"Hülya Avşar'ın kraliçeliği danışıklıydı"

Usta Yönetmen Nisan Akman: Hülya Avşar'ın güzellik kraliçesi seçilmesi danışıklı dövüştü. Gazeteden 'yarışmamızda güzel kız eksiği var ' dediler, 'Hülya'yı veririm ama kazandıracaksanız' dedim. Kazandırdılar

Nisan Akman, atv'nin efsane dizisi "Parmaklıklar Ardında" nın yönetmeni. Sinop Cezaevi'ndeki setini son aylar içinde hem Cumhurbaşkanı Gül ve eşi Hayrünnisa Hanım, hem de CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ziyaret etti. Şimdi 15 gün içinde gerçekleşecek bir büyük ziyarete daha hazırlanıyorlar; Başbakan Tayyip Bey de gidip görecek onları 'Parmaklıklar Ardında.' Size bu haftanın MOLA'sında harika bir kadını, sevgili Nisan Akman'ı keyifle takdim ediyorum. Okuyun görün analar neler doğuruyor, bir kadın yönetmen nasıl da sanat sihirbazına dönüşüyor.
Sinemada kadın yönetmen olmak hele de 80'li yıllarda hayli müşkül iş. Oraya kadar nasıl geldin? Anam, babamdan boşanıp bilahare piyasanın altın çocuğu olacak Tunca Yönder'le evlendi. Ufacıktım. Tiyatrocular, yazar çizerler evde, her yerde yanımızda. Bir baktım TRT çocuk oyunlarında küçümen bir oyuncuyum. Sonra AST'ın (Ankara Sanat Tiyatrosu) veletler kadrosu derken 12 Mart geldi, TRT'den attılar Tunca'yı. İstanbul'a gelip Bebek'te bir evciğe sığındık. Derken, Tunca reklam piyasasına girdi ve kapış kapış giden bir adam haline geldi. Çok kazanıyordu ve yaşam standardımız yükseliyordu sürekli. Ben oyunculuktan uzaklaşıp film setlerine attım kendimi.

HÜLYA DOĞUYOR

Neler yaptın önce? Fotoğrafçılık, kamera asistanlığı filan derken, ben de reklam yönetmenliğine başladım. Evlendim, kızım Kiraz doğdu, bir süre sonra ayrıldım, sinemacı Eriş Akman'la bir evlilik yaptım, Zeynep ve Mehmet'i de doğurdum ama esas doğum sancım, film yönetmek üzerineydi. Bu kez, yapımcı Kadri Yurdatap'tan 'bir film çek' teklifi geldi hemen kabul edip "Beyaz Bisiklet"i çektik. Derya Arbaş, 18 yaşında dünya güzeli bir kız, herkesin gözü onda, 25 kutu artık filmle, kadroyu bakkal, kasap, çaycıdan kurup naif bir film yaptık. İyi de tuttu. 23. Antalya Film Festivali'nde "jüri özendirme ödülü" aldık.
Hülya Avşar'a ilk film öykün de matrak Şampuan reklamı çekiyorum. Hülya da sıradan, güzel yüzlü bir kız. Tercüman ve Bulvar Gazetelerinin yöneticisi olan arkadaşım geldi; 'Ocağına düştük. Güzellik yarışması tertipledik ama doğru dürüst kız yok katılan. Bize kendi kast ajansından kız bul bir kaç tane' dedi. Ben Hülya'yı önerdim ama 'Kollayın kızı kazansın madem giriyor' dedim. Hülya'yı da ikna edip soktuk yarışmaya. Saçları kısa, kaynaklar yaptık falan. Kız devamlı soruyor; 'Hocam benim boyum 1.63 boylu boslu kızların arasında n'apıcam ben?' diye üzülüyor. Yarışma günü birinci olunca çok şaşırdı ve sevindi. İlk defa şimdi söylüyorum 'Avşar'ın kraliçeliği danışıklı dövüştü' diye. Çünkü çok başarılı oldu, güzelliği ve yetenekleri sonradan iyice anlaşıldı.
Ona da ilk filmini sen çektin Ayşe Kulin iyi arkadaşımdı. Hikâyeler yazıyordu. 'Birini ver çekelim' dedim. Bir Kırık Bebek'i seçtik. Harika bir senaryo yazdı ona Ayşe. Hülya da kendini iyi gösterdi doğrusu.
Sonra Zuhal Olcay'lı 3. filmin var. O da ilginç. Davet alıp Moskova'ya gittimdi. Orada Zühal Olcay'la bizi TV programına konuk ettiler. Bir ara 'İşiniz dışında bir şey yapın' dediler. Piyano çaldı Zuhal okudu ve büyüledi herkesi. Dedim ki, 'Zuhalcim ben bir film çekeceğim sen bunun şarkılarını oku. Sonra bakarsın kasetini de çıkarırız'. "Dünden Sonra Yarından Önce"nin senaryosunu yazarken ona da bir parça yazıldı. Sözlerini eşim Eriş'le birlikte karalamıştık. Sezen, duydu çok beğendi, gelip vokal yaptı Zuhal'e, besteler zaten Onno Tunç'undu. Patladı kaset.
Elini dokunduğun patlıyor, star oluyor. Böyle bir konumda her şeyi bırakıp nasıl yerleştin İngiltere'ye 16 yıl? Üç çocuğum vardı ama ilgilenemiyordum. Hep iş hep iş bunaldım. Artık analık zamanı deyip noktaladım sinemayı. İngiltere'de reklamcılığı takip eder çocuklarıma da kol kanat gererim dedim. Savaşlar, darbeler, Körfez Krizleri filan derken bizim 1 yıl oldu 16 yıl.

BİZE ULAŞIN