Ökten ve Taygun'a veda

Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu, yönetmen Ali Taygun ile yönetmen Zeki Ökten, İstanbul'da toprağa verildi.

Pazartesi 21.12.2009 00:00
Son Güncelleme: Pazartesi 21.12.2009 19:51
ABONE OL
Taygun'un cenazesi Şehir Tiyatroları Fatih Reşat Nuri Güntekin Sahnesi'nde gerçekleştirilen törenin ardından Teşvikiye Camisine getirilerek, aynı yerde namazları kılınacak yönetmen Zeki Ökten ile Sezen Cumhur Önal ve senarist Safa Önal'ın annesi Nihal Önal'ın cenazeleriyle yan yana konuldu.

Ali Taygun'un eşi Yekta Kara, Zeki Ökten'in eşi Güler Ökten ile Önal kardeşler, cami avlusunda ayrı ayrı taziyeleri kabul ettiler. Teşvikiye Camisi'nde öğleyin kılınan cenaze namazlarının ardından Ali Taygun cenazesi Eyüp, Zeki Ökten'in cenazesi Zincirlikuyu ve Nihal Önal'ın cenazesi de Feriköy Mezarlığı'nda toprağa verildi.

ZEKİ ÖKTEN'E BEYOĞLI SİNEMASI'NDA TÖREN DÜZENLENDİ

Geçirdiği rahatsızlık nedeniyle 68 yaşında vefat eden Türk sinemasının usta yönetmeni Zeki Ökten, son yolculuğuna uğurlandı. Ökten için ilk tören, Beyoğlu Sineması'nda gerçekleştirildi.

Beyoğlu Sineması'nda düzenlenen vedaya Ökten'in ailesinin yanı sıra çok sayıda sanatçı dostu da katıldı. Ökten'in uzun yıllar asistanlığını yapan, son yılların dikkat çeken yönetmeni Zeki Demirkubuz burada yaptığı konuşmada, Ökten'le 25 sene önce ilk karşılaşmalarında, onun Zeki Ökten olduğunu bilmediğini söyleyerek, "Benimle sohbet ederken "Sen içerden mi çıktın?' dedi. "Neden öyle düşündünüz?' dedim. "Sen içerden çıkan çocuklar gibi bakıyorsun' dedi. O gün yalnızlık içinde mahalle arkadaşlarımın benden kaçtığı bir dönemde onun bunu bana sormasıyla asistanlık değil de ağabey kardeşlik gibi ilişkimiz başlamıştı" dedi.

OYUNCU RUTKAY AZİZ: ZEKİ'SİZ VE KİMSESİZ KALDIM

Tedavi gördüğü hastanede önceki gün vefat eden usta yönetmen Zeki Ökten için Beyoğlu Sineması'nda tören düzenlendi. Törenin düzenlendiği sinemanın film afişlerinin asıldığı yere, Ökten'in afiş boyutunda bir resminin karanfillerle süslenerek konulduğu görüldü. Ökten'in filmlerinden oluşan kolajın gösterimiyle başlayan törende konuşan sinema ve tiyatro oyuncusu Rutkay Aziz, Ökten'in suskun bir insan olduğunu ifade ederek, sözlerine ''Ben yitip gitseydim Zeki burada olsaydı, büyük bir ihtimalle susma hakkını kullanırdı'' diyerek başladı.

Ali Taygun'nun da son yolculuğuna uğurlandığını anımsatan Aziz, bunun acı bir tesadüf olduğunu dile getirerek, Ökten'in demokrasiden, özgürlükten, barıştan, emekten yana olduğunu, çalışmalarında da tüm bunları yansıttığını söyledi. Rutkay Aziz, Ökten'le aralarındaki diyaloglardan örnekler vererek, ''Yani ben Zeki'siz ve kimsesiz kaldım. Başta Güler olmak üzere tüm dostlarına sağlık ve güç diliyor, onu bir kez daha alkışlıyorum'' diye konuştu.

Ökten'nin çocukluk arkadaşı ve yapımcı Umur Bugay da, salonda resmi makamlardan kimsenin bulunmadığını ileri sürerek, ''Olmamaları daha da iyi. O şimdi en yüksek rütbelerde bizi temsil ediyor'' dedi. Bugay, Ökten ile 62 yıl önce Bağlarbaşı İlkokulu'na giderken ''kısa pantolonlu iki çöpten çocuk'' olarak tanıştıklarını ve daha o zamanlardan itibaren hep hayatla yüz yüze olduklarını, hep çalıştıklarını anlatarak, ''O sayede okuduk. Yoksulduk. Zeki Ökten'in sinemasının özü de budur. O hayata yalın baktı. Aydınlıklar içinde yatsın'' diye konuştu.

Zeki Ökten'in çocukluk arkadaşlarından sanat yönetmeni Metin Deniz de, Ökten'in mahcup bir adam olduğunu, bu nedenle ''Kapıcılar Kralı'' gibi komedi filmlerinin nasıl yaptığına hep hayret ettiğini dile getirerek, ''Asık suratlı gibi görünen inanılmaz sevgi dolu bir dostumu kaybettiğim için çok üzgünüm. Yeri o kadar kolay dolmayacak çünkü çok genç bir adamdı'' dedi.

Yönetmen Zeki Demirkubuz da, Ökten'in 10 yıl asistanlığını yaptığını ve yönetmenliğe başladıktan sonrada kendisini hep onun asistanı gibi hissetmeye devam ettiğini dile getirdi.

Ökten'le 25 yıl önce tanıştıklarını anlatan Demirkubuz ''Bana, 'sen içerden mi çıktın?' dedi. 'Niye böyle sordunuz ağabey' dedim. O yılların yalnızlığı içinde, mahalle arkadaşlarımın bile benden kaçtığı dönemde bunu hissedip sormuş olması, ilişkimizin ağabey-kardeş gibi gelişmesini sağladı'' diye konuştu. Kimsenin sesini bile çıkaramadığı 12 Eylül darbesi sonrası dönemde, ''Ses'' adlı filmi çekmeye başladığını anlatan söyleyen Demirkubuz, sözlerine şöyle devam etti:

''Bir gün sete dönemin milli güvenlik konseyinden biri geldi. Selam verdi. Zeki ağabey başını çevirdi. Biz endişelendik 'Ağabey filmi yasaklayabilirler' dedik. Zeki ağabey, 'Ben bu ülkenin çocuklarına işkence ettirenlere selam vermem' dedi. İşte o böyle bir insandı. Kuşların, hayvanların, insanların, herkesin çektiği acıdan kendini sorumlu hisseden bir insandı, bir sosyalisti. Ruhu şad olsun, dirayeti ile 2 gündür hiç aklımdan çıkmayan Güler ablaya güç diliyorum.''

Sinema oyuncusu Aytaç Arman ise, Ökten hakkında konuşulacak çok şey olmadığını, onun duruşuyla, yaptıklarıyla kendini zaten anlattığını dile getirdi. Ökten ile 3 filmde birlikte çalıştıklarını ve ondan çok şey öğrendiğini anlatan Arman, ''Kendimi şanslı addediyorum. Zeki ağabey, huzurla coşkuyu harmanlayıp sinema yapan bir insandı. Kendimden bir parça kaybetmiş gibi hissediyorum. Zeki ağabeyi benim için çok anlamlı ve önemliydi'' dedi.

Zeki Ökten'in son filminde birlikte çalıştığı sinema ve tiyatro oyuncusu Cüneyt Türel de, tek filmle çalışmış olmalarına rağmen Ökten'in pek çok film setini ziyaret ettiğini aktardı. Türel, sözlerine şöyle devam etti:

''Setinde çok sert biriydi. Eleştirmenlerin söylediklerini bir şey katmak haddim değil, ama şu kadarını söyleyebilirim; ilk filmlerinden bu yana çizgisi Türk sinemasında damga olan birkaç yönetmenden biriydi. Bazı insanlar borçlu giderler yolculuğa, Zeki bu anlamda alacaklıydı. Yapması gerekenleri yapmadan gitti. Yapacak çok şeyi vardı Zeki'nin, 'ununu elemiş, eleğini duvara asmış bir yönetmen' olarak tanımlayanlar oldu. Ununu elemiş denilen Zeki, birçok yönetmenin belkide en genciydi.''

Türel'in konuşmasını zorlukla sürdürdüğü dikkati çekerken onun ardından sahneye davet edilen sinema oyuncusu Tarık Akan ise, göz yaşları ile ''Kusura bakmayın diğer arkadaşlar konuşsun. Özür dilerim, orada ağlayacağıma burada ağlıyayım'' diye konuştu.

Törene, Doğa Rutkay, Bülent Kayabaş, Gani Şavata, Mustafa Alabora, Melike Demirağ, Nur Sürer, Genco Erkal, Şerif Sezer, sinema eleştirmeni Alin Taşcıyan, FİYAD Başkanı Murat Özer'inde aralarında bulunduğu sinemada çok sayıda kişi ve dostları ile sevenleri katıldı.

YÖNETMEN ALİ TAYGUN SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu, yönetmen Ali Taygun, İstanbul'da son yolculuğuna uğurlandı.

Taygun için ilk tören Şehir Tiyatroları Fatih Reşat Nuri Güntekin sahnesinde gerçekleştirildi. Buradaki tören, saygı duruşunda bulunulması ve Taygun'u simgeleyen mumun sanatçı Jülide Kural tarafından şamdana dikilmesiyle başladı. Ali Taygun'un Türk bayrağına sarılı cenazesinin başında tören süresince ney çalındı.

Törende konuşan Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşe Nil Şamlıoğlu, sanatçıların ''Deniz feneri'' gibi toplumu aydınlattıklarını ifade ederek, Taygun'un da geniş alanlara aydınlık verdiğini söyledi. Şamlıoğlu, Taygun'un toplum uğruna her konuda mücadele verdiğini belirterek, Taygun'u yaydığı ışığıyla anımsayacaklarını kaydetti.

Törende Ali Taygun'un ailesi adına konuşan Haydar Can Taygun da babasından çok şey öğrendiğini dile getirerek, onun hayatı boyunca pek çok irili ufaklı davaları olduğunu, en büyük davasının ise tiyatro olduğunu belirtti. Haydar Can Taygun, kendi davasını ise ''babasına layık olmak'' olarak ifade etti. Kızı Ceren Taygun da babasıyla yaşadıklarını ve bazı hatıralarını anlatarak onu çok özleyeceğini söyledi.

Opera rejisörü Yekta Karadağ, Ali Taygun'un içindeki afacan çocuğu koruyabilmiş ender sanatçılardan olduğunu ifade ederek, her zaman tevazu içinde yaşadığını ve ön yargısız olduğunu belirtti. Karadağ, ''Ali benim sırdaşım, benliğimin yarısıydı. Onu çok özleyeceğim. Ali'yle biz dost olduk, arkadaş olduk, karı koca olduk, sırdaş olduk'' diye konuştu.

Tiyatro sanatçısı Meral Taygun da Ali Taygun'un eski eşi ve çocukluk arkadaşı olduğunu belirterek Taygun'la yaşadığı bazı hatıralarını anlattı. Yazar Ahmet Ümit, Ali Taygun'un kendisinin önemli bir öğretmeni olduğunu ve o olmasaydı bugün yazdıklarının pek çoğunu yazamayacağını söyledi. Taygun'un 12 Eylül döneminde ''Barış Davası'' nedeniyle tutuklu kaldığı dönemden cezaevi arkadaşı da olan Ali Sirmen ise Taygun ile cezaevi anılarını paylaştı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanı Numan Düzey de Taygun'un sanat ve kültür için büyük bir şahsiyet olduğunu kaydederek, tiyatro camiasının kaybının büyük olduğunu ifade etti.

Törene sanatçı Cüneyt Türel, gazeteci Zeynep Oral, yönetmen Gencay Gürün'ün yanı sıra çok sayıda tiyatro sanatçısı, Ali Taygun'un ders verdiği üniversite öğrencileri ve arkadaşları ile sevenleri katıldı.

YAZAR YAŞAR KEMAL: HER İKİSİ DE GENÇ YAŞTA ÖLDÜLER

Türk sinemasının usta yönetmeni Zeki Ökten ile oyuncu ve tiyatro yönetmeni Ali Taygun'un Teşvikiye Camisi'nde düzenlenen cenaze törenlerinde, dostları duygularını dile getirdiler.

Teşvikiye Camisi'nin avlusunun tamamen dolu olduğu cenaze törenlerinde, Ökten ve Taygun'un dostları ve sevenleri gazetecilere aralarında ayrılan dostlarına ilişkin duygularını aktardılar. Tiyatro ve sinema oyuncusu Erdal Özyağcılar, Ökten ve Taygun'un ölümlerinden duyduğu üzüntüyü dile getirerek, ''Tiyatro adına üzülüyorsunuz, sinema adına üzülüyorsunuz, dostlukları adına üzülüyorsunuz. İkisi de iyi arkadaşımdı. Allah rahmet eylesin'' diye konuştu.

Oyuncu Altan Erkekli de her ikisinin de hayatlarının mücadeleyle geçtiğine ve çok acılar çektiklerine vurgu yaparak, ''Bedelini ödetti bu ülke onlara. Erken ölmelerine neden olan o acıları çektirdiler. Onlar için üzülüyorum. Daha yapacakları çok iş vardı. Işıklar içinde yatsınlar'' dedi.

Erkekli, bir soru üzerine, Ökten'in sinemasının herkesin de dile getirdiği gibi muhteşem, unutulmayacak ve naif bir sinema olduğunu, filmlerinin ders olarak okutulacak niteliğe sahip bulunduğunu kaydetti. ''Her ikisi de genç yaşta öldüler'' diyen yazar Yaşar Kemal de kendisinin bir kitabını sahneye koyan Ali Taygun'un çok kültürlü bir adam olduğunu ve son anına kadar çalıştığını söyledi.

Zeki Ökten'in de olağanüstü bir insan olduğunu ifade eden Kemal, ''Çok çok çok mühim filmler yaptı ama farkında değiliz biz. Bir takım insanlar yetiştirmek için elinden geleni yaptı Zeki. Ve usta bir adamdı. Sonuna kadar da usta kaldı. Bıkmıştı son zamanlarda çocuk. Ölümünün sebeplerinden biri de o olabilir'' şeklinde konuştu.

Oyuncu Mustafa Alabora da Türkiye'nin iki önemli sanat adamını yitirdiğini, kendisinin de iki önemli dostunu kaybettiğini söyledi. Oyuncu Salih Kalyoncu ise Ali Taygun ve Zeki Ökten'in kaybını şaşkınlık içinde karşıladığını, şu an cami avlusunda sanki film çekiliyor gibi hissettiğini dile getirdi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın çelenk gönderdiği Ökten ve Taygun'un cenaze törenlerine, Müşfik Kenter, Berhan Şimşek, Rutkay Aziz, Kadir İnanır, Tarık Akan, Mehmet Ali Alabora, Müjdat Gezen, Ali Sunal, Perihan Savaş, Melike Demirağ, Nevra Serezli, Genco Erkal, Halil Ergün, Deniz Türkali, Lale Belkıs, Korhan Abay ve Cahit Berkay'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda dostları ve sevenleri katıldı.

ZEKİ ÖKTEN KİMDİR?

İstanbul'da 1941 yılında doğan ve sinemaya asistanlık yaparak giren Ökten, 1963'te ''Ölüm Pazarı'' filmiyle yönetmenliğe başladı. Sinemada yönetmen ve senaryo yazarı olarak görev yapan Ökten, ilk çıkışını 1973'te ''Bir Demet Menekşe'' ile gerçekleştirdi. Yılmaz Güney'in senaryolarını yazdığı ''Düşman'' ve ''Sürü'' filmlerinin yönetmenliğini üstlenen Ökten, bu filmlerle özellikle yurt dışında büyük ilgi gördü ve pek çok ödül kazandı.

Ökten, Kemal Sunal'ın başrolünü oynadığı ''Hanzo'', ''Şaşkın Damat'', ''Kapıcılar Kralı'', ''Çöpçüler Kralı'', ''Yoksul'', ''Düttürü Dünya'' gibi komedi filmlerinin yanı sıra ''Pehlivan'', ''Faize Hücum'', ''Pisi Pisi'' ve ''Güle Güle'' gibi nitelikli filmlere de imzasını attı. Yönetmenin son çalışması ''Gülüm''ün başrollerinde Tarık Akan, Rutkay Aziz, Okan Bayülgen ve İdil Fırat oynadı.

Zeki Ökten, Antalya Film Şenliğinde 1977'de ''Kapıcılar Kralı'', 1983'te de ''Faize Hücum'' filmleriyle ''En İyi Yönetmen'', ''Sürü'' filmiyle de 1979'da Locarno Film Festivalinde ve 1980'de 10. Uluslararası Antwerp Film Festivalinde ''En İyi Film'' ödüllerini kazandı.

ALİ TAYGUN KİMDİR?

Ali Taygun, 1943 yılında İstanbul'da doğdu. Robert Koleji bitirdikten sonra aynı okulun yüksek bölümünü (İngiliz Dil ve Edebiyatı) tamamlayan sanatçı, 1969 yılında ABD'de Yale Üniversitesinden tiyatro yönetmenliği dalında ''Master of Fine Arts'' derecesiyle mezun oldu.

Eğitiminin ardından bir süre Kent Oyuncuları kadrosunda çalışan Taygun, 1974'te Şehir Tiyatrolarına girdi. Taygun, Ankara Birlik Sahnesi, Ankara Çağdaş Sahne, Ankara Devlet Tiyatrosu ve Ankara Devlet Operasında oyunlar sahneledi. 12 Eylül döneminde ''Barış Davası'' nedeniyle gözaltına alınan ve tutuklanan sanatçı, 1989 yılında hakkındaki tüm davalardan beraat etti.

Aynı yıl Helsinki Watch adlı kuruluş tarafından onurlandırılan dünyanın önde gelen 10 insan hakları gözlemcisi arasında yer alan Taygun, Danimarka'daki PL Vakfının ödülünü Amnesty International ile paylaştı. Yargılandığı suçlardan aklanmasının ardından Şehir Tiyatrolarına dönen ve 1993'ten bu yana TV yapımcılığı da yapan Taygun, başta Shakespeare olmak üzere İngilizce'den birçok oyun çevirdi, uyarlamalar yaptı ve ''Masal Bahçesi'' adlı bir oyun yazdı.

Sanatçının 1977'den bu yana birçok gazete ve dergide tiyatro, seyirlik sanatlar, estetik, felsefe ve siyaset konularında yazı ve makaleleri yayınlandı. 1996 yılında Habitat açılışı için çok ses getiren ''Lirik Tarih Gösterisi'''ni tasarlayıp gerçekleştiren Taygun, birçok sinema, dizi filmde ve tiyatro oyununda rol aldı. Taygun, son olarak, İstanbul Şehir Tiyatrolarında yönetmen kadrosunda görevli ve aynı zamanda Yeditepe Üniversitesi'nde tiyatro dersleri vermekteydi.

ANASAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ...