EMRE AKÖZ EMRE AKÖZ

Aldatıldığını kabullenmek kolay değil!

Birkaç yıl öncesine kadar 'yükselen ulusalcılık'tan söz ediyorduk. Ulusalcılara göre Türkiye, tıpkı 1919'daki gibi, düşman Batı'nın işgali altındaydı.
O halde tam bağımsız olabilmek için yeniden bir kurtuluş savaşı vermek gerekiyordu.
AB sevdasından vazgeçmeli, ABD'den uzaklaşmalıydık.
ABD ve AB işbirlikçisi İslamcı hükümet de hemen devrilmeli, yıpranan laiklik onarılmalıydı.

***
Bugünden geçmişe baktığımızda ise toplum olarak gülünç bir duruma düşürüldüğümüz ortaya çıkıyor.
Ulusalcılık operasyonunu yöneten Ergenekoncuların, ne bağımsızlıkla bir alakaları vardı, ne de yerlilikle.
Tam tersine...
Kimi Rus güçlerle 'embedded' olmuştu ("aynı yatağa girerek, hemhal olmuş" anlamında 'embedded'!) Kimi İsrail derin devletinden, ABD'deki NeoCon'lardan medet ummuştu.

***

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Başkanı Sedat Laçiner'in vaziyeti şöyle anlatıyor:
"Sanıklar veya bir kuvvet komutanı İsrail'in Mossad'dan daha karanlık istihbarat örgütünün başındaki insanla konuşuyor. Diğer paşalara bakın... Ne kadar çok İsrail'le konuşmuşlar. Bu size çok normal geliyor mu? Kuvvet komutanları niye bu kadar çok İsrail'le görüşüyorlar? Bedrettin Dalan, 'İsraillilerden yardım istedim' diyor. Niye böyle bir şey yapıyor? Jandarma istihbaratının başındaki kişi niye Rusya'ya kaçıyor? Niye etrafında bu kadar çok Rus var? Bunlar normal şeyler mi?" (Neşe Düzel'in röportajı, Taraf, 19 Mayıs)
Bu basit soruları Ergenekonculara destek olmak üzere miting düzenleyenlere sormak gerek:
Bunlar normal şeyler mi?
İktidara gelmek için Rusya'dan, İsrail'den, Neo- Con'lardan yardım alanların, almaya çalışanların amacı gerçekten 'tam bağımsızlık' olabilir mi?

***

Olayın en acıklı tarafı ise ulusalcı illüzyonizme kapılanların büyük çoğunluğunun, kendini bilinçli vatandaş sanan, "seçimlerde köylü bir veriyorsa, biz üç-beş oy vermeliyiz" diyen üniversite mezunları olması!
Turgut Özakman'ın ilkokul müsameresi tadındaki 'Şu Çılgın Türkler'ini okuyup her gün balkona bayrak asarak 'duruş' sergilediklerini sandılar.
Şimdi de Silahlı Kuvvetler'in Ergenekon soruşturma ve davasında etkin rolünü görmezden geliyorlar.
Hadi onu göremiyorlar. Danıştay'a Saldırı Davası'nın Ergenekon Davası ile birleştirilmesinin anlamını da mı kavrayamıyorlar?
Zor, çok zor; yıllarca aldatıldığını kabullenmek ne kadar zor!
BİZE ULAŞIN