EMRE AKÖZ EMRE AKÖZ

"Yeni bir namaz şekli olarak spor"

Tatil yaparken, okul kitapları da satan bir kasaba kırtasiyecisinden, Ahmet Haşim'in (1884-1933 ) İkdam gazetesinde yayınlanan yazılarının da derlendiği bir kitap aldım.
O dönem yazarlarının güçlü betimlemelerini ve çarpıcı mecazlarını çok severim.
Sanırım bu eğilimde, basında kullanılan görüntü teknolojisinin geri olmasının önemi vardı.
TV'nin olmadığı ya da henüz yaygınlaşmadığı dönemlerde spor basınında da aynısını görürüz. "Bugün artık bir İslam Çupi çıkmıyor" denir ya... Doğru ama çıkmasına gerek yok ki!
TV ekranı başındaki seyirciler, tekrar görüntüleriyle, yakın çekimleriyle maçları tribünde not tutan spor yazarından çok daha ayrıntılı izliyor. Kime, ne betimlemesi yapacaksın?

Blucin kültürüne gıcık

Ne diyorduk? Evet, Ahmet Haşim'in 1928-29 yıllarında İkdam'da çıkan düzyazılarında ilginç bölümler buldum. Gelin hayatın ağırlaştığı şu kavurucu yaz günlerinde biraz nostalji yapalım...
Biz ABD kültürünün Türkiye'deki etkisinin 1945'ten, yani İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra başladığını kabul ederiz.
Halbuki Ahmet Haşim, taa 1928'de, Amerikan giyim tarzının gençler arasında yaygınlaşmasından yakınıyor. "Amerikanvari giyiniş..." diyor, "pazar gezintisine çıkmış bir amele, bir pehlivan kıyafetini hatırlatıyor."
Ardından bu durumu Amerikalıların görgüsüzlüğüne ve zenginliğine bağlıyor: "Bu laubali giyiniş tarzını, büyük şehir caddelerinde affettirmek için, cebinde zengin bir çek defteri lazımdır."
Son olarak da, okurlarıyla birlikte kendi yüreğine de su serpiyor: "Şükretmeli ki bu acayip modalara her memlekette kapılan yalnızca gençlerdir."
Halbuki Amerikan rahatlığı, dünyaya öylesine yayıldı ki blucin her milletten, her kuşaktan insanların giysisi haline geldi.

Sinemalı eğitim

Yukarıdaki örneğe bakarak Haşim'in her konuda tutucu olduğunu sanmayın. Fransa'da lise öğrencisi velililerinin dernek kurarak eğitime müdahale etmesini üzerinde düşünmeye değer buluyor.
Fransız veliler, ders saatinin 20'ye indirilmesini; tasarruf edilen sürenin fabrikaların, hastanelerin, bankaların, kışlaların ziyaretinde ve sporda harcanmasını istemişler.
Ayrıca kitap yerine, derslerde sinemaya ağırlık verilmesini talep etmişler. Haşim, "Esasen er geç sinema ve fonograf, kitabı dünya yüzünden kaldıracaktır" diyor.
Kılık kıyafet ve saç stili konusunda yeniliğe kapalı olan Haşim'in, eğitim alanında cesur önerilere önem vermesi ne kadar ilginç değil mi?

Hareketsiz Türkiye

Haşim'in denemelerinde bir de 80 küsur yıldır değişmeyen özelliğimizi buldum: Halk olarak hareketsizliğimiz...
Geçenlerde bir Brezilya üniversitesinin araştırmasında, dünyanın en hareketsiz dördüncü ülkesi çıktık.
Farklı ölçütlerin kullanıldığı bir başka araştırmada ise sondan 15'inci çıkmıştık.
Araştırma yapmasa da, keskin gözlemler yapma becerisine sahip Ahmet Haşim, bu durumu 80 yıl önce saptamış: İstanbullunun spor faaliyetinin kahvede zar sallamaktan ibaret olduğunu söylüyor.
Bu konuda Haşim'in hayali çok hoş: "Spor yapmak yeni bir namaz şekli olarak herkese şamil olmalı" diyor...
Not: Hani Sağlık Bakanlığı bizi harekete geçirerek fazla kilolardan kurtulmamızı sağlayacaktı; ne oldu?

BİZE ULAŞIN