'O tinerci'nin yaşama tutunma çabası

Bir yanda hayatının baharında katledilen SAT komandosu yüzbaşının hazin sonu, diğer yanda hiç uğruna o subayı yok etmiş bir genç adamın trajik öyküsü... Yaşama müdahale edebilmek ne mümkün! Bize düşen; izleyip gözlediklerimizi nakletmek. Bugün yapacağım sadece budur

Salı 22.12.2009
Son Güncelleme: Salı 22.12.2009
ABONE OL
Emrah E., 1989'da Yozgat'ın Sorgun ilçesinin Karabal köyünde dünyaya geldi. Babası evi terk edince tek başına kalan annesi yoksulluktan ona bakamadı, 1 yaşında çocuk yuvasına verildi. 11 yaşına geldiğinde hiç tanımadığı annesinin yaşadığını öğrendi ve adresini buldu. Ankara'da kaldığı Gazi yurdundan kaçtı, beş kuruşsuz Yozgat Sorgun'a ulaştı. Çaldığı kapıyı annesiyle beraber yeni kocası açtı. "Ben senin oğlunum" deyince kadın olayı bilmeyen kocasından korkup, "Seni tanımıyorum, benim oğlum filan yok" diyerek kapıyı yüzüne kapattı. Kapı ardında ağlayarak "Annemi isterim" diye ısrar edince annesinin yeni kocası dışarı çıktı ve onunla konuştu. Bir süre sonra da çocuğu otomobiline alıp, Ankara'daki yetiştirme yurduna geri götürdü.

DURAMADI, YİNE KAÇTI

Emrah E., kaçtığı için idari cezalar aldı, manevi baskı gördü. Sonunda dayanamadı yine kaçarak bu kez İstanbul'a geldi. Kısa bir süre sonra tiner kullanan, 'sinyal' çeken, suçlara karışan bir grubun içindeydi. 16 yaşındayken Taksim'de 2 arkadaşıyla beraber kendisine sigara vermeyen SAT komandosu yüzbaşı Zeki Şen'e saldırdı. Yüzbaşı'yı kalbinden vurup öldürmekten hüküm giydi. Bakırköy Çocuk Cezaevi'ne konuldu. 48 gün tecritte kaldı. İlk ayları jandarma dayağı, hücre cezalarıyla geçti. Ortam biraz düzelince kurslara katıldı, sınava girip ilköğretim diploması aldı. Yaşı 18'e gelince çocuk hapishanesinden çıkarılıp Kastamonu kapalıya sevk edildi. Mafya babalarından, "Gel bizim ekipte tetikçi ol, büyük paralar kazan" tekliflerine direndi. Yine kurslara katılıp sıhhi tesisat, kalorifer kazancılığı ve bilgisayarlı muhasebe bölümlerini birincilikle bitirdi. Lise diploması da alabilmek için cezaevi okuluna yazılıp 1'inci sınıfı başarıyla geçti.

'ANNEMİ İSTİYORUM'
Başbakan Tayyip Erdoğan'a "Annemi görmek istiyorum" başlıklı bir mektup yazıp yaşadığı acıları anlattı. Olaydan etkilenen Başbakan konuya ilgi duydu. Kastamonu Valisi'ne görev verildi. Vali, cezaevindeki Emrah'la görüşüp adresi aldı ve makam arabasını yollatıp anneyi açık görüş için Kastamonu'ya getirdi. Anne ağlayarak oğluna sarıldı ve "Beni affet. Sana bakamadım, çıkınca mutlaka gel" dedi. 4 yıl sonunda tahliye oldu ve annesine koştu. Babalığı, "Küçük kızımın olduğu eve bir katili sokmam" deyince anne çaresiz kaldı. Emrah yine sokaklardaydı. Kahvede, sokakta, çarşıda onu görenler korkup kaçıyor, kimse onunla konuşmuyordu.

EMNİYET MÜDÜRÜ ÇAPKIN'IN JESTİ

İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın haberden etkilendi. Ekiplere "onu bulun" emri verdi. Bulup getirdiler. Hüseyin Çapkın genç adamı AMATEM'de tedavi ettirdi. Çıktığında uygun bir otele yerleşmesini sağladı ve Emrah E.'ye bir otoparkta sigortalı iş bulundu. Şimdi, içinde kıymetli eşyaların da bulunduğu milyarlık otomobillerin anahtarları ona teslim ediliyor ve Emrah görevini dürüstçe yapıyor.