ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

Kuran okuyan başbakan her seçimi kazanır

Türk aydını dinini bilmez. Daha doğrusu halkının dinini bilmez. Ama diğer dinler hakkında az buçuk bir bilgiye sahiptir, hele temel eğitimini yabancı dilde öğretim yapan seçkin bir okulda aldıysa... Eh, bu da "alafrangalıktır" işte...
Din konularında laf etmeye kalktığında da kötü çuvallar, "bu yıl hac mevsimi Kurban Bayramı'na denk geldi" gibilerden saçmalar...
Ama buna da pek aldırmaz, çünkü bu gibi konuları fena halde küçümser.
Hacıların hacca gitmesine izin vermekle "dövizlerimiz çarçur edilmektedir"... (Oysa Paris'e gitmek çok doğaldır... Gerçi ona bile kızanlar vardır ama onlar "İsmetçi" bürokrasinin en azgın kesimidir.)
Türk aydını bu "kopukluğunun" ara sıra farkına varıp da can havliyle halkına "inmeye" kalktığında gene gülünç olmaktan kurtulamaz (Deniz Baykal'ın çarşaflı kadınlarla resim çektirmesi gibi.)
"Halkına sosyalizmle inmeye kalkanlar" da daha beter gülünç olmuşlardır, çünkü halk onları hiç mi hiç iplememiştir. Aydınımız bunun üzerine huysuzlanır ve dönüp gene bürokrasiye yamanmaya çalışır, halktan büsbütün uzaklaşır.
Dün gazetemizde bir haber gördüm: Başbakan Kuran okuyormuş. Elbette okuyacaktır. Asıl işi ve mesleği budur. Ortaöğrenimi "teoloji" olmuş, sonra bunun üstüne de iktisat öğrenimi görmüştür. (Türk aydını "İmam-Hatip'e gideni" adam yerine koymaz, ama papaz okuluna gidene saygısı büyüktür!) İmamlar üniversiteye sokulmadıklarından, sıradan lisenin "fark derslerinden" geçmek için açıktan sınavlara girmek zorunda kalmıştır başbakan. Yani tüzüklerle çarpışarak büyümüştür. Bunun için de, tüzüklerle çarpışarak büyüyen bütün çocukların önderi olmuştur.
Başbakanın okuduğu Fatiha, İnfitar ve Mülk sureleri YouTube'da yayınlanmış. Dinleyen ünlü bir Mısırlı hafız, Dr. Feracallah El Şazeli, kendisine "tilavetten" tam not vermiş. Başbakan, tecvit hükümlerine uygun ve harflerin mahreçlerinin hakkını vererek okuyormuş...
Bu, onun gelecek seçimi de niçin kazanacağını açıklıyor. Hayır, iyi tecvit bildiğinden değil. Benim, İnfitar ve Mülk surelerinden haberim olmamasından! (Oysa Ecclesiastes'i, Birinci Krallar'ı, İkinci Krallar'ı, Leviticus'u falan az çok bilirim.)
Başbakanın seçimi kazanacağını da, onu beğenen hafızın adını duyunca dudaklarınızda beliren küçümseme yüklü gülücükten anlarım: İlhan Selçuk'un deyimiyle "Arap çorap"...
Birçok Türk aydını, AKP'nin iktidara gelmesini "arıza" sandı, birçoğu da öyle sanmayı sürdürüyor. AKP, yerli ve Müslüman olduğu için kazandı. (Adnan Menderes dindar değil, "dine saygılı" bir adamdı. Bu kadarcığı bile Kemalist bürokrasiyi çıldırtmaya yetmişti...)
Bu, dindar. Bu, Osmanlı. Bu alafranga değil, yerli. Eski Türkiye'ye de hiçbir borcu yok, tam tersine, ondan alacağı var.
İliklerine kadar Müslüman ve Osmanlı olan halk, çok uzun süren bir bekleme, arama, deneme ve yanılma döneminden sonra, kendisini bürokrasinin, yani onu ezen sınıfın demir kasnağından kurtaracak önderini ve partisini buldu. Bir daha da bırakmaz.
Az buçuk yelkenleri suya inen aydınlar, şimdi "ekonomi iyi gittiği sürece her seçimi kazanır" demeye başladılar. Bendeniz daha da ileri gideceğim: Ekonomi iyi gitmese de her seçimi kazanır. Göremeyen ve anlayamayan aydın, üzülmeye mahkûmdur. Bütün bunları "din sömürüsü" sanan aydın üstelik bir de itilmeye kakılmaya.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN