TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
EMRE AKÖZ EMRE AKÖZ

Vesayet altındaki Meclis, Anayasa'yı nasıl değiştirebilir?

Yeni Anayasa nasıl olmalı? Hangi temel ilkeler üzerine kurulmalı? Şu anda yürürlükte olan 1982 Anayasası'nın hangi maddeleri özellikle değiştirilmeli?
Gazeteler bu ve benzeri soruların cevabını arayan haber, dizi ve yorumlar yayınlıyor.
İyi yapıyorlar. Güzel yapıyorlar. Doğrusunu yapıyorlar. Ancak çok önemli bir soruna pek değinmiyorlar:
Anayasa Mahkemesi'nin onay vermediği tek bir maddeyi dahi Meclis değiştiremez!
Bu cümle ne anlama geliyor?
Biraz geçmişe dönelim:
Hatırlarsanız geçen yıl AKP ve MHP anlaşmış, DTP de onlara katılmış ve sonuçta 411 gibi müthiş bir oy çoğunluğu ile Anayasa'nın 10 'uncu ve 42 'nci maddeleri değiştirilmişti.
Bu maddelerin değiştirilmesiyle, öğrenciler arzu ettikleri giyim tarzı ile üniversiteye gidebileceklerdi.
Ancak CHP, Anayasa Mahkemesi'ne başvurarak değişikliklerin yok hükmünde sayılmasını istedi.
Niye? Çünkü CHP'ye göre bu iki maddenin yeni hali, 2'nci madde ile çelişiyordu.
AYM'nin "Maddelerin içeriklerini denetlememizi istiyorsunuz. Halbuki 148'inci maddeye göre bizim böyle bir yetkimiz yok" diyerek, CHP'nin başvurusunu reddetmesi gerekiyordu.
Aksi halde Anayasa'nın kendisine tanımadığı ve apaçık engellediği bir yetkiyi kullanmış olacaktı.
Ancak 5 Haziran 2008 günü AYM, böyle bir yetkisi olmamasına rağmen, Anayasa değişikliklerini iptal etti.
Bunun anlamı şuydu:
Artık Anayasa'nın herhangi bir maddesini değiştirmek için AYM'nin onayı gerekiyordu.
Başka bir deyişle Meclis'in yasama yetkisi elinden alınmıştı.
AYM'nin en azından zımni onayı olmadan, Meclis hiçbir Anayasa değişikliği yapamazdı.
Hiçbir parti bu yargı darbesine karşı gelmedi: Çünkü o sırada AKP ve DTP hakkında kapatma talebiyle AYM'ye dava açılmıştı. Onların durumu protesto edecek halleri yoktu.
10'uncu ve 42'nci maddeleri AKP ile birlikte değiştiren MHP ise sessizce ellerini ovuşturuyordu.

***

Bu yeni bir durum değildi aslında:
1960 darbesinden sonra siyasi sisteme öyle bir biçim verilmişti ki muhalefetin, yani CHP'nin istemediği bir kararı Meclis alamazdı. Alsa dahi uygulama fırsatı bulamazdı.
Muhalefetin adeta veto yetkisi vardı.
(Burada CHP'yi hem bir parti adı, hem de bürokrasinin Meclis'teki uzantısı olarak okuyacaksınız.)
Veto mekanizmasının nasıl çalıştığını işte 10 ve 42'nci maddeler değiştiğinde gördük:
Meclis yargısal tecavüze uğradı.
Bir Meclis'i meclis yapan en önemli özellik olan ' yasama yetkisi' elinden alındı. (Hani kuvvetler ayrılığı vardı?)

***

Bundan sonra Anayasa değişikliği yapılabilir mi? Elbette yapılır. Ama nasıl?Şöyle:
CHP'nin değişiklik konusunda ikna olması, işin içine katılması ve dolayısıyla AYM'ye başvurmaması gerekir.
Not: Tabii aslında sürecin işleme biçimi tam tersi! Askeri ve yargı bürokrasisi ikna olacak ki CHP'ye "Buna karşı çık" baskısı yapmasın.
Yani 5 Haziran 2008'den itibaren Meclis'in yapacağı herhangi bir Anayasal değişikliğin ' bağımsız iradesi' ile bir alakası bulunmayacak.
Her değişiklik, bir ' pazarlığın' sonucu olacak. (Ama tabii bu pazarlık vatandaşa ' uzlaşma' diye sunulacak.)
İşte bu yüzden Anayasa'yı değiştirme hazırlıkları beni hiç mi hiç heyecanlandırmıyor.
BİZE ULAŞIN