ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

Bu nasıl kafadır Yılmaz?

Daha iki gün önce dedik, "hükümete uyuzluk olsun sayfa dolsun diye yazı yazıyorlar" diye...
Mürekkebi kurumadan bunu hemen yeniden yaptılar, "haklısın Engin ağabey" demiş oldular, sağolsunlar!
Devlet yöneticilerinin yurt dışı gezilerine kızmışlar... Başbakan Amerika'da, derken Meksika'da...
Dışişleri Bakanı da onun yanında.. Cumhurbaşkanı Arnavutluk'ta... Meclis başkanı İsveç'te...
Tokat'ta PKK pusu kuruyor, onların oralarda ne işleri varmış?
Burada olsalar, PKK korkacak, pusuyu kurmayacak... Kimseyi vurmayacak...
Ya da kuracak ve vuracak da, Ankara'dan kuş gibi Tokat'a uçup enselerinde bitecekler, yakalayacaklar. Cumhurbaşkanı birini tutacak, başbakan ötekinin üstüne atlayacak, meclis başkanı berikini devirecek...
Çünkü başbakanın işi Obama'yla görüşmek değil, piyade alayında nizamiye nöbeti tutmak.
Koskoca bir dışişleri bakanı Tokat dururken Washington'a mı gider? "Ankara'nın dışına" baksın, nesine yetmiyor? "Dışkapı" semtiyle ilgilensin... "Avrupa" olarak da Edirne, Kırklareli, Tekirdağ gibi "Avrupa şehirlerimizi" dolaşsın...
Bu akıllar nasıl bir akıllar? Kemal Tahir gibi soralım.
Muhalefetin "hemen gezisini yarıda kesip dönsün" ucuzluğu mu daha gülünç, "ne işleri var oralarda" saçmalığı mı?
Nedir bu, memur kafası mı, memur çocuğu kafası mı, yoksa ne diyeceğini bilemeyen "müzmin muhalif" kafası mı?
"Yurt dışına çıkamayan garibanın kahvehane geyiği kafası" desem, o da değil...
"Atatürk hiç yurt dışına çıkmış mıydı? Çıkmamıştı. Öyleyse bunlar neden çıkıyorlar?" tarzı bir çemiş tepkisi mi? Olamaz...
"Emekçi halkımın dövizleri ziyan oluyor" kafası desem, ı ıh, onu başka bir gazete yapar...
Halk merak ediyormuş, devlet neredeymiş... "Ne olacak bu enflasyon?" geyiği artık yapılamıyor da, ondandır...
"Alt kattakiler pişiyor, üst kattakiler donuyor, apartman yöneticisi nerede?" sorusu çok daha tutarlı bir sorudur.
Vallahi başbakan hemen istifa etsin, Deniz Baykal onun yerine geçsin... Enternasyonal toplantılarına falan gidip de oralarda horul horul uyumaz... Haklısın.
Bak, Bursa'da da grizu patladı, on dokuz kişi öldü. Baykal ya da Bahçeli başbakan olsaydı patlamaya cesaret edemezdi!
Bu tür saçmalıklar, "alt tabakayı" gıdıklar, berber çıraklarının hoşuna gider, tüpgaz değiştiren çocuğu mutlu eder, çakmaklara gaz dolduranı sevindirir, "okey" oyuncularına dördüncüyü beklerken "geyik" malzemesi olur, evet, haklısın.
Ama o alt tabakaya, sonra dönüp, senin tuttuğun partiye oy vermediği için "ampul kafalı" demeyeceksin!
Müşterin alt tabakaysa, velinimettir, ona hakaret etmeyeceksin.
Tutarlılık düzeyin buysa da, "büyük yazar büyük gazetede" diye reklam yaptırmayacaksın, adama gülerler.
Ben de şerefimle küçük gazetenin küçük yazarı kalırım, bana yeter. Yanıldığım günler olabilir ama hiç olmazsa zırvalamıyorum.
Gene de seni severim, gözlerinden öperim. Yok, "o maç anlatan çocuk" gibi değil tabii, o kadar da demedik...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.