinde 5 bin Müslüman yaşıyor. Kurdukları dernek ve vakıflarla dini ve sosyal hayatlarını sürdürmeye çalışıyorlar.
Dünyanın birçok bölgesindeki Müslüman azınlıklara gıda, sağlık ve eğitim yardımı yapan Uluslar arası İnsani Yardım Vakfı (İHH), Vietnam'da da yardım elini uzatmış. Ramazan ayında giyecek ve gıda yardımı yapan İHH, geçtiğimiz Kurban bayramında da Vietnam'daki Müslüman grupların yaşadığı bölgelerde Kurban organizasyonları düzenledi.
İHH Yönetim Üyesi Hayri Bolat, vakfın Vietnam'daki çalışmalarına ilişkin şunları söylüyor:"Vietnam'da çok mağdur insan var. Müslüman gruplar oldukça zor koşullarda yaşıyor. Vakıf olarak Vietnam'da birçok bölgede yaraları sarmaya çalışıyoruz. Kurban Bayramı'nda İHH olarak Ho Chi Minh'deydik."