ERSOY DEDE ERSOY DEDE

Tamahkâr ile dolandırıcıyı buluşturan hayal

12 Eylül darbesi sonrası liberal ekonomiye geçişteki o ara dönem, Türkiye çook büyük ölçekli bir bir banker kriziyle sarsılmıştı.. Turgut Özal Kaya Erdem ve ekibi, görünmez elin ekonomideki gücünü tahkim etmek adına faizleri serbest bırakmış, bu sayede üründen çok para satılır hale gelmişti.. Her köşebaşında bankerler türemişti.. Mevcut bankalar bile bankerler aracılığıyla mevduat sertifikası pazarlamaya başlamıştı.. Bu sayede de hükümet yeni bir kaynak yaratmış oluyordu. Bir, işini gücünü bırakıp para alıp satan bankerlerin 'saygın işadamı' gibi dolaştığı garip bir hal almaya başladı.. Yıllık yüzde 40'lar ortalamasında seyreden bir enflasyon varken bankerler aylık ortalama yüzde 10 civarı gerçek faiz vaadediyorlardı.. Şimdi buraya dikkat.. Evet bankerler gazete ilanları aracılığıyla para topluyor, tasarruflarına yüksek faiz alacağını düşünen vatandaşlar da bankerlere koşuyordu.. Yalnız bir farkla..


***


O farkı anlatacağım. Ama önce bir tespit yapalım birlikte.. Bugünün koşullarında dişinden tırnağından arttırarak bir kanara para koymuş herhangi bir vatandaş, 10 Bin lirayı bulan birikmiş parasının, dört ay içinde 20 bin liraya çıkmayacağını bilir.. Yani parası olan, paranın nasıl ve hangi koşullarda büyüdüğünü bilen adamdır.. Tamahkârın hayali, eğer hiç para sahibi olmadıysa kolay para kazanmak üzerinedir.. Misal ömrü boyunca inşaatlarda ter döküp, kazandığı paranın küçük bir kısmını tasarruf ederek umre parası biriktiren adam, o paranın nasıl o hale geldiğini bilir.. Ama beklemeye tahammülü olmayan hayta oğlu, o biriken parayı daha hızlık ikiye-üçe katlayacağını zanneder.. Hatta bunun için babasını 'kalın kafalı' olmakla, iş bilmemekle suçlar.. 'Ver şu parayı çalıştıralım, devir paradan para kazanma devri'.. Bu lafları biliyorsunuz değil mi?.. İşte bu laflar, tamahkâr cahilin laflarıdır.. Onun kafası bambaşka alemlere çoktan akmıştır.. Burada değildir anlayacağınız..


***


Ne diyorduk?.. Evet bankerlere koşuyordu insanlar akın akın.. Ama bir farkla.. Bankerlere koşanların neredeyse tamamı hayatını 'umut' üzerine kurmuş yoksul insanlardı.. Biraz parası olanlar yani gerçekten para sahibi olanlar ve 'emeksiz ekmek' olmayacağına inananlar yoktu aralarında.. Tıpkı bugünkü Çiftlikbank, Anadolu Farm yahut Süt Bank gibi.. Normal herhangi biri bilir ki, 100 bin lira, ne yaparsanız yapın yattığınız yerden dört ayda 200 bine çıkmaz.. Böyle olacağına inanan biri varsa, işte o tamahkârdır.. Enflasyon oranı belli, asgari ücret ve ona yapılan yıllık artış ortada.. Bankaların kredi verirken ya da tasarruflarınızı alırken açıkladıkları faizi biliyoruz.. Ama birilerinin dört ayda %100 faiz taahhüdüne inanıyorsunuz.. Yani bankadan kredi çekerek, çiftlikbank'a yatırıp, yattığınız yerden yüzde 50 para kazanabileceğinizi düşünüyorsunuz.. Sonra da diyorsunuz ki, 'devlet bize yardım etsin'.. Devlet, garip gurebanın, fakir fukaranın parasını pulunu, size versin yani.. Peki ya işler planladığınız gibi gitseydi.. Siz bir yetimin sırtını okşayacak mıydınız?..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN