EMRE AKÖZ EMRE AKÖZ

Ergenekon Bayrağı daha ne kadar dalgalanacak?

Norşin haberini yorumlarken, şöyle demiş Ergun Babahan: "Atatürk'e hadis gibi atfedilen sözler var, 'İstikbal göklerdedir' gibi. Tıpkı İslam'da olduğu gibi, bu sahte 'hadis'lerin ayıklanması gerekiyor aslında." (Star, 12 Ağustos)
O sahte 'hadisleri' ayıklamak iyi olur. Peki, bu mümkün mü? En azından kolay değil.
Hava Kuvvetleri'nin gazetelere verdiği ilanlara bakarım; tepede 'İstikbal göklerdedir -Atatürk' yazar.
Havacıları bu uydurmayı kaldırmaya ikna edebilir misiniz? Edemezsiniz. Önce direnirler, sonra "Tamam Atatürk'e ait olmayabilir ama söz güzel, kalsın" derler.

***
Bilhassa spor merkezlerindeki 'Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur' sözünü de silmek gerekir. (Romalı bir şaire ait bu laf.)
Ona da direnirler. Bir duvara "sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur" diye yazdıktan sonra, yanındaki ya da karşısındaki duvara da Atatürk yazarlar.
Nasıl yasağa karşı sigara şirketleri, marka renklerini kullanarak 'çağrışımla reklam' stratejisi uyguluyorsa, bunlar da aynı şeyi yapar.

***
Başka laflar da var: Mesela 'Mevzubahis vatansa, gerisi teferruattır'.
Atatürk'ün böyle bir lafı yok. Ergenekoncular çıkardı bunu da... İnternetle yaydılar.
Ulusal simgelere epey zarar verdi Ergenekon şebekesi.
Biliyorsunuz Bayrak Kanunu'nu en çok çiğneyen yine onlardır.
Resmi bayrağın üzerinde resim, işaret bulunamaz. Ama bunlar bayrağın üstüne 'Kalpaklı Atatürk' koyup piyasaya sürdü. Atatürk diye kimse sesini çıkarmadı.
Ben buna 'Ergenekon Bayrağı' diyorum. Ülkenin dört bir yanına yaydılar.
O kadar ki... Geçenlerde Bodrum'dan İstanbul'a dönerken, Hava Kuvvetleri'ne ait bir tesisin yanından geçtik. Akhisar mıydı, Gelembe miydi; hatırlamıyorum.
Baktık caddeye doğru 'Ergenekon Bayrağı' dalgalanıyor.
Kimi bilerek kullanıyor bu Ergenekon simgelerini, kimi 'piyasada' onu bulduğu için...

***
Algıları değiştirmek kolay değil. Kemikleşmiş bir düşünce, mermerden güçlüdür. Herkes için geçerli bu durum.
Örneğin güzel romanların yazarı Amin Maalouf... 'Çivisi Çıkmış Dünya' (YKY) adlı son kitabında şöyle bir cümleye rast geliyoruz:
"Kemalistler halklarını, Avrupalılar onlara günde üç kez Avrupalı olmadıklarını ve aralarında yerleri olmadığını söylerken, nasıl Avrupalılaşmaya ikna ederler?" (s. 82)
Akdeniz ve Ortadoğu üzerine epey kalem oynatan Maalouf Bey'in, Türkiye'yi hiç mi hiç tanımadığını böylece öğrenmiş bulunuyoruz.
Bir kere Kemalistler, halkı Avrupa'ya ikna etmeye çalışmıyor. Tam tersine Avrupa'yı istemeyen onlar.
Çünkü Kemalistler, 1930'ların Avrupa'sını özlüyor; yani 'Diktatörlükler Çağı'nı!
Halk ise Kemalistlerin şerrinden, adaletsizliğinden, demokrasi düşmanlığından kurtulmak ve refaha kavuşmak için Avrupa Birliği'ni istiyor.
Türkiye'nin üyeliğine taş koyanların başını bugün Almanya ile Fransa'nın çektiğinin de farkında bu halk.
Merkel ile Sarkozy'nin yerli müttefiklerinin Baykal ile Bahçeli ve bir de Kemalist bürokrasi olduğunu biliyor, bilemese de seziyor.
Velhasıl Maalouf'un kafasındaki Türkiye şeması küf kokuyor. Ama değiştirmek kolay değil, o bunu rokfor peyniri sanıyordur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN