Sizin hiç kızınız öldürüldü mü?

Bodrum'da, bir ay kadar önce öldürülmüş halde çalılıkta bulunan Ayten'in babası isyan ediyor: Yetkililer bize hiç bilgi vermiyor. Kızımın cesedi hâlâ morgda, avukatlara bile kapıları duvar ettiler

Pazar 12.09.2010
Son Güncelleme: Pazar 12.09.2010
ABONE OL
Kız evlat sahiplerinin "Allah esirgesin" dediğini duyuyor gibiyim. Elbette... Elbette Allah esirgesin herkesin yavrusunu. Lakin her türlü hoş temenniden, iyilik dileğinden ötede, daha 17 yaşında yitip gitmesi; anacığı babacığının yüreklerine kezzap sızmış gibi yakan kavuran bir olaydır söz edeceğim. Ayten Kıvılcım, 66 gün önce, 7 Temmuz günü Bodrum Torba'daki evinden 'bakkala' diye çıktı, kayboldu. Tam 35 gün sonra evlerine yakın bir çalılıkta öldürülmüş olarak bulundu. O gün savcı emriyle Adli Tıp'a gönderilen ceset hâlâ orada, soğuk morg odalarında durup duruyor. Rapor yok, katil sanığı yok, soruşturmada ilerleme yok. İlaveten de çıkıp; "Durum şöyleyken şöyle" diye aileye açıklama yapma zahmetine giren bir yetkili yok. Anne baba suskun, sessiz, sitemsiz hallerde evlat acısı damıtıyor yaşlı yaşamlarına... Bu hafta MOLA'm kederin merkez üssünde, Ayten kızın baba evinde. '

BİZİ KİMSE ANLAYAMAZ'

Dilim varmıyor, 'iyi bayramlar' diyemiyorum Necati Bey!
Zaten bayram değil ki bize. Katil bulunup, adaletin pençesi boğazını dalarsa belki su serpilir yüreğimize.

Hiç mi gelişme yok?
Haber de yok, umut da yok... Varsa da bizi bilgilendiren yok. 'Gizlilik kararı' diye diye tek söz etmeden, açıklama yapmadan eğleyip duruyorlar bizi.

Sabır Necati Bey... Çok zor biliyorum ama biraz daha sabır.
Daha nasıl sabredelim? Bizim istediğimiz gizli araştırmaları anlatmaları değil. İnsan yerine koysunlar, ümit içinde beklememizi sağlayacak iki çift laf etsinler yeter. Avukatımıza bile kapıları duvar ettiler.

Çok zor bir süreç anlıyorum sizi.
Anlayamazsın Savaş Bey. Tahmin edersin belki ama anlayamazsın. Kimseler anlayamaz. Kimseye de böyle acı göstermesin Mevla'm.

Biraz konuşsak belki sözlerinizden etkilenen olur. Duyan, gören, bilen varsa ihbar eder.
Ben başından beri kızımın eski erkek arkadaşı olan o Gaziantepli M.E.E.'den kuşkulandığımı söylüyorum ama dinleyen yok.

İKİ AYTEN DE YAŞAMADI
Siz kuşkulanıyorsunuz diye kendisi de 17-18 yaşında bir çocuk tutuklanamaz ki...
Tam 3 defa "Kızımız tehdit ediliyor" diye şikâyet ettik. Okul yetkilileri "Kuru lafla ispatlanmaz. Bir daha kafasına bir şey at, karşılık versin okuldan atalım" dediler.

Milli Eğitim Bakanlığı soruşturma açacakmış, bu iddialarınızla ilgili...
Kız gittikten sonra açsınlar soruşturmayı!.. Sonra M. E.E. denen bu çocuk bir sabaha karşı 02.30'da evi telefonla aradı. Sarhoştu. "Sor kızına, her fırsatta nasıl sevişiyoruz" diye konuştu. Sabah savcılığa gidip suç duyurusu yaptık. Elimi öptürüp, özür diletip bıraktılar.

Bitti mi orada?
Bir akşam yine M'den gelen tehdit telefonundan sonra baygınlık geçirdi. Hastaneye kaldırdık. Oraya da gelip tehdit etmiş. Saldırmış telefonunu zorla almış elinden. Birkaç mesaj görmüş orada. "Sana da, mesaj çekenlere de günlerini göstereceğim" demiş. Taburcu ettiler, eve geldik, aynı akşam markete diye çıktı onu son görüşümüz oldu.

Ayten, Milas'tan sizin yanınıza geldiğinde sabah akşam internetten çıkmıyormuş. Çok arkadaşı varmış oradan bulduğu. Onların arasında da kuşku çekenler var.
Derslerine yardımı olur diye internet bağlattım, bu ailemizin sonu oldu sanki. Dualar okuyan, muskasını takmadan adım atmayan, namaza niyaza düşkün kız bilgisayar başından kalkmaz oldu. Ben bir emekli şoförüm. 70-80 lira fatura gelince kapattırdım interneti.

Kimi zaman baskı şiddet uyguladığınız söyleniyor. Evin yakınındaki bir komşu kadın Ayten'e yakınmış. Kız onunla dertleşir, "Babam beni hep dövüyor kaçacağım bu evden" dermiş.
Gece yarılarına kadar gezdiği olurdu bazen. Tanımadığımız erkek arkadaşlarıyla gizlice buluştuğu olurdu. O zaman çok kızar bağırırdım. Kızını dövmeyen dizini döver.

Ama kızını döven de dizini dövüyor bakın. Keşke konuşarak çözebilseydiniz sıkıntıları.
Psikolojik tedavi görüyordu. Ağır ilaçlar alıyordu. Uyku hali, bitkinlik yapıyordu o ilaçlar. Bir yerde uyur, sızar kalırsa, dadanan, yararlanmak isteyen olur diye endişeleniyordum.

Torba Mezarlığı'na gittim geçen gün. Ceset hâlâ adli tıp morgunda olduğu için cenazenizi alıp defnedemediniz. Mezar boş duruyor. Çok şaşırdım. Tam arkada eski bir mezar var. Onun taşında da Ayten Kıvılcım yazıyor.
1992'de ölen ilk eşimin mezarı... Sonrasında yeniden evlendim, doğan kızıma da vefat eden ilk hanımın adını verdim. Çok sevdiğim iki Ayten Kıvılcım da yaşamadı yani...