17 Ocak 2013, Perşembe

Kuştan korkan darı ekmez

Barış her zaman savaştan daha zordur.

*Epey direndikten sonra twitter yoluyla sosyal medyaya dahil oldunuz. Birkaç aylık twitter tecrübeniz size ne anlatıyor?
Doğrusu, hoş bir alemmiş! Twitter, isteyene kendi kendine kolayca ulaşamayacağı ama çok derinden ilgisini çekebilecek bir enformasyon zenginliği sunuyor. Tabii günün her dakikasında oraya buraya laf yetiştirenleri aklım almıyor. Yemiyor, içmiyor, çalışmıyorlar mı, bilmem ki!

*Terör meselesinin çözümü için hayli "radikal" sayılan adımlar atıldı. Bu durum toplumun bir kesiminde kaygı da yarattı. Sürece olumlu bakanlar bile içlerinde bir "provokasyon" korkusu yaşıyor. Nihayet bir "geçiş süreci"nde miyiz?
Kuştan korkan darı ekmez. Barış her zaman savaştan daha zordur... Dahası, çözüm hayalcilik ister. Sadece gerçekçilik yetmez. Provokasyonlar olacak. Bu noktada halkın endişeleri ile medyada İmralı sürecine dair kötümserlik atmosferi yayanların duygularını birbirinden ayırmalıyız. Halk artık kan dökülmesin istiyor. Bu süreci zorlayan dinamik sadece siyasi irade değildir. Esas dinamik analardır! Şehit anaları bile müzakereyi destekliyorsa, ki öyle olduğunu görüyoruz, gerçekten bir geçiş sürecindeyiz demektir. İnşallah "geçer"iz. Ama ihtiyattan çok biraz telaşlı olmakta fayda var.

*ABD'de Ulusal Eleştirmenler Birliği, Haneke'nin "Aşk/Amour" filmini 2012'nin En İyi Filmi seçti. Siz de geçenlerde Sabah'ta film üzerine "güzel ama bir Haneke filmi değil" diye yazmıştınız. "Aşk" bu unvanı hak ediyor mu?
Haneke, sinema sanatı falan bir yana… Bir kere bu seçimin altında şu temel gerçek yatıyor. Batı nüfusu hızla ihtiyarladı. İhtiyarları öykülerimizin, filmlerimizin dışında bırakamayız. Eh, kamerasını onlara çeviren Haneke gibi bir yönetmen olunca, ortaya insanın içine işleyen, duru ve güzel bir film çıkıyor. Biliyorum, "çok depresif , o filme gitmem" diyenler, gidenlerden kat be kat fazladır. Ama hayat da böyle! Kasvetten ve hüzünden kaçılmıyor. Beni en çok usta aktör J.L.Trintignant'ın şu açıklaması çarptı: "Artık oturmuş ölümü bekliyordum, bu filmde oynama teklifi geldi!"

*Son yıllarda önemli uluslararası sanatçıların sergileri Türkiye'ye geliyor ve büyük ilgi de görüyor. Şimdi de Damien Hirst İstanbul'da. "Modern sanat" işlerinin yeni bir pop kültür oluşturduğundan bahsedebilir miyiz?
Pop kültüründen çok belki yeni elitizm arayışı denebilir! Malum, kendini pek kültürlü, pek elit bulan"Cumhuriyet çocukları" resim kursuna gidince bir sonbahar peyzajı yapar! Heykel denince eski köşk bahçelerindeki gibi ya peri kızı figürleri gelir aklına ya da Atatürk büstleri. Modern sanat onlara hiç uymadı! Ve gün geldi onların devri kapandı. Gelelim Damien Hirst'in sanatına! Hirst'in yaptığı sanattan çok, bir tür sanat ironisi ve düşünsel kışkırtma!

*Sevdiğinizi bildiğimiz şair Cahit Koytak geçenlerde "İnanıyorum ki, caz müziği, Allah'ın da kullandığı bir müzik türü" dedi. Sizce?
Koytak, ilk bakışta kaos veya gürültü gibi algılanan şeyin içindeki Tanrısal düzene dikkat çekmek istemiş sanırım. İlginçtir, ben de yıllar sonra caz dinlemeye geri döndüm. İki aydır iki caz trompetçisine kafamı taktım. Erik Truffaz ve İbrahim Maalouf. Bayılıyorum.

SON DAKİKA