Ambulansta yanıktan anlayan kimse yoktu

Pazartesi 21.12.2009
ABONE OL
BABA Zübeyir Eser ve ağabeylerin hem olay anı hem de hastane süreciyle ilgili iddiaları çok sert. Diyorlar ki;
"Hastanede Serap'ı ilk gören doktor, 'Bu 112 salakları kızı buraya pantolonuyla mı getirdiler?' diye avaz avaz bağırdı. Ambulansta yanıktan anlayan kimse olmadığı için elbiselerini çıkarmak akıllarına gelmemiş. Pantolon kumaşının içine işleyen yakıcı madde içten eritmiş Serap'ın derisini. Ama aynı 112 ekibi cep telefonlarıyla kızımın fotoğrafını çekip basına dağıttı."
RAPORUN YARISI EKSİK

"Biz öleceğine zerre ihtimal vermedik ki. Kalkıyor, dolaşıyor, espriler yapıyordu. Spor haberlerinde Beşiktaş'ın galibiyetini seyredip bizimle beraber üçlü çekiyordu. Yatıştan vefat edip çıkışına kadar tutulan epikriz raporunu defalarca istedik alamadık. Araya hatırlı kişiler sokunca 70 sayfalık rapor verildi. Başı var sonu var ortası yok. 40 sayfası eksik. Nerede bu diyoruz, 'İmzaya verildi' diyorlar. Ne imzası, bizden ne saklanıyor? Güya son derece steril olması gereken yanık servisindeydik. Yüzde 5 yanığı olan, sobaya kolunu değdiren de orada, vücudunun yüzde 35'i 3. derece yanık olan Serap da... Yıkanması gerekiyor diye duşa götürüyorduk. Servisteki her hastanın kullandığı umumi duş kabininde Serap'a da duş aldırdılar. 'İyi bakım mümkün olmayacaksa Kartal'a hatta GATA'ya kaldırabiliriz' dedik. Kızdılar bize, 'Burası en iyisi. Çok meraklıysanız alın götürün' diye."

'SAÇININ TELİNİ GETİRİN'
"Annem son haftasının başında solunumunun bozulduğunu hissetmiş. Hemşireyi uyardık ama 'Normaldir' deyip doktora iletmemiş. 3 gün ısrar ettik en sonunda dâhiliye uzmanı gelip tetkik yaptı. 'Akciğerleri ödem yapmış' dedi. Halisünasyon görüyor, kendi kendine konuşuyor, odaya giren herkesi babam sanıyordu. 'Olur böyle şeyler' deyip savsakladılar. Adını açıklasak kıyamet kopacak bir yüksek bürokrat 2 defa bizi kendi ayağına çağırdı. 'Gelin yanıma da size başsağlığı dileyeyim' dedi. Gitmedik. Terör şehidi ilan edemiyorlarmış kızımızı... Gelip timsah gözyaşı döken bazı kodamanlar 'Bir arzunuz var mı?' diye halli halli soruyorlar. Ne yani, para pul mu isteyeceğiz? Babam sonunda dayanamadı o adamlardan birine patladı, 'Kızımın tek tel saçını bana geri getirebiliyorsan getir bakalım' diye. Adam utandı, yere bakarak gitti."