ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

Cavit'in ölümü

Başlık pek sıradan oldu, "La Muerte de Federico Garcia Lorca" falan olsaydı belki A grubunun hoşuna giderdi... ("Lorca kim?" diye sormazlarsa yüzüme tükürün.)
Ya da bir oyuncunun ölümünü, "cahil halkın" onu tanımayacağını varsayarak, "bilmemne dizisinin bilmemkimi öldü" diye vermek ilginç olur muydu? Eh, buna da A grubu burun kıvırırdı.
Ama ölen bir şair değil, bir aktör değil, bir meyhaneci.
"Entellektüel Cavit"...
Entellektüel sarhoşların efsanevi kahramanı.
Soyadını yazmadım çünkü onlar da bilmezler.
Cavit, Çiçek Pasajı'nda meyhane işletirdi. Başka da bir özelliği yoktu. Huzur Meyhanesi, diğerlerinden hiçbir farkı olmayan, sıradan, salaş diyebileceğimiz bir yerdi. Yani Cavit'in "kuş konduracak" hali yoktu ve olamazdı.
O da işi şaklabanlığa vurmuş, bununla bir "marka farklılığı" yaratmıştı. Tuttu da bu numara.
Cavit müşteriye köpek muamelesi ediyor, içki ya da meze isteyeni azarlıyor, yanından geçerken bir tutam istavrit alıp bir müşterinin ağzına sokuyor, masadan bir turp alıp başka bir müşterinin kafasına fırlatıyor, sonra da gelip onunla "entellektüel olduğu varsayılan", aslında gündelik politikadan ileri gitmeyen tartışmalara giriyordu... Arada onlara hakaretler de yağdırıyordu... Bu tarafı çok sevimli bulunuyordu... Genellikle müşteriyle "ekselans, monsenyör" falan diye dalgasını da geçer, bu yanı da pek beğenilirdi...
Fakat "kendisi de içmeyen" ender meyhanecilerdendi. Akıllı adamdı. İşini biliyor, iyi de icra ediyordu.
Kompleksler içinde kıvranan aydınımız, özellikle "meyhane sosyalisti" tabir edilen serseri takımı, Cavit'i pek sevdi.
Böylece "halkla diyalog kurduklarını" falan sandılar.
Ya da içinde debelendikleri pis "mazoşizmin" tatminini orada buldular. Hem büyüklük hevesleri hem de gizli aşağılık duyguları "kompanse" edilmişti.
Bunlar yaz gelince Bodrum'a gidip Muğla köylüsüne "kendini kabul ettirmeye" çalışan ve kimileri kışı da orada geçirip "beni benimsediler" diye pek sevinen insanlardı...
Henüz "bar" olayı başlamamıştı, barlara "terfi edip" bir lokma beyaz peynirle bütün bir geceyi geçirmeleri ve karaciğerlerini de berbat etmeleri daha sonranın işidir.
Oysa Türkiye'de barcılığın atası sayılan ve sanılan ünlü Jorj, barına rakı sokmazdı. Bunlar Türkiye'de her şeyi 1923 yılında başlattıkları için "eski barları" da bilmezler.
Bunlar bir de Asmalımescit'te Refik'i çok severler.
Bu meyhanelerin özelliği ucuz ve sıradan olmalarıdır, çünkü entellektüel takımı "kronik" olarak parasızdır. Para yetiştiremediği ve ayak basamadığı yerleri de "burjuva mekânı" diye hor görür.
Fakat efsaneler de böyle böyle yaratılmış, yeni yetişen ve solculuğa da "meyilli" gençler bu sarhoşlara ve buralara derin bir saygı beslemişler, onları "olmazsa olmaz" kılmışlardır. Meyhaneci de bu "yoksul züppeliği" akımından epeyce para kazanmış, afiyetle yemiştir.
Entellektüel Cavit öldü...
Meyhane solcusunun başı sağolsun.
Nice sarhoşluklara ve seçimlerde de nice hayal kırıklıklarına efendim... Hadi yarasın! Siz şimdi ne yapın biliyor musunuz, bu gece Arif'in barında aleyhimde imza toplayın. Doğan Grubu'na verin, yayınlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN