Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ENGİN ARDIÇ

Totoloji

Bir bilim terimi ama "şu takım mı kazanacak bu takım mı, yoksa maç berabere mi bitecek" tahminleriyle ilgili değil. İtalyan komiği Toto'nun filmlerini seyrederken de kullanılmıyor, İtalyan şarkıcısı Toto Cutugno'yu dinlerken de...
Mantık ve "retorik" biliminde kullanılan bir terim: "Tautology".
Üç ayrı tanımı var. Bir: Her daim doğru olan bir ifade. "Yağmur ıslatır" gibilerden. İki: Sözün gereksiz, herhangi bir ek bilgi içermeyen şekilde tekrar kullanımı. Üç: Tartışmaya hiçbir şey katmayan çok bariz bir iddia. (Demirel'in "hükümet istifa edecek mi" sorusuna "bu hükümet cumhuriyet hükümetidir" cevabını vermesi gibi.)
Totolojiyle demagoji çoğu zaman el ele verirler.

***
Ülkemizde totolojinin tartışılmaz üstadı Kemal Kılıçdaroğlu'dur. Üstadın "cumhuriyet olmasaydı ben Cumhuriyet Halk Partisi'ne genel başkan olamazdım" şeklindeki vecizesi meşhurdur.
Cumhuriyet olmasaydı onun bir de partisi olamazdı tabii.
Fakat acaba Meşrutiyet Halk Partisi diye bir parti kurulamaz mıydı?
Hani şöyle İttihatçı subayların kuracağı bir bürokrat partisi?
Ona rakip olarak da halktan çıkacak bir Osmanlı Adalet ve Kalkınma Partisi?
Mümkündü.
Peki, sistem karşıtı, cumhuriyet isteyen, muhalif bir CHP?
Demokrasi varsa niçin olmayacakmış?
Peki, Tunceli'nin (o zaman Tunceli olmayacağına göre Dersim'in) bir köyünden çıkmış kavruk bir bebe de bu partinin başına geçemez miydi?
Bürokrasiye "intisab etmek" şartıyla niçin olmasın? Totoloji sevenler ikide bir şunu öne sürerler: Cumhuriyet olmasaydı Kayserili bir tornacının oğlu, Rizeli bir kaptanın oğlu cumhurbaşkanı olamazdı...
Fakat o Kayserili ve o Rizeli politikaya da mı atılamazlardı?
Meclis-i Ayan üyesi olamazlardı belki (Osmanlı senatosu) ama Meclis-i Mebusan üyesi de mi olamazlardı?
Seçim kazanırlarsa sadrazam olamazlardı diyecek var mıdır?
Olamazlardı diyen, bana, Selanik Postanesi'nin telgraf memuru Edirneli Talat'ın bir imparatorluğa nasıl önce Dahiliye Nazırı, sonra da Vezir-i Azam olabildiğini açıklasın.
***
Başka bir safsata, "eğitimini cumhuriyete borçlusun" iddiasıdır.
Benim ilk, orta ve liseyi okuduğum okul 1868'de, yüksek tahsilimi yaptığım okul ondan da önce, 1863'te açılmıştı... Abdülaziz devri. Atatürk daha doğmamıştı bile.
İstanbul Üniversitesi mi? 1900 yılında kuruldu (bazı fakülteleri daha da önce.) 1933'te yeniden düzenlendi. Ama bunu yeni kuşaklara öyle bir öğretirler ki, sanki bu memleket 1933'ten önce üniversite görmemiş.
Çünkü ağaç kovuğunda yaşıyormuş insanlar.
Osmanlı'nın da, cumhuriyetin ilk on yılının da subayları, doktorları, mühendisleri, avukatları, hâkimleri, savcıları uzaydan gelmişler.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA