ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

Memur zihniyeti

Yargıtay Başsavcısı bir laf etti... Dedi ki: "Ekonomik büyümeye çokça vurgu yapılarak laiklik gündemden düşürülüyor..."
Gazeteler buna kibarca tepki gösterdiler. "Ne demek istediği tam olarak anlaşılamadı" falan dediler. "Çok tuhaf bir çıkış" yazan da var.
Korktular. Söyleyen koskoca Yargıtay Başsavcısı, kızarsa bir tuttu mu kulağından...
Canım belki "temyizde" davaları vardır da şimdi durup dururken kimseyi darıltmaya gelmez...
Sayın başsavcının sözleri, yıllardır anlatmaya çalıştığımız "memur zihniyeti" kavramının kısa ve öz göstergesidir.
"Ekonomiye öncelik vermek kısmî karşıdevrimdir" cümlesinde en mümtaz ifadesini bulan bürokrat yaklaşımı... Bu cümleyi ağzından çıkaran da bir profesör ha, Sina Akşin.
Sapına kadar memur ve iliklerine kadar da "İsmetçi" olan rahmetli babam da, ticaretle iştigal eden herkesin hırsız olduğuna inanırdı... Genel olarak ekonomi, ayaktakımına bırakılacak pis bir uğraştı. Eğitim şarttı.
Halkımız çok iyi bilir: Bu ülkede "tu kaka sağcılar" her zaman ekonomik kalkınmaya önem verdiler, "aslan solcular" da eğitime ve laikliğe, gerektiğinde zart zurtla da olsa...
"Solcular iktisattan anlamazlar" yaftası da alınlarına böyle yapıştı kaldı işte. (Gerçi Profesör İdris Küçükömer bu ülkede sağcıların aslında solcu, solcuların da sağcı sayılmaları gerektiğini söylemişti ama ondan da nefret ederler aslan memurlar.)
Böylece de hiçbir serbest seçimi kazanamadılar tabii.
Çünkü "bize oy vermeyin" diye bas bas bağırmış oluyorlardı bu kafayla!
Kazanmış oldukları altı seçime rakipsiz girdiler, biri rakipli ama şaibeliydi, tam on beş seçimde de yenildiler.
İşte bu yüzden de birçok memurun zihninde "darbeden başka" çıkış yolu oluşamıyor... Ya da küfür ediyorlar çaresizlikten, göbeğini kaşıyan ayılar, ampul kafalılar...
Ve de görülüyor ki, "mek parmak" değişim yok hazretlerin zihinlerinde!
Biz de zaten hep bunu anlatmaya çalışıyorduk, Allah sayın başsavcıdan razı olsun, lafı ağzımızdan aldı...
Ama belki sayın başsavcının bu demecini pek beğenecek kişilerin "seçim" derdi de "geçim" derdi de yoktur.
Onlar, "şöyle esaslı bir kriz çıksa, ekonomi yıkılsa da hükümet düşse, iktidar devrilse" özlemi içindeler. Bunu hem yazıyorlar, hem "arkadaşlarıyla bazı telefon konuşmalarında" da dile getiriyorlar.
Bravo! Böylece 2011 seçimlerini de, 2015 seçimlerini de AKP'nin kazanmasını garanti ediyorlar!
Yazık ettikleri, gene kendi zümrelerinin alt tabakasıdır, sefil gezen "küçük memur" takımı. Onların makam arabaları yoktur.
Sayın başsavcının AKP hakkında yeni bir kapatma davası açabileceği, Ankara'da dedikodu şeklinde dolaşıyor, İstanbul'a da ulaştı.
Bu sefer kapatılırsa, bu da 2015 seçimlerinde bu partinin yerine kurulacak olan "çakma partiye", eh şöyle bir 400 milletvekili kadar yazar!
Ama dedim ya, bu zihniyetin değişmeye hiç mi hiç niyeti yoktur...
Bu durumda, seçmenin de iktidarı değiştirmeye niyeti olmaz.
Yani, aslında en önde giden AKP militanı, sayın başsavcının ta kendisi! İktidara yeni bir seçim kazandırmak için çırpınıyor!
BİZE ULAŞIN