TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
EMRE AKÖZ EMRE AKÖZ

Anadolu kaplanı laiklikle doymaz

Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın "Ekonomik büyüme ve modernizasyon, laikliği gündemden düşürüyor" demesini 'bilgi' bağlamında değerlendirenler var.
Örneğin Ahmet Altan, "Ne laikliği biliyor, ne muhafazakârlığı biliyor, ne ekonomiyi biliyor, ne de hukuku biliyor" diyor Yalçınkaya için. (Taraf, 9 Haziran)
Bence, Başsavcı'nın ekonomi ve laiklik denklemini, zümresel çıkarları savunma refleksi olarak ele almak gerekir.

***
Yalçınkaya haksız da değil hani!
Türkiye'nin küresel ekonominin parçası haline gelmesi, Kemalist bürokrasinin güçten düşmesine yol açıyor.
Bugün Anadolu sermayesinin gözbebeği Ankara değil. Çünkü ürünlerini ihraç edecek yeni pazarlar arayan dindar kapitalistlere o bürokrasinin sunacağı bir avantaj yok.
Afrika, Güney Amerika, Rusya, Orta ve Uzak Asya pazarlarıyla onları Gülen Cemaati tanıştırıyor.
Mesela Türkçe şarkı okuyan, kolbastı oynayan siyah ya da sarı tenli dünya gençlerini izliyoruz.
O gençlerin Brezilyalı, Güney Afrikalı ya da Taylandlı aileleri, ülkelerinin ekonomik aktörleri değil mi?
Türk okullarında okuyan her genç; bir ilişki ağının düğüm noktası, ticarete yarayacak bir bağlantı anlamına gelmiyor mu?
Anadolu sermayedarlarının, kâh yürekten, kâh oportünistçe Gülencilere destek olmasının temel sebebi cüzdan kaygısı değil mi?
'Bağımsızlık' maskesi altında kapalı bir ekonomiyi savunan Kemalist bürokrasinin, 'güvenlik' sağlamaktan başka, Anadolu kaplanlarına sunacak neyi var?
Devlet ihaleleriyle Ankara'dan nemalanan eski kapitalist sınıf, Kemalist bürokrasinin iktidar sopası olarak kullandığı laiklik ilkesini benimsemişti.

***
Kazancının çoğunu yurtdışından sağlayan yeni kapitalist sınıf ise serbestliği önemsiyor, sadece 'istikrar bozulur' kaygısıyla, Ankara'nın çevresinden dolanmayı tercih ediyor.
Hatırlayın. Geçen yıl kapatma davası açıldığında, Başsavcı'dan daha fazla AKP'ye kızmadılar mı?
'Ne diye, Anayasa'yı değiştirerek gerilim çıkardılar; varsın türbanlılar da üniversiteye gitmesin' deyiverdiler.
Özetle küresel kapitalizm, Kemalist bürokrasiyi ekonomik açıdan karar verici olmaktan çıkarıyor.
Başsavcı'nın asıl rahatsızlığı işte bu. 'Sizin ekonominizde bizim söz hakkımız yok' diye yakınmakta.
BİZE ULAŞIN