Çadır elektrik kapanına döndü, işçiler kaçamadı

Esenyurt'taki faciada, alevlerin elektrik kablolarını eritmesi sonucu çadırın metal aksamının kablolara temas ettiği ve oluşan elektrik kapanı yüzünden işçilerin çıkamadığı sanılıyor. 11 işçiden 10'unun cenazesi ise ailelerine teslim edildi

İstanbul'da üç şantiye çadırında çıkan 11 işçinin öldüğü yangına ilişkin soruşturma sürüyor. Esenyurt'taki faciayla ilgili "İşçiler neden kaçamadı" sorusunun yanıtı ise halen aranıyor. Şu an için ağırlık kazanan ihtimal, işçilerin elektrik kapanına kapıldığı yönünde. Bu iddiaya göre, yangında alevler çadıra gelen elektrik kablolarını eritti. Çadırın metal aksamı ve ranzalar çıplak kablolarla temas edince bir elektrik kapanı oluştu. Kaçmak isteyen işçiler de, yüksek akıma kapıldı. İş güvenlik uzmanı İbrahim Arıgüzel de bu ihtimali, "Eğer çadırda kaçak akım rölesi yoksa yangın süresince elektrik akımı devam etmiş olabilir. Eriyen elektrik kablolarının çadırın metal aksamına temasıyla da çadır elektrik kaplanmış olur" diyerek doğruladı. Nitekim bu kapsamda Adli Tıp Kurumu, cesetlerde elektrik çarpması izi aradı.

EV İÇİN PARA BİRİKTİRİYORDU

Diğer yandan 10 kişinin cenazesi ailelerine teslim edildi. Yangında can veren işçilerden Seyfettin Topal ve Ahmet Yağal Ordu'da, İsa Topal ve Fatih Acun Samsun'da, Sevdin Özer Van'da, Ahmet Keskin Bartın'da, Bayram Ege Pehlivan Sivas'ta, Barış Kıyak Muğla'da, Abdurrahman Demir Tokat'ta defnedilecek. Hâkim Alican'ın cenazesi ise dün İstanbul'da toprağa verildi. Çetin Coşkun'un ailesinin Sivas'tan gelip DNA vermesi bekleniyor. Düğününe bir ay kala yangında hayatını kaybeden İsa Topal'ın babası Nedim Topal, aynı inşaatta kardeşi Seyfettin ve oğlu İsa Topal ile birlikte çalıştığını anlattı. Adli Tıp Kurumu önünde oğlunun cenazesini bekleyen baba, "Yangın olduğu gün akşam 21.00'de beraber çadırda yemek yedik. Ben sonra akraba ziyaretine gittim. Yediğimiz son yemekmiş. Oğluma nisan ayında Samsun'da düğün yapacaktık. Hayalleri vardı; yangınla birlikte hayalleri de kül oldu" diye konuştu. Seyfettin Topal'ın kızı Dilek ise "Babam bize ev yaptırmak için para biriktirmeye çalışıyordu" diyerek gözyaşı döktü. Esenyurt İlçe Emniyet Müdürlüğü görevlileri ise Adli Tıp Kurumu içinde bir odada, hayatını kaybedenlerin yakınlarının ifadesine başvurdu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş da "Türkiye'de çadır devrinin çoktan geçmiş olması gerekir. İnşaat tabelasının bile bir standartı var" değerlendirmesinde bulundu.

'O GÜN SİGORTALANDILAR'
Öte yandan 11 işçiden 2'sinin yangın günü sigortalandığı iddia edildi. Bahçeşehir'de yaşayan doktor Bülent Kerimoğlu, yangın haberini aldıktan sonra hemen şantiye alanına geldiğini, burada işveren yetkililerinin, "Bu işçilerden hangisinin sigortası yoktu?" diye sorduklarına şahit olduğunu anlattı. Kerimoğlu, Sevdin Özen ve Çetin Coşkun'un işe başlama tarihinin, yangınla aynı gün olduğunu tespit ettiğini savunarak, "Üç aydan beri İstanbul'da çalışan iki yurttaşımızın sigortası, internet üzerinden olay sonrasında yapılmış" iddiasında bulundu. CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi de işçilerin işe giriş tarihinin 11 Mart olduğunu belirtti.

10 CENAZE, MEML EKETLERİNE UĞURLANDI
Çadır faciasında can veren 11 işçiden 10'unun cenazesi DNA işlemlerinin ardından ailelerine teslim edildi. 9 cenaze memleketlerine götürülürken, Hâkim Alıcan İstanbul'da toprağa verildi. Ölen işçilerden Çetin Coşkun'un ailesinin DNA işlemi için Sivas'tan gelmesi bekleniyor.

ACILI BABA: BURADA İNSAN YATIRILIR MI?
AVM
inşaatı şantiyesinde çıkan yangında ölen işçilerden Ahmet Yahal'ın babası Hakkı Yahal, dün oğluna mezar olan çadırları görmeye geldi. Tamamen kül olan çadırları görünce gözyaşlarına boğulan Yahal, "İnsan hayatı bu kadar ucuz mu? Burada insan yatırılır mı" diye isyan etti. 11 işçinin hayatını kaybettiği şantiyede dün sessizlik hâkimdi. Şantiyedeki konteynerde eşyaları kalan işçiler de dün eşyalarını alarak çıktı. Yangında ölen Ahmet Yahal'ın akrabaları ise dün olay yerini görmek için şantiyeye geldi. Kül olmuş çadırları uzaktan gören baba Yahal, DNA testi için beklediklerini, sonucun çıkmasının ardından cenazelerini alıp memleketi Ordu'ya gideceklerini söyledi.

ARKADAŞLARI İÇİN ALEVLERE DALMIŞ
Çadırların olduğu bölgeye inemediğini kaydeden baba Yahal, kalıpçı olan oğlunun 7 aydır AVM inşaatında çalıştığını ancak çadırlarda kalıp, böyle şartlarda çalıştığından kendisinin haberi olmadığını söyledi. Oğlunun evli ve 3 çocuk babası olduğunu da aktaran acılı baba, "Ailesinin geçimini sağlamak için 5 aydır İstanbul'daydı" dedi. Baba Hakkı Yahal, oğlu Ahmet'in Yahal'ın yangından sağ çıktığını ancak arkadaşlarını kurtarmak için yeniden alevlerin içine daldığını duyduklarını da gözyaşları içinde anlatarak, "Arkadaşlarını kurtarmak istemiş. Ama olmadı. Oda arkadaşları ile aynı kaderi paylaştı. Eşi, çocukları perişan, bunu nasıl analatacağız" dedi.
BİZE ULAŞIN