HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Sabaha karşı Dolce Vita!

Adam ve kadın dizlerine kadar sular içinde öpüşmek üzeredirler.
Takım elbiseli, tedirgin ifadeli adam bir magazin muhabiridir.
Sarı dalgalı saçlı gösterişli kadınsa geceyi bir "çılgınlıkla" kapamak isteyen ünlü bir Hollywood yıldızıdır.
Her şey "Aşk Çeşmesi" diye bilinen Roma'daki meşhur Fontana di Trevi'nin havuzunda olup biter.
Bu filmi hiç görmeyenler; hatta nasıl bir film olduğunu bilmeyenler dahi anlattığım sahneyi bilirler...
Anita Ekberg ve Marcello Mastroianni'li o sahne yıllar içinde zihinlere kazınmıştır.
La Dolce Vita'dan ("Tatlı Hayat") söz ediyorum.
Fellini'nin 1960 yapımı şaheserinden...

***

62. Cannes Film Festivali
'nin açılışı nedeniyle İngiliz Daily Telegraph gazetesi Altın Palmiye kazanan bütün filmler arasında sıralama yapmış ve birinciliği La Dolce Vita'ya vermiş.
Neden Scorsese'nin Taxi Driver'ı veya Wim Wenders'in Paris/Texas'ını değil de La Dolce Vita'yı seçmişler?
Doğrusu, pek anlayamadım. (Ben olsam o iki filmden birini seçerdim.)
Bu yüzden de geçen gece oturdum; Fellini'nin 3 saatlik filmini bir daha izledim.
İyi ki izlemişim!
Ha! Şunu da ekleyeyim...
Gerçek "Aşk Çeşmesi"nin bütün "numarası" daracık bir meydanda o sular, fıskiyeler ve heykelleriyle birdenbire karşımıza çıkmasıdır!
La Dolce Vita'daki ise daha kışkırtıcı, daha romantik ve büyüleyici...

***
Filmin kadınları muhteşem!
Anita Ekberg kendini oynuyor; İtalya'yı ziyaret eden İsveç asıllı yıldızı! Filmle Anita Ekberg'in adı hep yan yana yazılmış ve anılmıştır.
Oysa bana sorarsanız, şımarık, mutsuz, zengin kadın rolündeki Anouk Aimee çok daha çarpıcıdır!
Ne muhteşem bir stil ve erostur onunki! Anlatması zor!
Film zamanında 1950'lerin sonunda palazlanan İtalyan burjuvazisinin "vur patlasın, çal oynasın" hayatının eleştirisi olarak değerlendirilmişti.
Hatta Milano'daki ilk gösteriminden sonra bir kadın Fellini'ye "ne yaptığınızı sanıyorsunuz, bu film Bolşeviklerin işine yarayacak" diye bağırmıştı.

***

Siyah beyaz fakat hâlâ çok genç bir film La Dolce Vita!
Peki bugünün insanlarına ne anlatıyor?
Hazlara ve gündelik çıkarlara odaklanmış bir hayatın kısa sürede "hapishane"ye dönüştüğünü...
Modern eğlencenin neşeden yoksunluğunu...
Aşksız tutkuların hızla acıklı bir şiddete dönüştüğünü...
Ve daha pek çok şeyi anlatıyor...
Meraklısının ve sinema sanatını seven gençlerin aklında olsun, derim.
BİZE ULAŞIN