Zeytine gönül verdim

Fecir Alptekin

19 – 21 Ekim tarihleri arasında, Ayvalık Ticaret Odası tarafından "kültür varlığımız, bitki örtümüz, geçim kaynağımızın korunması ve gelecek nesillere aktarılması" hedefiyle düzenlenen 8. Zeytin Hasat Günleri'nin davetlisiydim… Malum, gezilerden sonra insana "yediğin içtiğin sana kalsın, bize gezip gördüğünü anlat" derler ama söz konusu yer Ayvalık – Cunda olunca işler değişiyor ve her iki konuda da yaşadığım keyif anlarını sizlerle paylaşmak istiyorum:

***
Bu yıl "Ortak istek zeytine destek" sloganıyla düzenlenen Hasat Günleri 19 Ekim Cuma günü Ayvalık Zeytinyağı Pazarı'nın açılışıyla başladı. Burada şimdiye dek bildiğim Tariş, Komili, Kırlangıç, Kristal, Monteida gibi alıştığımız markaların dışında Gümüşlü, Dalgıçoğlu, Selme, Kürşat, Özgün, Ayazmend, Ekbir, Kyara gibi pek çok değerli üreticiyle daha tanışma şansı buldum.

Aynı gün, açılışın ardından Kürşat Tarım Aile İşletmesi'nde zeytinyağı tadımı ve şahane bir öğle yemeği davetinde ağırlandık. Bu ikramda ayrıca Suvla şaraplarının tadına varma fırsatı da yakaladım… Akşam yemeğinde ise Suzan Sabancı – Haluk Dinçer'in davetlisi olarak Ayışığı Manastırı'nda, Şef Carlo Bernardini'nin özel menüsüyle unutulmaz bir gece geçirdik. Günbatımı, viyolonselde Dilbağ Tokay ve piyanoda Burcu Aktaş Urgun'un müziğiyle zenginleşti…

Ertesi sabah, yani 20 Ekim Cumartesi gününe Yelda – İbrahim Ustalı'nın Gümüşlü'deki zeytin bahçesinde davullu zurnalı zeytin hasat töreniyle başladık. Ardından "Ortak İstek Zeytine Destek" panelinde özellikle zeytinyağı kullanımının yaygınlaşması konusuna odaklanıldı, Ümmühan Tibet ile Ticaret Odası laboratuvarında zeytinyağı tadımları yapıldı ve akşamında da Ümit – Cem Boyner çifti tüm samimiyetleriyle festival konuklarını en özellerinde, evlerinde ağırladılar. Cem Bey Alaçatı'da kendi yakaladığı orkinosla bizlere güzel bir ziyafet çekti… Ve bu üç muhteşem gün, Pazar sabahı Komili'nin Şeytan Sofrası'nda verdiği kahvaltı davetiyle son buldu…

***
Bütün bu "keyif" detaylarını niye verdiğime gelince… Yediğim içtiğim gezip gördüğüm bir yana, Ayvalık – Cunda'da geçirdiğim bu keyifli süreçte 8. Ayvalık Zeytin Hasat Günleri'nde ne öğrendim dersek: İnsanın doğduğu ya da yaşadığı topraklara nasıl büyük bir aşkla bağlı olup o toprakların sunduğu yöresel ya da kültürel değerlere nasıl şevkle sahip çıkabileceğini… En yakın örnekte; etkinliği düzenleyen Ayvalık Ticaret Odası üyelerinin "zeytin"i nasıl çocukları gibi sevgiyle koruyup yaşatmak için çaba harcadıklarını… Aynı şekilde gerek Suzan Hanım – Haluk Bey'in gerekse Ümit Hanım - Cem Bey'in bu etkinliği birer Ayvalık aşığı olarak sahiplenip çok özel desteklerini kattıklarını… Zeytin bahçelerinin uçsuz bucaksız huzur ve güzelliğini… Zeytin ağacı gölgesinde dinlenmenin keyfini… Ve en önemlisi zeytinin neden "barışı" simgelediğini, o ağaçların gölgesinde gerçek dinginlik ve arınmışlığı "hissederek" kavradım.

Ayvalıklı'nın Ayvalık ve zeytin aşkı dünya aleme örnek olsun!

Kültürel değerler konusunda farkındalık oluşturmaya yönelik çabalar artsın, bu değerlerin yaşatılmasını amaçlayan festivaller çoğalsın ve hatta geliştirilip uluslararası boyuta taşınsın! Ben de bu arada gidip kendime şöyle 20 ağaçlık küçük bir bahçe bakadurayım… Bu, hepimiz için ulaşılabilir bir hayal ya da yaşam planı, neden olmasın?

(Cuma gününe Ayvalık ve Cunda'da çok özel mekan keşifleriyle sizlerleyim).

BİZE ULAŞIN