EMRE AKÖZ EMRE AKÖZ

Ya çözülecek ya çözülecek!

Kürt sorununun çözümünün arifesindeyiz. Önümüzdeki dönemde ciddi kararlar alınacak, somut adımlar atılacak.
Bu konuda eğlenceli yorumlar kulağa çarpıyor. Mesela "Bu fırsatı kaçırmayalım" diyen yorumcular var.
Merak etmesinler.
Fırsat kaç(a)mayacak.
İsteseler de, istemeseler de bu fırsat kullanılacak. Eğer aksi olursa... Yani fırsatı tepenler çıkarsa. Onlar elenecek, yerlerini yeni simalar alacak ve kervan yürüyecek.
Niye böyle olacak?
Çünkü ABD ve Avrupa Birliği bu sorunun çözülmesini istiyor.
ABD Başkanı Obama, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde konuştuktan ve DTP Başkanı Ahmet Türk'ün elini sıktıktan sonra, sorunu çözmesinler de görelim.
Adamlar, Ortadoğu'nun kaynaklarını Avrupa'ya taşımak için milyarlarca dolar harcayarak Nabucco adlı bir enerji hattı inşa edecek. Türkiye de işin içinde olacak.
Ama sen Kürtlerin haklarını vermediğin, taleplerini karşılamadığın için, dağdan inen üç beş gerilla hattın bir kısmını havaya uçuracak. Enerji akımını kesintiye uğratacak.
Avrupalıların ve Amerikalıların böyle bir duruma tahammül edeceklerini sanmak aymazlıktır.
Ne yani Türkiye'nin tutucu bürokratları ile vizyonsuz siyasetçileri milliyetçilik dansları yapacak diye, uluslararası çıkarların heba edileceğini mi sandınız?
Hadi canım sen de!

Ergenekon'un 'adli' dostları
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu
'nda meydana gelen olaylar, yargı mekanizmasını çalıştıran bürokrat hukukçuların gerçek zihniyetini ortaya koydu.
Kurulun yargı kökenli üyeleri geçen gün bir bildiri yayınlayarak Ergenekon davasına müdahale etmek gibi bir düşünceleri olmadığını açıkladı.
Doğrusunu isterseniz bu haber beni şaşırttı. Çünkü bütün medya müdahale çabasını anlatan haberlerle doluydu.
Nasıl olur? Herkes mi yanıldı?
Derken Adalet Bakanlığı bir karşı bildiri yayınladı. Böylece tam da kamuoyuna yansıdığı gibi, yargı kökenli üyelerin Ergenekon davasına müdahale etmeye çalıştığı apaçık ortaya çıktı.
Bakın Bakanlık bildirisi ne diyor: "
(...) Önerilen isimler arasında (...) devam eden soruşturmayı yürüten Cumhuriyet başsavcısı, Cumhuriyet başsavcıvekili ve üç Cumhuriyet savcısı ile aynı soruşturmanın değişik aşamalarında tutuklama, arama, el koyma, iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması gibi koruma tedbirleriyle ilgili kararları veren üç hâkimin olduğu (...) görülmüştür."
HSYK'nın yargı kökenli üyeleri, devam etmekte olan bir davaya müdahale etmeye kalkışıyor... Bu çaba Adalet Bakanı tarafından engelleniyor... Ama söz konusu üyeler, açıklamalarında böyle bir şey yapmadıklarını söylüyor.
İnanılır gibi değil.
İnsanın aklı almıyor.
'Yalan' kelimesi acaba başka hangi durumda kullanılır; biri bana anlatsın.

***

Bütün bunlar apaçık ortadayken hâlâ "Yargı bağımsız olmalı" deyip siyasetçileri hedef gösteren Anayasa hukukçuları var.
Burada yargıya müdahaleyi yapan kim? Adalet Bakanlığı yani siyasetçiler mi; yoksa bizzat yüksek yargı kökenli üyeler mi?
Gerçek ortada:
Tartışmalı taslağı hazırlayarak, Ergenekon davasının seyrini değiştirmeye çalışanlar kim?
Cevap: Yargı bürokratları.
Bu girişime engel olarak, yargının bağımsızlığını koruyan kim?
Cevap: 'Siyasetçi' Adalet Bakanı.
Yaşasaydı, herhalde, 'Beni Türk yargısına emanet etmeyin' derdi!
BİZE ULAŞIN