ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

Abesle iştigal ediyorsunuz

Bir yandan "seçilme" yaşının on sekize indirilmesi tartışılıyor... Karşı çıkanlar, on sekiz yaşında bir gencin aklının fikrinin yerinde olmayacağını söylüyorlar. Örnek olarak da bunlardan bazılarının "twitter" saçmalıklarını gösteriyorlar.
Ama oy verebiliyor... Yani, eli ekmek tutmamış, eğitimini bitirmemiş bir genç, kimi meclise göndereceğini pek iyi biliyor ama oraya kendisi gidemiyor.
On sekiz yaşında bulunan herkesin "okumakta" olduğunu ve yirmi beş yaşına gelince birdenbire "kemale erdiğini", üstelik çoktan iş bulup para da kazanmış olduğunu varsayan tipik bir gazeteci kolaycılığı!
Hele hele, "korsan gösteri yapmalarına izin verilmemesini" öne sürüp "söz hakları yok, seçilme hakları nasıl olacak" diye sormak da tipik bir muhalif gazeteci basitliği ve ucuzluğu.
Efendiler, seçilme "hakkı" başka şey, "fiilen" seçilebilmek başka şey.
Herşeyden önce çok paran olacak!
Ahmet'e yaranmaya çalışan birtakım veletler inanmasalar da ben altmış yaşımdayım, seçilme hakkım var ama seçilemem. Çünkü kampanyada harcayacak kadar param yok. Bu iş zengin işi.
Demek ki bağımsız adaylık yolu kesik...
Henüz on sekiz yaşına gelmiş bir gencin, seçim masraflarını partisinin üstleneceği kadar toplumda şöhreti ya da ağırlığı olamayacağına, vazgeçilmez bir aday sayılamayacağına göre de...
Abesle iştigal ediyorsunuz.
Kâğıt üzerinde hak başka şey, "fiiliyat" başka.
Siz hele bir hakkını verin, hadi meclise çok değil üç kişi girebiliyorsa on sekiz yaşında, karşı çıkanlardan özür dileyeyim.
Üstelik, "on sekizlik gencin kafası çalışmaz" demenin, "cahil halk kime oy vereceğini bilmiyor, gidiyor Tayyip'e veriyor" demekten bir farkı var mıdır? Bu mantık sizi "saçı uzun aklı kısanın, eksik eteğin mecliste ne işi var" sorusuna, oradan da "hacının hocanın, ya da Haso'nun Memo'nun mecliste ne işi var" sorusuna kadar götürebilir. Derken, "üniversite diploması olmayan mebus olamasın" fikrine gelirsiniz.
Öte yandan da, asıl önemli mesele olan "er ve erbaşların oy kullanabilmeleri" tartışılıyor.
Kullanamıyorlar, çünkü kibarca "komutanlarının etkisi altında kalırlar" deniyor, "emirle oy kullandırılırlar" denemiyor, ordu kızmasın...
Ama subay ve astsubaylar, o gün sandık başına sivil giyinip gitmek şartıyla kullanabiliyorlar, yani örneğin bir albay bir başçavuşu "etkisi altına" alamıyor...
Seçim günü bütün erata çarşı izini gibi seçim izini verirsin, "tek tipi" çıkarır depodaki sivillerini giyer, kışlanın dışında bulunan bir sandığa gider kullanır.
Yani komutanı müdahale edemeyecektir, ayrıca bilemeyecektir o sandıktan hangi partinin çıktığını ve kimin kime oy verdiğini... Erin seçeceği aday da, kendi "memleketinin" adayı değil o sırada askerlik yapmakta olduğu ilin adayı olur alt tarafı. Zaten seçmenin büyük çoğunluğu adayları tanımadan partiye oy vermiyor mu?
Komutanın erlerin beynini yıkayacağını nereden biliyorsunuz ayrıca?
"Atatürk kimdir?" başlıklı, ön dört maddelik bir "amentü" ezberletiyorlar, sular seller gibi bir çırpıda okuyamayan fırça yiyor, oradan mı?
Hem ne korkuyorsunuz? "Sizin kafanızda olan" bir komutan emrindeki erlere CHP telkini yaparsa oylarınız artar, fena mı?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN