ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

Nah yargılanır!

Lafı eğip bükmeye hiç gerek yok, herkes de farkında: Cumhurbaşkanları da yargılanır diyenler, cumhurbaşkanının adı Abdullah Gül olduğu için, gıcık kaptıklarından, ona "uyuzluk" etmek amacıyla böyle diyorlar. "Efendim ben salt hukuk açısından..." falan numaralarını kimse yutmaz.
Oysa anayasa bu konuda son derece açık seçiktir ve meselenin tartışmaya açılacak bir yanı bile yoktur: Cumhurbaşkanı, ancak "vatana ihanet" suçundan yargılanabilir, başka hiçbir suçtan dolayı yargılanamaz!
Milletvekili dokunulmazsa, cumhurbaşkanı "haydi haydi" dokunulmazdır. Ayrıca "madde-i mahsusa" gerek yoktur.
Beğenmiyorsanız, hesabını "anayasayı son derece kötü yazan" has adamınız Orhan Aldıkaçtı'dan soracaktınız!
Adı ister Abdullah olsun, ister Ahmet, ister Süleyman, ister Turgut, ister Kenan, ister Fahri, ister Cevdet, ister Cemal, ister Celal, ister İsmet, ister Kemal... Yar-gı-la-na-maz! Ancak "darbe yaparsanız" ve bunda da başarılı olursanız yargılarsınız, Celal'e yaptığınız gibi. Anayasayı çiğner, sonra da anayasayı çiğnediği gerekçesiyle adam asarsınız!
"Vatana ihanet" davasına bakabilecek mahkeme de ancak ve ancak Yüce Divan'dır, taşra adliyesi değil.
Bazı uyanıklar, "bir punduna getirip Gül'ü Çankaya'dan indirebilir miyiz" çabasındalar ama havalarını alacaklar... Deniz Baykal da Turgut Özal'ı Çankaya'dan "onursuzca" indireceğini söylemişti, bu çirkin terbiyesizliğin utancıyla kaldı.
Amerika'dan örnekler vermeye çalışmak da "beyhude gayrettir" çünkü burası Atatürk'ün kurduğu bağımsız ve egemen Türkiye Cumhuriyeti'dir. Burada Amerikan Anayasası değil, Türk Anayasası geçer. "Uluslararası doktrin böyle demiyor" savunması da gülünçtür. Hangi alanlarda uluslararası hukuka saygı gösteriyorsunuz da şimdi nalıncı keseri gibi kendinize yontmak istiyorsunuz? Hani "siz size benzerdiniz" yahu? Hani siz yedi düveli takmazdınız?
Adı Abdullah ya, vur abalıya... Atatürk'e dokunabilir miydiniz? İnönü'ye dokunabilir miydiniz?
Diyelim ki İnönü makam arabasıyla Kızılay Meydanı'nda bir yayaya çarptı, adam öldü (ki büyük oğlu Ömer bunu da yapmıştı)... Hangi babayiğit soruşturma açabilirdi? (Ay yoksa memlekette dikta falan mı vardı?)
Cumhurbaşkanı isterse cinayet bile işleyebilir.
Çeker tabancasını kırk kişiyi vurur devirir, polisin gözünün önünden elini kolunu sallaya sallaya geçer gider. Kılına bile dokunamazsınız. Gözaltına alamazsınız, tutuklayamazsınız, yargılayamazsınız.
Çünkü "mutlak sorumsuzdur", vatana ihanet dışında.
"Cumhurbaşkanı olmadan önce işlediği öne sürülen bir suç söz konusu..." diyeceksiniz.
Cumhurbaşkanı olduğu sürece, gene dokunamazsınız.
Kırk kişiyi öldürmüş, ertesi gün de cumhurbaşkanı seçilmiş olsun, fezleke bekler. Zaman aşımı işlemez, görev süresi bittiği anda süreç kaldığı yerden devam eder.
Bu kadar basit, bu kadar açık seçiktir yasa. "Böyle mi olmalıdır" konusunu oturun haftalarca tartışın. Hatta Hukuk Fakültesi'nde çocuklara ödev olarak verin, üzerinde düşünsünler.
Eh, size anayasayı değiştirelim dedik, hiç yanaşmadınız...
Şimdi yapabileceğiniz iki şey var. Biri, mazotu çekip çekip "darbe isterim" diye kaşınmak...
İkincisi de, "Gül'ün eşinin başı bağlıdır, 'Kürt açılımı' falan filan diye de ileri geri konuşuyor, demek ki vatana ihanet içindedir" diye bir terane tutturmak. Oradan vurmaya çalışmak.
Siz onu da yaparsınız, hiç şaşmam.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN