ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

Terazi lastik "cimlastik"

Bir keresinde Nizam Hoca "bu dersin adı nedir" diye sormuştu da, sınıfta kimse bilememişti!
"Jimnastik" diyen de vardı, "cimnastik" diyen, hatta "cimlastik" diyen de... Olay Galatasaray Lisesi'nde geçiyor, kırk altı yıl önce...
Dersin adı "beden eğitimi"ydi. Ama çarçur derslerden biriydi, "resim-iş" gibi... Haftada bir saat... Müzik dersi de öyleydi.
On numara da garantiydi tabii, Nizamettin Hoca azıcık daha sertti ama Mehmet Ali Hoca'yla, Hızlı Nedim'le, Gestapo İrfan'la, hele hele Titrek Necati'yle iyi geçinmek kaydıyla tam not çantada keklikti. Soyadlarını da bir hatırlayabilsem... (Galatasaray'da bizden sonra okuyanlara, artık hepsi toprak olmuş bu adamların isimleri tuhaf gelecektir, o zamanlar bize de Faik Üstün'ün, Robenson Ahmet'in, Selim Sırrı'nın tuhaf geldikleri gibi...)
Dersin adı beden eğitimiydi ama bir haltımızın eğitildiği meğitildiği yoktu!
Haftada bir saat, ne bir saati, kırk beş dakika mı elli dakika mı ne, iki "önemli" dersin arasına sandviç gibi sıkıştırılırdı. Bir külfetti.
Sınıfta soyunur, sınıfta giyinirdik.
Duş muş da hakgetire...
Beden dersinden it gibi soluyarak, dayak yemiş gibi yorgun argın gelir, beş dakikada alelacele soyunur giyinir, bütün sınıfı kaplayan yoğun toz ve ekşi ter kokusu içinde ya fizik yazılısına, ya kimya sözlüsüne girerdik sonra... İçimizden, çoğu zaman da dışımızdan, "müfredata" beden dersi koyan bakanlığa kalayı basarak...
O kadar bıktım, bezdim ki, son sınıfta (ünlü 12 Edebiyat) koç gibi sağlam olduğum halde rapor aldım, herkesin tazılar gibi koşturduğu beden dersinde inadına Grand Cour'da sigara üstüne sigara içtim.
Sonra Robert Kolej'e girdim (henüz Boğaziçi Üniversitesi'ne dönüşmemişti) ve şaşırdım kaldım.
Liseliler beden dersini gene haftada bir ama yarım gün yapıyorlar, bütün bir öğleden sonrayı buna ayırıyorlardı. Okulda altı kadar da tenis kortu vardı ve bunlar... kullanılıyordu! (Galatasaray'da da vardı, orta avluda, ama orada tenis oynayan kimseyi bir kerecik bile görmemiştim. Avlu kilitli dururdu, girmek yasaktı. Ön bahçede, arka bahçede gezinmek yasaktı. Her halt yasaktı.)
Daha da tuhafı, bir sürü duş vardı "Big Gym"in altında ve yirmi dört saat da şakır şakır sıcak su!
Suyunu çıkardım... Evde sular kesildiği zaman gelip orada yıkanıyordum, çantaya sabun, şampuan ve temiz çamaşır atıp...
Bir keresinde, Robert Academy'nin "efsanevi" beden hocası Nadolski'ye yakalandım.
Eski bir çarlık ordusu subayıydı, seksen küsur yaşında hepimizden daha sağlam...
"Ne arıyorsun burada?" dedi... "Spor yaptım, duş alıyorum" dedim... "Pek spor yapacak adama benzemiyorsun" dedi, "bir kere kambur yürüme, dik dur!"...
Şimdi okullarda beden eğitimi dersinin "seçmeli" olması gündemdeymiş...
Bizim Galatasaray'da boyun eğdiğimiz rezil şartlarda olacaksa, hiç olmasın, kaldırılsın daha iyi.
Çocuk nasıl olsa mahallede düşe kalka, ya da belediyelerin tel örgülü sahalarından birinde sporunu yapar.
Bizi beden dersinden nefret ettirdiler, daha bu yaşta tıknefes olduk şimdi. Ya "layığıyla" verin şu dersi, ya da hiç boşuna çocuklara eziyet etmeyin.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN