ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

Muhalefet cephesinde vaziyet ve manzara-i umumiye

Hükümetten nefret edenler, yeni gelin gibi, her buldukları ve "alternatif" sandıkları kişi ya da kuruluşa balıklama atlayıp sarılıyorlar...
Bazıları için bu hâlâ ordu tabii... Ama "darbe ortamı" olmadığını üzülerek kabul ettiler. Darbe ortamı yok, çünkü bu sefer Amerikan gizli servisi tarafından yaratılmadı. Yaratılmadı, çünkü karşıda bir Sovyetler Birliği de yok, NATO'yu "sıkılamak" da gerekmiyor. Amerika'nın, Irak rezilliğinden sonra, herhangi bir müttefikinde darbe yaptıracak yüzü de kalmadı.
Ergenekon'dan kendilerine hayır olmadığını da görüyorlar. Ergenekon çetesi, onlar varlığını dahi kabul etmeye yanaşmasalar da, kendi canını kurtarma derdinde... Savunmayı da bıraktı kaçıyor... Postal yalayıcıların şimdi tek çabaları "içerideki arkadaşlarını" çıkarabilmek... Belayı, az hasar ve az zayiatla, iş büyümeden, "asıl büyük başlara" ulaşılmadan, gerekirse deşifre olmuş birkaç ayakçıyı günah keçisi olarak feda edip atlatabilmek.
"Alperenler" örgütünden yeni bir "Aczmendiler" balonu yaratıp ortalığı karıştırma deneyi, birkaç saftırık ve iflahsız Kemalist'i ister istemez etkilemek dışında, sökmedi... Dümeni herkes hemen anladı ve güldü geçti. Bundan sonra bu tür numaraları kimse de yutmaz.
O zaman kalıyor partiler...
Deniz Baykal'a kızıp köpürseler de, onun CHP'nin başından topla tüfekle bile kımıldatılamayacağını anladılar. Kendi kursaklarından uydurdukları "açılım, değişim, yeniden yapılanma" falan filan gibi palavraların hiçbir geçerliliği olmadığını ve asla gerçekleşmeyeceğini artık biliyorlar.
Sosyalist sola vakit ayırıp da kafa yormaya bile değmiyor...
Bir ara "AKP'nin hakkından MHP gelecek" dediler, MHP'nin dişe dokunur hiçbir planı ve programı olmadığını, hükümete "stratejik değil taktik" kılçıklar atarak vaziyeti idare ettiğini, bugünkü konumundan fazlasının da aşırı iyimser bir hayal olacağını gene üzülerek gördüler... MHP'ye küstüler...
Kimileri "tarihin defterinden düşülmüş" küçük partileri birbirine yapıştırıp umut yaratmaya çalışıyorlar, daha doğrusu kendilerini bir de bu yoldan kandırmayı deniyorlar. DYPANAP birleşmesi falan gibi çocukça manevralardan medet umuyorlar...
Kimileri için de ufukta yeni bir yıldız doğdu: Mustafa Sarıgül.
Şimdi yeni gelin gibi ona yapıştılar, sımsıkı yakaladılar. Sarıgül'ün üstüne devriliyorlar.
Yeni meni değil ama onlar öyle görmek istiyorlar.
Sarıgül "çözümü buldum, geliyorum" diyor, ortada çözüm mözüm hakgetire...
Ama içlerinde bir kör umut: Acaba... Acaba Sarıgül "anlamlı" bir oy toplayabilir mi?
Bir yandan "iktidara gelemeyeceğini" acı acı kabul etmek zorunda kalıyorlar ("başbakan olacak" deseler kargalar bile gülecek), bir yandan da hani "meclise makul bir koltuk sayısıyla girer de CHP'yle birleşmeyi gündeme getirip Baykal'ın yerine oynayabilir mi" beklentisi...
Ama o zaman da iş hükümete alternatif aramaktan çıkıyor, muhalefetin kendi arasında birbiriyle itişmesine dönüşüyor.
Velhasıl, muhalif matbuatın durumu içler acısı. Huysuzlandıkları için de hakaretin, iftiranın bini bir para.
Bu arada iktidar partisinin oyu da en yeni anketlerde "yüzde 42" çıkmıyor mu sana!... Hadi bakalım!
Bendeniz de bu temmuzu aşırı sıcaklar yüzünden yaşanmamış kabul ettim, ömrüm olursa 2011 yılının temmuz ayını beklemekteyim.
Seçimin ertesi günü atacağım başlık şimdiden hazır.
Hadi hadi, sizi merakta bırakmayayım, söyleyeyim:
"Düdük makarnaları, beni hatırladınız mı?"
BİZE ULAŞIN