ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

-İstanbul'u kim aldı? -Vallahi ben almadım hocam...

Berberde tıraş oluyordum, manikürcü hanım kız yekten dedi ki: "Engin Bey, siz bu işleri bilirsiniz, Brezilya Avrupa Kupası'nda niçin oynamıyor?"
Ben bu işleri bilirdim. İlkokul ya da ortaokul mezunu olduğuna göre onun da bilmesi gerekirdi ama bilmiyordu.
Elbette herkes gibi hayat pahalılığından yakınıyor, az kazandığı için ileniyor, hükümete de çok kızıyordu.
Koyu bir Galatasaray ve CHP taraftarıydı.
"Eğitim şart" diyenler mükemmel bir genel kültür sağlamışlardı halka...
Bu eğitimin ne kadar okkalı olduğunu anlatmak için otuzlu yılların ders kitaplarının kalınlığından dem vurulur. Sonra gelen karşıdevrimci iktidarlar, ders kitaplarını bozmuşlardır.
O kalın kitaplarla yetişen nesil, Türkiye ile Yunanistan arasında bir "nüfus mübadelesi" olduğunu ömrünün sonuna doğru ancak duyabilmiştir örneğin, o da, meraklıysa... İzmir'i de Yunan ordusunun "kaçarken yaktığını" sanır. Birinci Dünya Savaşı'nda "müttefiklerimiz yenildikleri için bizim de yenik sayıldığımızı" düşünen, Çanakkale muharebelerinin "kurtuluş savaşımızın bir parçası olduğunu" öğrenmiş pırıl pırıl kuşaklarımız vardır.
Şimdi de halkımızın kültür düzeyinin olağanüstü düşüklüğünden yakınan çok...
Ölçü olarak da, televizyondaki bilgi yarışmaları alınıyor.
Bu yarışmalar, bilgi ölçmek için değil, para dağıtmak için düzenlenirler. Asıl amaç da seyirci toplamaktır elbette.
On beş yıl kadar önce televizyonda "Türkiye'nin başkenti neresidir?" gibi ağır sorular sorulurdu...
Sonra baktılar ayıp oluyor, düzeyi iki gıdım yukarı çekmek istediler. İlkokul birinci sınıf değil de, ilkokul üçüncü sınıf.
Bir keresinde, "bir ulusu simgeleyen, direğe çekilen, renkli beze ne denir" diye soruldu.
Yarışmacının yanıtını o gün bugün hiç unutmam: "İngiliz kumaşı!"
Bir keresinde daha da ciddi olmak istediler, Polonya'nın başkentini sordular.
Cahil bir insan buna ne cevap verebilir ki? Belki Budapeşte der, belki Bükreş...
Ama tutup da "Polonya'nın başkenti Avusturya" demez. Yarışmacı, dedi.
Çünkü o yarışmaya bilgisini ölçmek ve becerebilirse paraya dönüştürmek için katılmamıştır, "ne pahasına olursa olsun" bir şeyler kapmak için katılmıştır. Öyle olmasa, elifi görse mertek sanan kenar mahalle karıları "çok ihtiyacım var Mehmet Ali Bey, ne olur yardım edin" diye ağlamazlardı, bilmediklerinden ötürü utanırlardı.
Bilmesi gereken biliyor Polonya'nın da yerini, üçgenin iç açılarının da toplamını, merak etmeyin.
Dün okudum, bir arkadaş gene yakınmış... Bu ne biçim hükümetmiş? Televizyonda bilgi yarışmalarına katılanlar, cumhurbaşkanımızın kim olduğunu, İstanbul'un alındığı yılı, yılın son ayını bilmiyorlarmış...
Belki de sizi işletiyorlardır! Hani belgesel isteyip de eğlence programı seyredenler, ya da cumhuriyet mitingine katılıp da oyunu AKP'ye verenler gibi!

BİZE ULAŞIN