Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ENGİN ARDIÇ

Hükümeti devirirsen yerine ne koyacaksın TR325?

Taraf gazetesinin başbakanla kavgası bütün hızıyla sürüyor. Başbakan kendisi hakkında "iki yıla kadar ölecek" söylentisi çıkaranları "cüretkârlık ve küstahlıkla" suçlarken, Ahmet Altan da "zavallı başbakan" yazacak kadar ileri gitti. Başbakandan başka türlü kurtulamayacağını bilen muhalif basın da bu ölüm balonuna çok sevindi.
Acaba bu mesele "şişmiş egonun başbakana bile posta koyabilme zevkinden" mi kaynaklanıyor, yoksa işin içinde "daha ince" dümenler mi var? Balonu uçuran bizimkiler, dolduran Amerikalılar da, içinde hidrojen gazı mı var bağırsak gazı mı?
Bir yandan "parti" ile "cemaat" kavgası çıkarma çabaları, bir yandan ölümcül hastalık iddiaları... Birileri aslında AKP iktidarına mı ömür biçmeye çalışıyorlar? Biryerlere "başbakan gidici, siz ister silahlı ister silahsız mücadeleye devam edin, yakında başaracaksınız" mı demek istiyorlar?
İddialar, alt tarafı "açık istihbarat" yapan, büyük ölçüde de "dedikodu derleyen" bir Amerikan şirketine, Stratfor'a dayandırılıyor ve "acar hemşiremiz gizli bilgileri ele geçirdi" havasında veriliyor.
Bu bir gizli örgüt falan değil, gizli servisten emekli olmuş bazı kişilerin kurduğu bir şirket. Hani, Cem Uzan'ı kaçıran "gizli servis emeklisi adam kaçırma uzmanları" gibi, yarı açık yarı kapalı bir kuruluş...
Üstüne üstlük bir de "Aydın Doğan ve bazı ünlü gazeteciler tutuklanacak" yazıp hükümete karşı şimdiden tepki üretme girişimleri... Yapılan, "araştırmacı gazetecilik" değil, "karıştırmacı gazetecilik"... Bu kulaktan dolma dedikoduları (TR325 kodlu kaynak bildirmiş!) çok ciddiye alıp körüklemenin ne anlamı var? Başbakanın dava açıp istediği "otuz bin lira cezanın" acısı değil herhalde.
Taraf gazetesi hükümetin devrilmesini istiyorsa "yerine ne geleceğini" de düşünmek zorunda değil midir?
Herhalde "Kılıçdaroğlu başkanlığında bir CHP-MHP koalisyonu" demeyeceklerdir, adama gülerler.
Öte yandan, bir askeri cuntanın ilk yokedeceği kişilerin kendileri olacağını göremiyorlarsa bu arkadaşlar, her darbede ilk kazığı yiyen ama gene de darbe istemekten geri durmayan sosyalistlerle aralarında bir "feraset farkı" olmadığını kanıtlamış olurlar ki, buna da biz çok güleriz.
Bu çevreden bir dostum bana "biz hükümete değil, rejime muhalifiz" demişti, hatırlayacaksınız.
Bunlar reform değil, devrim istiyorlar, gerçekleşmeyince de küsüyorlar. Ama "yıkıntının altında kalmayacaklarının" garantisini bulabilirler mi?
Ne yani, "hükümet devrilsin, iktidar ortada kalsın, memleket karışsın, bilinen şekliyle Türkiye Cumhuriyeti ortadan kalksın, o kargaşada Kürdistan kurulsun" arayışı mıdır bu?
Peki, Yasemin Çongar'a soralım, Amerika ne diyor?
"Suriye'ye ve hatta belki gerekirse İran'a bile saldırtabileceği daha sert bir Türk hükümeti" elbette hoşuna gider de, böyle bir alternatif var mıdır?
CHP değil herhalde, çünkü CHP yönetimi Esad'a arka çıktı! (Sanırım ne yaptıklarının kendileri de pek farkında olmadan... O sağduyuya sahip olsalardı zaten iktidara oynarlardı.)
Böyle bir savaş atmosferi ve arkasından kaçınılmaz bir şekilde gelecek sıkıyönetim düzeni bazı Kemalist subaylara da cazip gelebilir ama darbe ortamı da hiç mi hiç yok...
Ne yapalım? Kasım ayını, daha doğrusu bir sonraki şubat ayını, yeni gelecek başkan Romney'in dış politikasının netleşmesini mi bekleyelim?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA