TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

Bu gidişle hadise çıkacak

Yediniz kızı işte, "sitires" yapmış, hastalanmış çocuk...
Dünya Kupası'na giden milli takım muamelesi yaptınız kıza. (Adı "Olay" olsaydı aynı ilgiyi gösterecek miydiniz acaba?)
O da kendini "Sertab ablasıyla" boy ölçüşmek zorunda hissedip gerildikçe gerildi, o ülkeden bu ülkeye sürüklenip maymun gibi oynatılınca yoruldu, geldi Moskova'da tıkladı.
Kraliçe yaptınız, kazanamazsa "tanımayacaksınız" çünkü...
Eğer kötü bir dereceye girerse, Ajda Pekkan gibi üç ay dışarılarda mı "takılır" acaba?
Çünkü vur deyince öldürmeyi seviyorsunuz.
Güzelce bir kız, göbeğini açtı bütün abazanları çarptı, ses mes hakgetire, şarkısı da dandik. Hepsi bu.
"Beybi yu ar pörfekt for mi"
lafıyla "gâvurlara" kılçık atıyor, "düm tek tek" teranesiyle "Törkiş" tadı veriyor, başka bir numara yok ortada.
Lokum satışlarını arttıracakmış, dileriz şiş kebap ve rakı satışlarını da arttırır. Turistik bir kız...
Ama boşuna telaşlanıyorsunuz, ona gâvurlar oy vermeyecekler ki, gene bizim "Gastarbeiter" takımı oy verecek!
Hani şu Yunanistan'ın Kıbrıs "Rum Kesimi'ne", Norveç'in İsveç'e, Ukrayna'nın Rusya'ya oy vermesi gibi canım... Çok dürüst, çok adil bir yarışma maşallah!
Kötü şarkılar yarışıyor, en az kötüsü birinci geliyor. Çoğu zaman daha kötüler de kazanabiliyorlar.
İş gerçekten müziğe bağlansa, Fransa adına Patricia Kaas katılıyor ki, diğer bütün kızları sekize değil on sekize katlar. Diana Krall, Cassandra Wilson ve Dee Dee Bridgewater ile birlikte son yirmi yılın en büyük kadın şarkıcılarından biri. Ben olsam Stacey Kent'i de sayarım. (Şimdi ukalalık edip "Cecilia Bartoli, Nathalie Dessay ya da Patricia Petibon katılsalardı oyumu verirdim" demeyelim, Türk basınını aşmayalım.)
Hepimiz domuz gibi biliyoruz ki, Eurovision önemli bir yarışma değil. Onu ancak "Avrupa'nın alt tabakası" ciddiye alıyor.
UEFA Kupası gibi bir şey yahu, ikinci sınıf...
Ama biz onu bir "milli dava" düzeyine yükseltmekten hoşlanıyoruz.
Onun için de sonuncu olunca karalar bağlıyor, birinci olunca Avrupa Birliği'ne girmiş gibi seviniyoruz.
Bu tavır, "ikinci hatta üçüncü sınıflar cenneti" Türkiye'ye de cuk oturuyor doğrusu...
Neydi o, Yunan şarkısı başlayınca yayını kesip Ayten Alpman'dan "Bir Başkadır Benim Memleketim" çalmak falan gibi ucuzluklar?
Dönüşte Semiha Yankı'ya yaptığınızı yapmayın da kızcağız büsbütün hastalanmasın, tamam mı?
Hadi bakalım, ben asıl, değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez milli Eurovision sunucumuz sevgili Bülent ağabeyin boğuk sesini özledim...
Bir de bizim Ankara jürisinin muhteşem ağızlarını tabii... "Gud ivining Maskov... Först, tenk yu veri maç for dis vandırful şov... Hiyr ar dı rizalts ov dı Törkiş curi... Laksımbörg, tvelv poynts!"
BİZE ULAŞIN