Türkiye'nin Sultan'ı Yağmur'un annesi

Türkan Şoray sinemada bir doruk ama kızı Yağmur her şeyin üstünde. Şimdi ona dert ortağı olan kızının kişiliğinden çok memnun

Annelik söz konusu olunca, kraliçe de olsan, tarlada, çapada ırgat, fabrikada işçi ya da patron da olsan ne değişir? Anne her zaman 'önce anne'dir. Türkan Şoray bir 'Sultan' ama önce bir anne. Kızı Yağmur'dan söz ederken gözleri bir başka parlıyor, inci tanesinden bahseder gibi oluyor. Yağmur kız da bu sevgiyi, ilgiyi, sunulan koşulları değerlendirmiş bir genç kız. Ana baba şöhretinin gölgesine sığınmayan, onları hiç zor durumda bırakmayan bir evlat. İçtenlikle yanıtlıyor Türkan Hanım:

Anne kız ilişkileri giderek arkadaşa, sırdaşa, kadim dostluğa dönüşmüş gibi algıladım. Öyle mi gerçekten de?
İyi bir gözlemcisiniz Savaş Bey. Hem babası hem de ben üzerine titredik ama hiçbir zaman şımarma, hırslı, ihtiraslı ya da vurdumduymaz, boş bir insan olarak dönmedi kızımın hayatında bunlar. Aksine ne istediğini, nerede nasıl durması, davranması gerektiğini bilen bir çocuk olarak büyüdü şükür.

'Hayatım' dediğiniz sinemayı bile, bir süreliğine taca atıp, tüm benliğinizle Yağmur'a annelik yapmanızın etkisi büyük.
Kız kardeşim Nazan ve ben neredeyse babasız büyüdük. Küçük yaşta ailemiz parçalandı ve babam bizi bırakıp gitti. Çok uzun yıllar sonra bazı sıkıntıları aşamadığını gördüğümüz sırada yine biz sahip çıktık kendisine. Bu acı süreçleri bilen biri olarak deneyimliydim ve kızıma yaşatmamaya uğraştım aynı tatsız tecrübeleri.

Çok hoş, çok alımlı ve şöhreti doğuştan hazır bir genç kız. Sinemacılar başta olmak üzere tüm yapımcılar nasıl olur da kapınızı aşındırmaz?
(gülüyor) Aşındırmaz olur mu. Sürekli öneriler, projeler koyuyorlar önüne. Ama o kendi işini kurmak, karar mekanizmasında kendi olacağı bir şeyleri yapmak istiyor. Şimdi bir şirket kurmak üzere. Bir ortağı olacak. TV dünyasının, özellikle de spor gazeteciliğinin duayen isimlerinden biriyle ortak yapımlara girecekler. İsmini size söyleyim sadece siz bilin. Belki sinema filmi de çekerler, anne kız kamera karşısına geçeriz, belli mi olur?

'OKUYLA BENİ VURDU'
Sinema sözcüğünün geçtiği her cümlede yüzünüz aydınlanıyor.
Aydınlanmaz mı? Ben çok küçükken mahallemizde bir evin balkonundan yazlık sinemanın perdesi görünürdü. İlk kez film izlediğimde büyülenmiştim. Sinema Tanrısı daha o gün okunu bana fırlattı ve tam yüreğimin orta yerinden vurdu sanırım.

Biz yiğit bir hayvansever, gerçek bir aktivist olarak tanıdık Panter Emel'i. (Emel Yıldız). Oyunculuğa başlamanız da onun sayesinde olmuş. Maddi imkânlarımız kısıtlıydı. Fatih Kız Lisesi'ndeydim. Karagümrük'teki ev sahibimizin kızıydı Emel. Oyuncuydu. ' Köyde Bir Kız Sevdim' adlı filmin başrolünde oynayacaktı. Bir gün filmin setine beni de götürdü. Rejisör Türker İnanoğlu'ydu. Beni beğendi vee Yeşilçam.

YILMAZ'IN O YARALI BAKIŞINI ÖZLEDİM
Sultan'ımızın bir kralla da ilgili bölümü var kitapta. Çirkin Kral Yılmaz Güney'le ilgili başlığı da gördüm az önce.
Yılmaz'ı hep sevdim ve hayran oldum. Birlikte film yapamadık, olmadı, olamadı. Yine de dostluğumuz çok derin ve içtendi. Oyuncu olarak da, insan olarak da mükemmeldi Yılmaz.

Oyunculuğunu dinlesem?
Çok etkileyici, kendi tarzını yaratmış bir sinema adamıydı. Hayata karşı duruşu da, sinemaya aktarışı da mükemmeldi. O yaralı bakışlı hali çok etkilerdi beni. Kimseler bilmez. Bir gün İzmit Cezaevi'nde gizlice ziyarete gittim. Sağolsun İdareciler uzun süre dertleşmemize hoşgörüyle yaklaştı. O koşullarda bile gözleri parlayarak projelerden, sinemadan, oyunculuktan söz etmişti. (gözleri doluyor) Çok özledim yaralı bakışlı arkadaşımı.

'SULTAN' RÜÇHAN ADLI'NIN İCADI
Gelelim Rüçhan Adlı'yla tanışmanıza.
Sette tanıştık. 23 yaş büyüktü ama 22 yıl derin duygulu hayat arkadaşlığı yaptık. Şövalye ruhluydu. Korumacı kollamacı ve tam bir beyefendi. O dönem şöhret basamaklarını tırmanan, maddi durumu hayli düzelmiş bir genç kızdım. Belki yanlış kararlar alabilecek biriyken, işime, yaşantıma özen gösteren hatta film anlaşmalarımda hukuki ve maddi pozisyonları adıma, lehime yürüten destek insanıydı. Hep sevgi, saygı, şükranla yad ederim.

Levent Sümbül Sokak'ta oturuyordunuz Rüçhan Bey'le. Atilla Dorsay'ın "Sümbül Sokağın Tutsak Kadını" kitabında söz ettiği 'tutsak kadın' oluşunuz niye?
O biraz da edebi yakıştırma elbet. Üstüme titrerdi. Bütün bunların detayları, yaşananlar kitapta hayli yer alacak kısmetse.

Yanlış hatırlamıyorsam ilk 'Sultan' tanımlaması Rüçhan Bey'in.
Sadece ikimizin arasında bir şeydi bu. Ne zaman çiçek ya da bir armağan sunsa; 'sultanıma' yazardı. Gazeteci dostlar bir gün fark etti bunu. Yazdılar ve yayılıp benimsendi.

BİZE ULAŞIN