HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Seçmen "merkez"in sağına soluna bakmaz!

Haydi biraz siyaset konuşalım!
Güncel siyasetin sosyolojik izdüşümlerine bakalım biraz. Epeydir yapmadık bunu.
Ne oldu geçenlerde?
Cindoruk DP Genel Başkanı seçildi. Ardından hep birlikte "merkez sağın geri dönüşü" nü tartışmaya başladık.
Peki gerçekte geri dönen ne? Bir siyasi çizgi mi? Hayır!
Geri dönen Demirel.
Geri dönmek isteyenler Mesut Yılmaz, Tansu Çiller ve diğerleri...
Belli ki, son seçimin ortaya çıkardığı tabloyu kendilerince yorumlayan ve "durumdan vazife çıkaran" eski siyasetçiler şimdi "merkez valileri"nin görev hevesi ve telaşı içindeler.
***

"Merkez sağ" siyaset bilimcilerinin sevdiği bir kavram. Elbette işe yarar bir kategori.
Ama siyasetin sosyolojik zemini açısından bakıldığında...
Biraz kışkırtıcı biçimde söylemek isterim ki...
Bizde merkez sağ diye tutarlı bir çizgi hiç olmamıştır!
Merkez sol da yoktur!
Bunlar iki kutuplu dünyada antikomünist devlet politikasıyla medyanın elbirliği ederek uydurdukları siyasal efsanelerdir.
Seçmenlerin gözünde esas olarak etkileyici liderler ve izledikleri millet yanlısı politikalar vardır!
Böyle oldukları süre boyunca o siyasetçiler zaten "merkez"de değil, seçmenin kalbindedirler!
Ne zaman ki siyasal durumları statükodan yana döner, ne zaman ki liderlikleri kaşarlanır, o zaman "merkez" olurlar ve sandıkta kaybederler.
***

Menderes'in Demokrat Partisi CHP'nin kurduğu ve temsil ettiği statükoya karşı çıkıp iktidara geldiğinde merkezde değildi...
Demirel'in AP'si de 27 Mayıs'la yeniden tesis edilen statükoya başkaldırdığında oy almış fakat darbelerden paçasını kurtaramamıştı. AP ve devamı partilerin devlet siyaseti yaptıklarında sandıkta nasıl kaybettiklerini biliyoruz.
Peki Özal'ın ANAP'ı "merkez"de miydi? Hayır. Ama Mesut Yılmaz'ın ANAP'ının "merkez"den başka nerede olduğunu söyleyebiliriz ki!
Gelelim "merkez sol" efsanesine...
Ecevit'in adını dağlara taşlara kazıtan 1970'lerdeki CHP'yi "merkez sol" olarak değerlendirmek olup biteni hiç anlamamak olur. "Toprak işleyenin su kullananın" diyen, MSP ile koalisyon yaparken "tarihsel uzlaşma"dan söz eden bir CHP nasıl "merkez"de sayılabilir?
O günler kapandıktan sonra CHP merkez parti oldu ama sol olduğu çok tartışılır!
***

Yani... "Merkez" çizgiler siyasal aktörleri çok ilgilendirmiş fakat sanıldığının aksine seçmenin umurunda olmamıştır.
Kuşkunuz olmasın ki, yeni Cindoruk'lu DP'yi de umursamayacaktır.
Seçmen uçlara, aşırılıklara yüz vermez.
Ama "merkez"de olmayı; statükoyla kol kola girmeyi de hoş bulmuyor. Bütün çok partili seçim deneyimlerimiz bunu net biçimde gösteriyor.
Tartışacaksak... buradan başlamak lazım.
Not: Bir de bütün dünyayı ve bizi de etkileyen "yeni siyaset sahnesi" meselesi var. Doğru düzgün bir partisi olduğu bile söylenemeyecek Berlusconi'leri sürekli iktidarda tutan sosyolojik oluşumlar...
Onu da konuşmak gerek. Ama yer bitti. Başka zamana...
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN