İnsana insan gerek

Fecir Alptekin

Okuyanlar bilirler, üç ay önce bir spor kazası sonucu sağ ayağımı sakatlamıştım. Fizik tedavi halen devam ediyor… İlk kez başıma geldiği için ben de yeni öğreniyorum; bu öyle bir süreçmiş ki haftada üç dört kez gidip, neredeyse yarım gününüzü orada geçiriyorsunuz.

Tabii böyle bir düzenlilik içinde ne oluyor? Tıpkı okul arkadaşları, mesai arkadaşları gibi dostlar edinmeye, yeni insanlar tanımaya başlıyorsunuz. Az buz denemeyecek bu zaman dilimleri içinde yanınızda, karşınızda yatan bir başka hastayla ya da 20 dakika boyunca ayağınıza masaj yapan kişiyle veya fizyoterapistinizle mutlaka uzun sohbetlere giriyorsunuz…
***
Ben kendi adıma tedavi sürecinde yepyeni deneyimler edindiğimi, bugüne dek tanıdıklarımdan çok farklı insanlarla karşılaştığımı, teker teker hepsiyle ayrı bir insan öyküsüne ve maceraya doğru yolculuk yaptığımı söylemeliyim…
Mesela benim tedavi görmekte olduğum yer, "sporcu sağlığı merkezi" diye de anıldığı için ciddi sakatlıklar geçiren, gayet önemli spor adamları var etrafımda. Hayatımda ilk kez profesyonel futbolcu arkadaşlarım oluyor… Ve düşünüyorum da, "ayak" benim yaşamsal bir uzvum olmakla beraber günlük yaşantımınsa işlevsel bir kısmıyken, sporcu arkadaşlarımın ise tüm hayatı. Evet, sabah uyandıkları andan itibaren en büyük varoluş amaç ve konsantrasyonları muhtemelen yüksek fiziksel aktivite ve performansa dayalı. Biliyorum ki top peşinde koşmak yerine kapalı odalara tutsak olmaktan, istediklerini "yapamamaktan", sporun/ yaşamın gerisinde kalmaktan içlerinde fırtınalar kopuyor. Ben tedaviden çıkıp ofisime gidiyorum, ama onlar hayatlarının temel ekseni olan işlerinin başına geçmek için sağlıklarına kavuşmayı bekliyorlar… Zor.
Öte yandan, gittiğim fizik tedavi salonunda rastladığım bir grup daha var ki burası daha da düşündürücü… Libyalı savaş gazileri. Kimi gencecik, kim orta yaşlı… Raporlarında "ateşli tüfekle yaralanma" yazıyor. Tabii ki detayını bilmiyoruz; o anda ve sonrasında neler yaşadıklarını ancak kendileri bilir. Bazısı hiç yürüyemiyor, bazısında koltuk değnekleri var, bazısında yürüteç ya da tekerlekli sandalye… Bizdeki tedavi olanakları daha gelişmiş olduğu için buradalar. Ülkelerinden uzakta, dillerini konuşamayan insanların arasında şifa arıyorlar. Onlarla da – sözle olmasa bile – yine küçük bir tebessümle iletişim kuruyoruz eninde sonunda…
***
Dediğim gibi, her insan başlı başına bir öykü…İnsan tanımak güzel. Gönül ister ki acılara düşmemiş, kederlerden uzak insanlar görsün hep gözlerimiz… İnsanlar iyi olsunlar, mutlu olsunlar… Ve bir gerçek daha var ki, insanı tanımaktan da güzeli insanı sevmek.

YAZARA SOSYAL MEDYADAN ULAŞABİLMEK İÇİN:

http://www.facebook.com/fecir.alptekin
https://twitter.com/feciralptekin
http://pinterest.com/fecir13 /

BİZE ULAŞIN