TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
SAVAŞ AY

Polisten nabza göre hiddet...

Dün Taksim Meydanı'nda görev yapan gazeteciler arasında benden gayri kanlı 1 Mayıs 77'i yaşayan var mıydı bilmem. Gözüme çarpmadı ama ola ki varsa eminim onlar da benimle benzer duyguları yaşamıştır. Anılara betonla kazınmış karelerde panzerin üzerinden geçtiği bir kadın işçi, ölü bedeni abidenin az ötesinde kanlar içinde yatarken hâlâ elindeki DİSK yazılı mini pankartı bırakmamış bir emekçi, Kazancı Yokuşu'nun başlangıcında sıkışıp canını yitiren, cesetleri üst üste yığılı onlarca yurttaş. Dahası art arda patlayan silahlar, çatışmalar, vuruşmalar, yaralanıp, yakalanmalar... Dün böyle kâbus bir DEJAVU yaşarım diye elim böğrümde izledim 1 Mayıs'ı. Harbiye, Osmanbey, Şişli, Mecidiyeköy, Beşiktaş, Dolmabahçe, Cihangir, Tarlabaşı cenahlarında da epey dolaştım ama esas olarak Taksim Meydanı'nı merkez aldım kendime. Şimdi minik notlarla izlenim sunayım size:

'HİÇ UYUMADIM'

*
Şunca yılın polis muhabiriyim, sokak ortasında elle nabız ölçerek "eylemci" ayırt edildiğini ilk kez gördüm. Molotof atıp kaçan gençler kalabalığa karışmasın diye polis durdurup nabızlarını ölçtü. "Makul" şiddette atana hiddetlenmedi. Yüksek atana ince arama yapıp bazılarını gözaltına aldı.

* Harbiye taraflarında rastladığım Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'ı Taksim'e kadar izledim. Yardımcıları ve 8-10 kişilik Çevik Kuvvet müfrezesi eşliğinde yürüdü Cerrah Müdür. Yol boyunca kurmaylarıyla durum değerlendirip, bilgileri alıp emirler verip yönlendirdi onları. Son derece soğukkanlıydı, geçtiği yerlerde önlem alan genç polislere hal hatır sordu bazılarının başını okşadı, yanaklarını öptü, moral verdi. Bazen de yurttaşlarla karşılaşıp kısa sohbetler yaptı, endişelenmemelerini istedi. Bir ara yanında koşarak geçen sporcu bir hanıma gülerek bakarken esnafla da sohbet etti. Yol boyu sohbetimiz sırasında sabah kaçta kalktığını da sordum. "Hiç yattın mı, uyudun mu onu sor" diyerek güldü.

* Cerrah Müdür'ün hemen arkasında elinde çantayla takip eden sivil giyimli genç bir polis vardı. Çantasının içinde uzaktan kumandalı patlayıcıları bertaraf eden frekans karıştırıcı "Jammer" aygıtı taşıyordu o genç polis.

* "Makul sayıda" sendikacının çeşitli aralıklarla meydana girmesine, küçümen törenler yapmasına izin verildi. Hatta risk alınıp eylem yapma potansiyelleri yüksek varsayılan bir grubun da İstiklal Caddesi'nden alana girmesine müsaade çıktı.
BİZE ULAŞIN