ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

İnafın gayri

Çanakkale zafer gününde bütün camilerimizde hutbe okutulmuş, fakat içinde Atatürk adı geçmemiş...
Sayın Kemal de buna çok kızmış. Kendini göstermek için salıdan salıya tertiplediği grup toplantısında veryansın etmiş.
İmdi... 18 Mart "deniz harekâtının" yıldönümüdür.
Bunun Atatürk'le bir ilgisi yoktur, Atatürk "bahriyeli" değildi, karacıydı.
Fakat biz her sene 18 Mart'ta "toptan" iş görüyoruz tabii, denizle karayı birleştirip hepsini birlikte anıyoruz.
"Toptan" anılacaksa, Atatürk'ten söz etmemek büyük saygısızlıktır. Atatürk'ün Çanakkale'de gösterdiği büyük başarıyı kimse inkâr edemez. Atatürk oraya yarbay gitti, orada albay, daha sonra da general oldu. (Bu arada Enver hep paşaydı ama!)
Merak ettiğim bir şey var: Kemalistler ne zamandan beri "cuma hutbelerine" önem verir oldular?
Sakın bu da CHP'nin "sağı gıdıklama" politikasının bir uzantısı olmasın?
Baksanıza, İstanbul belediyesine de Abdüllatif Şener'i aday göstermeyi düşünüyorlarmış!
Amigo yazarlar şimdilik bunu ortaya atıp nabız yokluyorlar, acaba tepki görür müyüz?
Görürsünüz. Bence İlker Başbuğ'u gösterin, belediyecilikten anlamaz ama dediği dediktir.

***
Çanakkale, kurtuluş savaşımızın "bir bölümü" değildir.
"Başlangıcı" da değildir.
Arada tam dört yıl vardır yahu!
Çanakkale, bir emperyalist blokun (İngiltere ve Fransa), karşı emperyalist bloka (Almanya ve Türkiye) saldırısıdır, başarıyla püskürtülmüştür. Türkiye'nin yenilip savaş dışı kalması daha üç yıl süreyle ertelenmiştir. (Ama sonuç değişmemiştir.)
Komuta da Almanya'daydı, başımızda Alman generali vardı (Liman von Sanders)...
O kadar ki, Enver "başkumandan vekiliydi" ama Osmanlı ordusunun genelkurmay başkanı da bir Alman generaliydi, Bronsart von Schellendorff!
Torununun "dedem Alman hayranı değildi" dediği Enver, Almanya'ya tam teslim olmuştu. Atatürk buna şiddetle karşı çıkıyordu...
Silah, cephane, donumuza kadar Almanlar veriyorlardı... Nitekim 1918 sonbaharında, Suriye cephesinde gerilediğimiz için değil, Bulgarlar teslim olunca İstanbul-Berlin demiryolu bağlantısı kesildiği için pes ettik!
Cumhuriyet döneminin resmi tarihçileri, "içinde Atatürk geçtiği için" Çanakkale'yi aldılar, kurtuluş savaşımıza "monte" ettiler...
Buna karşılık Kut-ül Amare, içinde Atatürk geçmediği için tarihten silindi, unutturuldu. Kafkasya'yı harmanlayıp Baku'ya giren Atatürk değil de Mürsel Paşa olduğu için o da unutturuldu.
Kurtuluş savaşımızı Çanakkale'den başlatacaksanız...
Niçin 1910 yılında Atatürk'ün Libya'ya saldıran İtalyan ordusuna karşı gerilla savaşı örgütlemek için oraya gittiği tarihi esas almıyorsunuz?
Savaşsa savaş, kahramanlıksa kahramanlık, hem de anti-emperyalizm işte.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN