ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

Kanla irfanla kurduk

Gözünüz aydın, basın teresleri... Emre Aköz'le çelişkiye düştük! Artık bunu ne güzel sömürürsünüz şimdi...
Aköz, Atatürk'ün İzmir yangını sıralarında "önce Karşıyaka'da Alatini köşkünde, sonra Birinci Kordon'da bir evde, sonra tekrar Karşıyaka'da aynı köşkte, en son da Göztepe'de" kalmış olduğunu söylüyor.
Kanıt olarak da Profesör Utkan Kocatürk'ü gösteriyor.
Ben Kraemer Palace'ta kaldığını, Uşaklıgil ailesinin evine oradan geçtiğini sanıyordum. Selanik'te Abdülhamid'in sürgün edildiği Alatini köşkünü biliyordum ama Karşıyaka'daki Alatini'den haberim yoktu. (Ellili yılların İzmir çocukları, çatıları arduvaz kaplı, kıyı boyunca sıralanan o eski ve görkemli köşkleri hatırlayacaklardır, yerlerinde bugün hepsi birbirinden çirkin koca koca apartman blokları yükseliyor...) Kraemer'de rakısını içip çıkmış olmalı...
Neyse ki, "beğenmediğim profesörlere" sığ deyip geçecek adam değilim! Prof. Kocatürk öyle dediyse, öyledir.
Atatürk'ün de Hilton'da mı Sheraton'da mı kaldığı önemli değil, söylediği sözler önemli.
"İmparatorluğun bütün günahlarının şu ateşle temizlendiğini" söylemiş. Alevler "yeni bir Türk devletini cihana ilan ediyormuş"....
Profesör öyle yazmış.
Gerçi biz bu memlekette "kurtuluş savaşımız sırasında Ankara'yı Yunan ordusuna yaktırıp yıktıran" profesörler de görmüştük, üstelik başbakanlık koltuğunda oturuyorlardı ama...
Bakalım Profesör Kocatürk'ün aleyhinde de yazacaklar mı? Belki Prof. Deringil'in soyadıyla oynayıp sığ dedikleri gibi ona da "küçük Türk" falan derler.
Profesörün kitabı İş Bankası Yayınları'ndan çıktığına, yani "yarı resmiyet" kazandığına göre, biraz zor... Hani, emekli büyükelçilerin, yani devletin resmi ağızlarının 1915 olaylarında "üç yüz bine kadar" ölüyü kabul etmeleri gibi.
Halbuki profesör Taraf gazetesine falan konuşmuş olsaydı, çamur atması kolaydı.
Bu arada Emre Aköz'ün de gözü aydın...
CNBC-E kanalında yayınlanacak olan tartışmalı "Pasifik" dizisinden, İzmir yangınından sözeden bölümü çıkarmışlar.
Yani, makaslamışlar.
Böylece meseleye "Türk usulü" bir çözüm bulmuş oluyoruz: Seni rahatsız eden konuları yok say!
Yok say ki, eloğlu karşına getirince şaşırasın... Durup düşüneceğin yerde kızıp köpüresin... Araştıracağın yerde küfür edesin...
Bu arada İzmir'i "Ermeniler'in yaktığı" da kesinlik kazanmış, diziyi yayınlayacak olan kanal ve bir kısım basın öyle diyor.
Şehirde koca bir Ermeni mahallesi var (bütün Basmane ve Kültürpark bölgesi), burada binlerce Ermeni yaşıyor ve bu mahalleyi "Türkler'in eline geçmesin" diye tutuşturuyorlar...
Peki sonra kendileri nerede oturacaklar, nerede yatıp kalkacaklar, nerede çalışacaklar, ne yiyip ne içecekler?
Nurettin Paşa'nın bölgeyi ablukaya aldırdığını, yangının Türk mahallesine sıçramasını önlemek için kordon kurdurduğunu yazmıştık...
Yangın bölgesinden kaçıp Türk mahallesine sığınmak isteyen gayrımüslimlere asla izin verilmediğini, "denize doğru" kaçmak ve Kordon'da sıkışıp üstüste yığılmak zorunda bırakıldıklarını, o korkunç kargaşada kimilerinin ezilerek, kimilerinin de suya atlayıp ya da düşüp boğularak öldüklerini de yazmış mıydık?
Yazmamıştık. Belki de yalandır. Belki de "kendi mahallelerini yakmanın" cezasını çekmişlerdir. Ne yapalım, Google'a mı soralım, yoksa tarihçilere mi bırakalım?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN