İdris Kardaş

Trump'ın belirsiz geleceği

Bu bayram sohbetlerinin en önemli gündem maddeleri; Trump, ABD ile yaşadığımız kriz ve bu kriz nedeniyle ekonomimize yönelik gerçekleştirdikleri saldırılardı kuşkusuz. Ancak son iki gündür daha çok Trump azledilecek mi yerine Pence gelecek mi tartışmaları devam ediyor. Bu konuyla ilgili birkaç noktaya değinelim biz de.

Öncelikle, Trump'ın azledilmesi süreci öyle kolay bir süreç değil diyerek başlayalım yazımıza.

ABD anayasasının ikinci maddesinin dördüncü fıkrasında ABD Başkanının "vatana ihanet, rüşvet ve diğer ağır cezalık suçlar işlemesi halinde azledileceği" hükmü yer alır.

Bu suçlar, Trump'ın gitmesini isteyen ABD medyasının yazmasıyla yada bastırmasıyla gerçekleşmiş sayılmıyor. Hepsi için çok net deliller ve şahitler gerekiyor doğal olarak. Şu ana kadar birçok ABD Başkanı hakkında azil sürecinin başlaması talebi medya tarafından gündemleştirilmiş, ancak bunların çoğu Temsilciler Meclisi Adalet Komitesi tarafından reddedilmiş.

ABD siyasi tarihinde üç Başkan hakkında azil süreci başlatılmış. Bunlardan da sadece Nixon azil süreci tamamlanmadan istifa etmiş. Diğerlerinde muhalefetin Senato'da çoğunluğuna rağmen, yani bugünkü durumun tersi olmasına rağmen, gerekli çoğunluk sağlanamamış.

Trump'ın Başkan seçilmesinden sonraki gün konuşulmaya başlanan azil süreci şöyle gerçekleşiyor.

Temsilciler Meclisi Adalet Komitesi, bu süreci başlatmaya karar vermeli öncelikle. Bu komitede şu anda 24 Cumhuriyetçi, 17 Demokrat görev alıyor. Dolayısıyla Trump için konuşulan süreç daha ilk aşamada boşa düşebilir. Eğer bu komite azil sürecini kabul ederse ikinci durak Temsilciler Meclisi oluyor. Burada da salt çoğunluğu sağlamaları gerekiyor Trump'ı istemeyenlerin. Bu da 218 oy demek. Yani tüm Demokratların oylarına bir de Cumhuriyetçilerden 24 oy eklenmesi anlamına geliyor. Kolay iş değil görüldüğü gibi. Ama buradan da geçtiğini düşünürsek, o durumda Senato bir yargı organına dönüşüyor ve yargılama süreci başlıyor. Bu da çok kolay bir süreç değil elbette hem Senato için hem de Trump için. Senato'nun yargılama sonrasında üyelerin üyelerinin üçte ikisinin oyu gerekiyor, Trump'ın azledilmesi için. Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu bir kongrede bunlar sayısal olarak mümkün değil.

Bu işin hukuki ve teknik kısmı elbette. Ama siyaset böyle izlemeyebilir. Zira Trump'ın Cumhuriyetçiler tarafından istenmemesi sonucunda imkansız gibi görünen bu matematik kolayca aşılabilir. Bu sürecin siyasi kısmını da birlikte inceleyelim.

Öncelikle ABD'de Kasım'da bir seçim olduğunu biliyoruz. Bu seçimde Demokratların zafer kazanması durumunda yukarıda bahsettiğimiz oy çoğunlukları Trump'ın aleyhine olur ve azil süreci ciddiyet kazanabilir. Ancak yine de bir Başkan'a sahip olan Cumhuriyetçilerin azil sürecinin dışında kalabilecekleri bir azınlığa düşme ihtimalleri çok zayıf. Senato'da üçte iki çoğunluk gerekiyor. Bu noktada da şu soru akla geliyor. Eğer Cumhuriyetçiler de Trump'ı istemezlerse ve Pence için istekli davranırlarsa ne olur?

Cumhuriyetçi partinin üyeleri Kasım seçimi öncesinde hala seçmen tarafından ciddi oranda desteklenen Trump'a karşı bir girişimin içinde olmak istemeyebilirler. Bu da herhangi bir azil sürecinin ancak seçim sonrasına kalabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Cumhuriyetçi siyasilerin bir kısmının Trump'ı istemedikleri herkesin bildiği bir gerçek. Zira Trump bir Cumhuriyetçi olarak görülmüyor esasen. Dolayısıyla mesele bu noktada teknik yada hukuki olmanın dışında tamamen siyasi bir yapıya bürünüyor.

İşte bu noktada ABD seçmeninin tavrı önemli. Seçmenin psikolojik olarak Trump'ı istememesi gerekli. Bunu yaratmak da çok kolay değil. Zira Trump yerleşik medyanın aleyhte çalışmasına rağmen aday olabildi ve daha da önemlisi seçimi kazanabildi. Yani medya ve diğer araçlar yoluyla Trump'ı itibarsızlaştırmak çok kolay değil seçmenler nezdinde. Şu anki skandal, yani Trump'ın ilişki yaşadığı söylenen kişilere sus payı olarak para ödenmesi konusu ABD seçmeni için çok da birşey ifade etmeyebilir. Zira Trump bugüne kadar ABD medyasında sürekli skandallar, aldatmalar, krizler, dolandırıcılık konularıyla gündeme gelmiş bir fenomen. Trump, hakkında bu gibi konularda hayatı boyunca üç binden fazla dava açılmış biri nihayetinde. Tüm bunlara rağmen Trump, Başkan seçildiğine göre kendisi hakkında daha farklı bir skandal olması gerektiği düşünülebilir. Seçmen için bu konunun Trump'ın azledilmesi için yeterli zemini yarattığı söylenemez.

Son olarak, Trump'ın görevden el çektirilmesi için başka bir yol daha olduğu ABD medyasında sıkça konuşuluyor. O da; Başkan'ın sağlık sorunları olması yada psikolojik olarak yeterli olmaması bahane edilerek gerçekleşebilecek bir süreç. Başkan yardımcısı ve kabinenin çoğunluğu bu nedenleri ileri sürerlerse Trump'ı görevden aldırabilirler. Trump'ın bu noktada Kongre'ye itiraz etmesi mümkün ancak bu kez üçte iki çoğunluğu kendisi araması gerekecek ve bu da Cumhuriyetçilerin yanında Demokratların da oyunu alması anlamına gelir ki çok mümkün gözükmüyor. Koltuğa ilk oturduğu günden bu yana Trump'a yönelik "deli" imajını yaratmaya çalışan medya ve siyasi çevrelerin bu süreci denemek istedikleri açık. Çalışma arkadaşlarının birbiri ardına terk ettikleri Trump için bu da olası bir durum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bu web sitesinde çerezler kullanılmaktadır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

"Tamam" ı tıklayarak, çerezlerin yerleştirilmesine izin vermektesiniz.