EMRE AKÖZ EMRE AKÖZ

Midilli izlenimleri: Türkler, Japon olmuş

Merhaba! Bir hafta aradan sonra tekrar birlikteyiz... Bu arada Ayvalık'ın karşısındaki Midilli'ye gittik. "Niye adaya da, anakaraya değil" diye sorarsanız... Sebebi merak:
Hani, "krizde olan Yunanistan, daha fazla turist çekmek için Türkiye'nin yanı başındaki beş adaya vizeyi kaldırdı" diye haberler çıkmıştı ya... İşte onu merak ettik. (Çünkü biz bu Schengen işine çok gıcık oluyoruz.)
Baştan söyleyeyim: Aslında olayın (mesela) Yunanistan'ın İstanbul'daki başkonsolosluğuna vize başvurusu yapmaktan çok da farkı yok: Sonuçta yine Schengen vizesi alıyorsunuz.
Midilli büyük bir ada olduğundan, ben bir de heves edip araçla geçeyim dedim: Haydi bu sefer de Turing'den uluslararası trafik sigortası yaptırmak gerekti. Ne olur ne olmaz, "soracakları tutar" diyerek, bir de uluslararası ehliyet alınca, astarı yüzünden pahalıya geldi.
Midilli'ye geçtikten sonra küçük bir otomobil kiralamak, maddi açıdan çok daha makul olacaktı...

Komşunun "Erdogan" övgüsü

Diğer adaları bilemem ama Midilli, Türklerin, Ege'nin Japonları olduğunu gösterdi: En ücra köşeleri bile gezip, her şeyin fotoğrafını çekiyorlar.
Türkler gelince Yunanlı esnafın, özellikle lokantacılarla hediyelik eşya satıcılarının yüzünde güller açıyor. Kırık kırık Türkçe kelimeler havada uçmaya başlıyor: "Merhaba", "Hoş geldin", "Nasılsın"...
Restoranlar İngilizce ve Almanca mönülere Türkçeyi de eklemiş. Garsonlar özellikle balıkların ve deniz ürünlerinin Türkçe adlarını gayet iyi biliyor. (Hoş bizdeki çoğu balık adı Grekçeden geçme ki o da ayrı bir kültür tartışmasını birlikte getiriyor.)
"Türkiye'den geliyoruz" dedikten sonra politik-ekonomik bir sohbet başlarsa... Komşu'daki derin gıptaya net olarak şahit oluyorsunuz:
Yunan politikacılara "saydırdıktan" sonra, 'yumuşak g' sesini çıkaramadıklarından, "Erdogan" dedikleri Başbakan Erdoğan'ı övmeye başlıyorlar.

Yunanistan nasıl battı?
Ülkelerindeki ekonomik kriz ve fiyat artışından Avrupa Birliği'ni ve ABD'yi suçlayıp duruyorlar.
Fiyat artışı deyince... Birkaç yıl önce oralara giden arkadaşım, "Dönerken deponu doldur, çünkü benzinin litresi bir lira..." demişti. Bir de baktık 4 lirayı aşmış; bizimkine çok yaklaşmış.
Vatandaş denilen canlı, dünyanın her yerinde aynı: Başarıyı kendilerine mal ediyor, sıkıntıya düştüklerinde devleti suçluyorlar.
Sosyoloji profesörü Ayhan Aktar bir yazısında çok çarpıcı bir örnek vermişti. Sempozyumda Yunan meslektaşı anlatmış: Atina'da büyük bir devlet hastanesinin 10 tane bahçıvan kadrosu varmış. Olabilir. Ancak hastanenin bahçesi yokmuş ki!
Yani devlet havadan para dağıttı Yunanistan'da:
Vergilerle ve AB'den aldığı paralarla ATM memurlarını finanse etti. Vatandaş üretimi, yaratıcılığı, çalışmayı unuttu; avantacı hale geldi. Kemer sıkmak gerekince de deliye döndü!
Velhasıl Midilli'yi gezerken Türkiye ile gurur duydum. Örnek alınan, övülen, gıpta edilen bir ülke olmak ne güzel!
Ancak biz oraya gitmeden önce Et Balık Kurumu'nda et skandalı patlamıştı. Biz oradayken de üniversite harçlarını kaldıran yasa geçti.
Olacak iş değil: Bizim devlet hâlâ etbalık satıyor ve bedava yüksek eğitim hizmeti veriyor.
Politikacı denilen canlı da her yerde aynı: Kolay yoldan oy toplamak için yapmayacağı popülizm yok!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN