EMRE AKÖZ EMRE AKÖZ

Yatak odasına kadar giren terör piyasası

Dünkü yazıda kullandığım 'terör piyasası' tabiri birçok okurumuzun hoşuna gitmiş. Evet, gerçekten de olaya piyasa olarak bakabiliriz.
Çeşitli siyasi ve iktisadi aktörler bu piyasada iş yapıyor; para ve itibar kazanıyor.
Bu durumu en iyi anlatan kişi, piyasanın kurucularından Abdullah Öcalan olmuştur.
1993'te gazeteci Avni Özgürel'in, "Güneydoğu meselesi, Kürt meselesi bir rant, bir para işine dönüştü mü" sorusu karşısında Apo şu cevabı vermişti:
"Evet... Bu kolay kolay bitmez... Bu işi ben bitireyim desem, beni bitirirler. Türkiye tarafında en yüksekte buna karar verecek emir noktasındaki insan bu işi bitireyim dese, bitirtmezler, onu bitirirler..."

***
Bugün tam da bunu yaşamaktayız:
Hükümet Kürt sorununu çözme, PKK militanlarını dağdan indirme kararlılığında...
Genelkurmay Başkanı aynı amacı paylaşıyor...
ABD desen, zaten Ortadoğu politikasını değiştirdi, Kürt/PKK sorununun bitmesini istiyor...
Müthiş bir güç değil mi?
Ancak terör piyasası bu işin kolayca yapılmasını engelliyor. Açılımın her adımında bin bir zorluk çıkıyor.
Başbakan tam ABD'ye gitmişken ve Anayasa Mahkemesi, tam DTP davasını karara bağlayacakken, Tokat'tan şehit cenazelerinin gelmesi tesadüf mü sanıyorsunuz?
İşin ekonomisini biliyorsunuz: AKP Gn. Baş. Yar. Hüseyin Çelik, 25 yılda devletin 300 milyar dolar harcadığını söyledi. Bu gözüken bedel...
Bir de görünmeyen maliyetler var ki, mesela Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Başkanı Sedat Laçiner, "Toplamda 1 trilyon dolar gitti" diyor.
Gitti de, kime gitti?
Öncelikle silah üreticilerine ve onların Ankara'daki aracılarına gitti.
Bu öyle bir piyasa ki karakol inşa eden müteahhitler de kazanıyor, Güneydoğu kentlerine yığılan memur ve askerlere iğne iplik satanlar da...

'Babydoll' da dahil, kadın iç giyiminin envai çeşidini satan Şırnak'taki dükkânları görmenizi isterdim.
Sıkıntıdan patlayan memur çiftlerin, hiç olmazsa yatak odalarını renklendirme arzusunu karşılıyorlardı.
Daha önemlisi: Memur takımına hitap eden o dükkânların kirası İstanbul seviyesindeydi.
Terör bitip de o memurların, subayların yarısı başka yere gittiğinde, varın Şırnak ekonomisinin halini siz düşünün.
Bitmedi: Bugün hâlâ 70 bin korucuya para ödeniyor. Kolay paradan vazgeçmek isterler mi?

***
PKK cephesi de çok farklı değil. Örgüte para sağlamak için uyuşturucu kaçıranlar, zamanla koca bir trafiği yönetir oldu. Dikkatinizi çekerim: Her bakımdan kayıt dışı paralardan söz ediyoruz. Yani örgüt yöneticileri de bilmiyor dönen miktarı.
Bu işlerde piyasa asla sadece para değildir. Bir de işin siyasi rantı var. Statüsü, itibarı, havası var. Oya dönüştürülecek imkânlar var terör piyasasında.
Siz hiç Deniz Baykal ile Devlet Bahçeli'nin harcanan paralardan söz ettiğini duydunuz mu?
Duyamazsınız! Çünkü kendi ceplerinden çıkmıyor; o pek sevdikleri 'millet' ödüyor.
Kendi çocukları, akrabaları ölmediği için de Mehmetçik'in şehit olmasını önemsemiyorlar. Daha çok şehit, daha çok bağırmalarını sağlıyor.
Yani o işin de piyasası var: Başkasının canıyla ve parasıyla siyaset yapmak... Oh ne ala!
"Teşvikiye Camisi'nden üç şehit cenazesi kalksa, sorun çözülür" diyenler çok da haksız değil.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.