ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

Sokaksızlık

İstanbul zenginleri eskiden de Nişantaşı'nda siftinirlerdi. Ama bu, bir yönde Pangaltı-Harbiye, diğer yönde Osmanbey-Şişli "açılımına" da sahipti... Oralar da fiyakalı yerlerdi. Bugün değildir.
Sonra bu semt uzun süre gözden düştü, havası kirli, yeri sapa, binaları köhneydi. Şimdi yeniden canlanıyor... Cebi para gören genç gazeteciler de bir "Nişantaşı çocukları" ekibi kurdular. İçki var, karı kız var, birbirine kendini göstermek var, oturup onu bunu çekiştirmek var, daha ne? Reklamını da bolca yapınca, az gelişmiş semtlerin çok gelişmiş kızlarında yapay bir Nişantaşı özlemi de yarattılar. Bazı televizyon dizileri de bunu körükledi.
Oysa daracık Nişantaşı kaldırımlarında birilerine çarpmadan yürümek mümkün değil, araba koyacak yer de yok. Semt aşırı kalabalık ve aşırı gürültülü, üst üste, tıkış tıkış. Bu durumda gene birtakım yeni yapılan alışveriş merkezlerine "tıkılmak" zorunda kalıyorlar.
Nişantaşı eskiden de dardı ama bu kadar kalabalık değildi... Onun için, kaldırımında rahat yürünürdü. Şimdi Nişantaşı, içine Teşvikiye ve Maçka'yı da kattı ama bir noktada bıçakla kesilmiş gibi bitiveriyor. Rumeli Caddesi'nin iki ucu, iki ayrı ülke. Aşağısı İstanbul, yukarısı herhangi bir Orta Anadolu kasabası.
Şehir demek, cadde demek, sokak demektir.
Şehirde yaşamak, caddede sokakta yürümek demektir. Hatta, "amaçsız gezinmek" demektir. Bu tür gezinenlere Fransızca'da "flaneur" denir ve on dokuzuncu yüzyıl Paris'te böyle yaşanmıştır.
"Flaner" edilmeyen yer, şehir olamaz.
Bizde burjuvazi, sokakları alt sınıfa bırakıyor, Kadıköy vapurunu bıraktığı gibi... Kendi arabasının içinde gide gele, kendi özel bölgelerine sığınıyor... Dağ başlarında kurulu "siteler", ücra bayırlarda alışveriş ve eğlence merkezleri...
Hem yürüyüp hem vitrinlere bakabileceğin, biryerlerde oturup birşeyler yiyip içebileceğin, sinemaya da gidebileceğin "ana arter" olarak bir tek "karşı taraf" kaldı... Bağdat Caddesi... O da, kafanı kaldırıp binaların çirkinliğini görmemek kaydıyla... "Göz hizasında" kalacaksın!
Beyoğlu, diyeceksiniz... Bütün allayıp pullamalara, bütün o "entel özentisi" Pera mera muhabbetine rağmen, Beyoğlu artık bir "ersatz"... Bir gecekondu gençliği mekânı... İstiklal Caddesi, Bağdat Caddesi'nin "ikinci küme" taklidi... Beyoğlu'nda, parası yetmeyen, ya da "karşıya geçmeye üşenen" tepişiyor.
Bu nedir? Yeni bir uygarlık türüdür ama herhalde "şehirde yaşamak" değildir.
Körpe kızlara ilginç gelebilir, ama yaşını başını almış ve aklını fikrini toplamış insanları mutlu edeceğini hiç sanmam...
Çünkü gezinmek yok artık, trafikle boğuşarak alışveriş merkezine gelip doğruca yerin yedi kat dibindeki otoparka dalmak, oradan "dikine" çıkıp hem yemeğini yemek, alacağını almak, göreceğini görmek, sonra gene "açık havayla temas etmeden" arabana binip gitmek var...
Bu gibi merkezlerin avlusuna "sokak benzeri" birtakım yollar da açıyorlar ama cansız. Hatta, ürkütücü.
"Oturma bölgelerinde"
de bu böyle. Hele gece basınca, bu sitelerin blok aralarına yapılmış zorlama sokakları, aşırı sessiz ve "insansız" görünümleriyle birer korku filmi dekorunu andırıyorlar...
Yirmi birinci yüzyılda böyle yaşanacak. Halk sokakta, burjuvazi, kurtarılmış olduğunu sandığı "lüks gettolarda"...
Bir yazımda, "siz semt pazarından kırmızı turp, yeşil soğan, roka ve kıvırcık salata alıp, salatayı şişle deldirip, rafyasından tutup sularını damlata damlata yürümenin keyfini bilir misiniz" diye sormuştum...
Nişantaşı gazetecileri de, Beyazıt otobüsünden inip, Sahaflar'ın Çarşıkapı girişinden çıkıp Çınaraltı çıkışından çıkmayı, orada ağacın dibinde çay içmeyi, sonra Bakırcılar ve Çakmakçılar'dan Tahtakale'ye vurup Mısır Çarşısı'nın pastırma kokusundan süzülerek Eminönü'ne çıkmanın keyfini ne bilecekler? (Beyazıt'ın adı da "Hürriyet Meydanı"ydı ha!)
Ya da ters yönde Kapalıçarşı'ya dalıp, Nuruosmaniye'nin avlusunu geçip Sirkeci'ye inmeyi?
Ama anayoldan değil, "Acem sefaretinin" yanından ara yokuşa sapacaksınız, kestirme!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN