ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

Eğitim şart!

Cumhuriyet Bayramı yaklaşıyor ya, devlet ayrı kutlar, belediyeler ayrı kutlarlar.
Devletin kutlaması, generallerin merasim üniformalarını, politikacıların da silindir şapka ve fraklarını giyip Anıtkabir'e gitmeleri şeklindedir. Seksenli yılların başlarında, bir yakınım, silindir şapka, pelerin ve eldivenleriyle Kenan Evren'i televizyonda gördüğünde "sihirbaz Mandrake'ye benzemiş" demişti...
Evde söyledi, uluorta konuşsaydı kendini kodeste bulurdu.
Sıradan vatandaş, bayramı genellikle "evde, televizyon başında", yani pijama ve terlikle kendi kendine kutlar. Hani, spiker uzun boşlukları nasıl dolduracağını bilemez de aynı cümleyi on yedi kere tekrarlar ya, işte onlar... Hani tören alanına giren göstericiler de hep "adeta bir çiçek gibi" açılırlar...
Belediyeler de, kimsenin pek aldırmadığı birtakım "etkinlikler" düzenlerler işte...
Kutlamalar görkemli de geçse, görkemsiz de geçse, nasıl olsa ertesi gün basında bayramın "coşkuyla" kutlandığı yazılacaktır. Bütün yurtta, dış temsilciliklerimizde ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde, törenlerle.
"İlgi cılızdı" falan yazarsan başına dert alırsın. Bu yalnız 29 Ekim için değil, 23 Nisan ve 19 Mayıs için de geçerlidir.
Gece de "fener alayları"... Bu fener alayından kimin ne zevk aldığını bir türlü anlayamadım, çünkü otuzlu yılların Nazi gösterilerini "fazlasıyla" andırır. Demokratik ülkeleri bırakın, Sovyetler Birliği'nde bile "meşalelerle gece yürüşü" görülmemişti.
Efendim, kulağıma geldiğine göre, CHP'li belediyelerimizden biri, bu yıl Cumhuriyet Bayramı'nı "Atatürkçü bir şekilde" kutlamaya karar vermiş...
Hayır, İstanbul'un ilçeleriyle ilgisi yok, bir taşra belediyesi. İstanbul'da pek kimse kalkıp da belediye kutlamasına gitmez.
Bu tür etkinlikler, hoparlörden "bir adet sarı inek bulunmuştur" türünden anonsların yapıldığı küçük yerlerde önemlidir çünkü başka dişe dokunur bir etkinlik pek yoktur yıl boyunca...
Peki, Atatürkçü etkinlik nasıl olur?
"Atatürk'ün sevdiği şarkıları" çalarak mı? Ama onların hepsi "alaturka"...
Elbette, tango yaparak! Alafranga...
Fakat tango zordur. Sulandırılmış Türk tangosu daha kolaydır ama, gerçek tango, Arjantin tangosu çok zordur, öğrenmesi de aylar sürer. Tamam, "sekiz temel hareket" diyelim ki kolaydır ama sonrası... Her babayiğit yapamaz.
Hele bir "ganço" figürü vardır ki (kanca)... Partönerinin iki bacağının arasından ayağını hızla uzatıp, yani havayı tekmeleyip hemen kıvırarak geri çekeceksin... Bir erkek yapacak bunu, bir kadın...
Yani hanım topuklu ayakkabısıyla hedefi tutturamazsa, gitti senin takım taklavat!
Efendim bu bizim CHP'li belediye tango gecesi düzenlemeye karar vermiş ama, bir de bakmışlar ki, başkan da, meclis üyeleri de, belediye görevlileri de dahil olmak üzere, aralarında tango bilen hiçkimse yok! Pes vallahi, bu nasıl Atatürkçülük?
Bayrama da iki hafta kaldı şunun şurasında... Hemen öğrenmeye karar vermişler.
Şimdi harıl harıl tango çalışıyorlar...
Önce kendileri öğrenecekler, sonra geceye gelen vatandaşlar olursa onlara da... oracıkta nasıl öğretecekler, Allah bilir!
Çünkü cahil halkı önce eğitmek gerekir. Eğitim şarttır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN